
Zaki Youssef
Malik

Yabancı düşmanlığının öznesi olmuş iki genç adam korkunç bir ikilem içindedir. Zakaria, maruz kaldığı yıldırma politikasına tepki olarak harekete geçmeye karar verir. Kopenhag istihbarat topluluğu üyesi olan Ali ise, tehditle mücadelesini profesyonel yollardan sürdürmeye çalışacaktır.

Zaki Youssef
Malik

Mohammed Ismail Mohammed
Zakaria

Rasmus Bjerg
Martin Nordahl

Imad Abul-Foul
Hassan

Olaf Johannessen
Jon Frederiksen
Shirin Habib Shukr
Zakarias' Mother
Ivan Ala Ali
Zakarias' Little Brother

Özlem Sağlanmak
Mariam

Morten Holst
Christian
Ali Hossein Al-Khudri
Malik's Son

Stine Prætorius
Silje Nordahl
Mikkel Derby Kragh
Martin Nordahl's Son

Morten Burian
PET Agent

Elliott Crosset Hove
Young Man

Ari Alexander
Sons of Denmark's Voice (voice)

Birbirine sıkı sıkıya bağlı bir aile, "Değişim" olarak bilinen tartışmalı bir yükseliş hareketinin karmaşasına kapılır. Ellen ve Paul, Ellen'ın eski öğrencisi Liz'in yeniden ortaya çıkıp oğullarıyla çıkmaya başlamasıyla hayatlarının altüst oluşuna tanık olur. Liz, Taylor ailesinin bir parçası haline geldikçe gerilim artar ve sadakatleri sınanır. Liz'in "Değişim"deki rolü, iç içe geçmiş çatışmaları yüzeye çıkarır ve ulusun endişe verici ve zorlu bir belirsizlik döneminde diken üstünde olduğu bir dönemde ailenin yapısını çözer.

Leo ve kızarkadaşı Louise'in aşkı bir bebek beklediklerini öğrenmeleriyle başka bir şekil alır. Louise'in hamileliği Leo'nun kendisine olan nefretini adeta tetikleyerek ilişkinin sonunun başlangıcını işaret etmektedir. Leo'nun Louise'e şiddet uygulamasıyla bebeğini kaybetmesi erkek kardeşinin korkunç intikamını ortaya çıkarır. Bleeder vurucu ve derinden etkileyici bir insanlık trajedisi...

Reklamcı Charles Schine her gün işiyle evi arasında mekik dokuyan Chicago'lulardan birisidir. İşine gitmek için her sabah düzenli olarak 8:43 trenini yakalamak zorundadır. Bir gün treni kaçırır ve Lucinda ile tanışır. Lucinda çok güzel, büyüleyici ve baştan çıkarıcıdır. Lucinda ve Charles'ın her ikisi de adeta çocuklarıyla evli olmasına rağmen sanki bir manyetik alan gibi birbirlerine doğru çekilirler. Birlikte yedikleri öğle yemekleri kısa sürede iş sonrası akşam yemeklerine dönüşür. Çok geçmeden de kendilerini bir otel odasında bulurlar. Charles ile Lucinda'nın mükemmel gibi görünen ilişkisi, odaya LaRoche adlı acımasız bir yabancının girmesi ve ikisini silahla tehdit etmesiyle çıkmaza girer. Yasak aşk artık akla hayale sığmayacak kadar tehlikeli ve şiddet yüklü bir kabusa dönmüştür. Charles'ın yaşamı artık ihanet, şantaj, şiddet ve cinayetlerle doludur. Karısına açılamayan ve polise de bir şey söyleyemeyen Charles, artık tanımlayamadığı bir dünyanın içinde tuzağa düşmüştür.

Avrupa'da birçok yeni evli çift, arkasında hep aynı izi bırakan cinayetlerle karşı karşıya kalıyordur. Kanon'un kızı da balayı sırasında öldürülmüştür. Kanon da İskandinav bir gazetecinin yardımı ile olayı çözmeye çalışacaktır.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Wenders, Patricia Highsmith'in Ripley'in Oyunu (Ripley's Game) adlı romanından uyarladığı bu filmde Dennis Hopper, Nicholas Ray ve Samuel Fuller gibi Amerikan sinemasının üç idolunun bir araya getirmektedir. Amerikalı Arkadaş 'Kara Film (Film Noir)' türünün en iyi örneklerinden biri olarak kabul edilir. Filmde Ripley (D.Hopper), sahte tabloları, sanat koleksiyoncularına bile yutturarak muazzam servet edinmiş, kovboy şapkasını kafasından çıkarmayan bir Amerikalı olarak karşımıza çıkar. Önceden tanıdığı bir mafya patronu Ripley'den geçmişi temiz bir kiralık katil bulmasını ister. Ripley'in aklına gelen çerveci Zimmermann (Bruno Ganz)'dır. Kan kanseri olan Zimmermann bu işi özgür iradesiyle kabul eder. Ancak sonrasındaki geri dönülemez gelişmeler Ripley'i ilginç kararlar vermek durumunda bırakır.

Oscar ödüllü oyuncu Susan Sarandon, Juno’nun yıldızı Ellen Page ve Cillian Murphy’den olağanüstü bir psikolojik gerilim. John Skillpa Peacock, Nebraska’da kendi halinde yaşayan bir banka memurudur. Gözlerden uzak, izole edilmiş bir hayatı seçmiştir çünkü tüm kasabasadan sakladığı bir sırrı vardır: John çift kişiliklidir ve diğer yarısı bir kadındır. Bu arada kasabanın yakınlarında bir tren kazası meydana gelir. Olaylar öyle bir gelişir ki John istemeden bir şekilde kazaya dahil olur. Bu kaza hem kasaba hem de John için bir dönüm noktası olacak, bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Senaryosunu Quentin Tarantino'nun yazdığı filmi Oliver Stone yönetmiş ve bunun yüzünden araları açılmıştı. Mickey ve Mallory birbirlerini seven ama 'doğuştan katil' olan iki aşık. Yaşadıklarını öldürerek hissedebiliyorlar belki de. Ancak 90'ların giderek çığrından çıkan medyası da onları kahraman gibi göstermekten geri kalmıyor. Böylece iki doğuştan katil yolculukları sırasında arkalarında onlarca ölü bırakarak yollarına devam ediyorlar. Yakalandıklarındaysa medya yine kurtarıcıları olarak çıkıyor karşılarına...

Evli ve iki çocuk babası olan adli tıp fotoğrafçısı Jonas mutlu olsa da hayatında bazı şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Bir gün Julia adlı genç bir kadınla arabaları çarpışır. Suçluluk duygusuyla, ağır yaralı kaldırıldığı hastaneye genç kadının ziyaretine gider ve orada Julia’nın ailesi onu kızlarının Güneydoğu Asya’da tanıştığı erkek arkadaşı zanneder. Güzel genç kadın yarı kör ve hafızası hasar görmüş halde kendine geldiğinde, Jonas rolünü oynamaya devam eder. Bir yandan Julia’yla bir yandan da kendi ailesiyle ikili bir hayat yaşamaya başlar. Ta ki bir gün çok ileri gittiğini ve işlerin kontrolünden çıktığını fark edene dek. Kendini geri çekmeye çalışsa da, Julia’ya âşık olunca bunu başaramaz.Hayat egzotik hayaller üstüne kurulu değildir ve acı gerçek bir gün kapımızı çalar.


Bir yazarın New York'ta kendine kurduğu mükemmel hayatı, bir gerçek suç belgeseli yüzünden korkunç lise geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalmasıyla birlikte altüst olur.

Film, siyahi eylemci Stephen Biko ve onun mesajını tüm dünyaya duyurmak uğruna hayatını tehlikeye atan beyaz liberal bir gazetecinin gerilim dolu hikayesini anlatıyor. Biko'nun gözünden Güney Afrika gerçeğini öğrenen editör, arkadaşının polis baskısıyla susturulduğunu öğrenir. Biko'nun mesajına karşı sessiz kalmak istemeyen editör tehlikeli bir görev üstlenir ve dünyaya cesaret vermek adına Biko'nun unutulmaz hikayesini anlatmaya karar verir.

Rick Dalton, bir televizyon filmi aktörüdür. Dalton'ın başarılı bir western dizisi bulunmaktadır. Ancak Rick, kendini televizyondan uzaklaştırıp film sektörüne adım atmak istemektedir. Onun dublörü olan Cliff Booth ise bu konuda ona katılmaktadır. Ancak ikilinin yaşlarının ilerlemesiyle birlikte Hollywood'taki şansları da azalmaktadır. Hollywood'un yeni gözdelerinden olan Sharon Tate ise Rick'in komşusudur. Ancak Hollywood'un ışıltılarla dolu ve pervasız akışı, Tate'in ve dört arkadaşının Charles Manson tarikatı tarafından katledilmesiyle kesilecektir…

Bir grup inşaat işçisi Kopenhag’daki eski bir apartmanda korkunç bir keşfe imza atarlar. Dairelerin birindeki sahte duvarın ardında bir yemek masasının etrafında dört sandalye ve üçünde oturan mumyalanmış üç ceset ve boş bir sandalye bulurlar. Faili Meçhul Departmanı dedektifi Carl Mørck ve yardımcısı Esad’a düşense mumyaların kime ait olduğu ve dördüncü sandalyenin kime ayrıldığıdır. Carl ve Esad daire sahibinin peşine düşer ve ipuçları dedektiflerimizi Sprogø’da bulunan sözde ahlaksız kızların yerleştirildiği bir kadın hapishanesine götürür. İşler daha karmaşık bir hale gelmeye başlayacaktır.

Jussi Adler-Olsen'in Department Q serisinden uyarlanan serinin ikinci filminde 20 yıllık bir dosya Carls Mørck 'ın masasına gelir. Konu 1994 yılında genç ikizlerin cinayetinde başlangıçta katil olarak bir grup üst sınıf öğrenci şüpheli olarak görünmesine rağmen, dava başlangıç noktasında çok farklı bir hâl almasıdır.

Jutland'da uzun zaman önce okyanusa bırakılmış bir şişede bulunan gizli bir mesaj sekiz yıl sonra ortaya çıkar ve ayrıcalıklı bir ekip olan Faili Meçhul Departmanı bu şişenin arkasındaki gizemi çözmek için soruşturmaya başlar. Mesaj bir erkek çocuğunun kanıyla yazılmıştır ve deşifre etmek oldukça zordur. Bu arada, kaybolmuş olan iki küçük çocuk vakası, yerel polisin yanı sıra Faili Meçhul Departmanını da dikkatini çekmektedir. İki vaka arasında göz ardı edilemez benzerlikler vardır. Birbirleriyle bir alakaları var mı, yoksa benzerlikler sadece bir tesadüf mü? Bunu öğrenebilmek için zamana karşı yarışmaları gerekecektir.


Billy Hoyle (Woody Harrelson) ve Sidney Deane (Wesley Snipes) şehirdeki en iyi basketbol oyuncuları olduklarını düşünmektedirler.Bir gün yolları kesişir ve güçlerini birleştirip bunu para çevirmeye karar verirler.Bundan sonra pek çok iş yapan bu ikiliyi artık hiç birşey durduramaz. Ancak başları da beladan kurtulmaz.Çünkü Billy'nin gangster tipi bazı adamlara büyük miktarda borcu vardır.

Lisa Reisert uçak yolculuğundan nefret eden bir kadındır. Miami'ye yapmak zorunda kaldığı gece uçuşu sırasında terörün yanıbaşında olduğunu fark edecektir. Uçağın havalanışından kısa süre sonra Lisa'nın yanındaki koltukta oturan Jackson adlı bir adam, gayet nazik bir ses tonuyla bu yolculuğa çıkışının gerçek sebebini açıklar. Çok zengin bir işadamını öldürmekle görevlendirilmiş gizli ajandır. Lisa ise onun başarısının anahtarı olacaktır. Eğer işbirliği yapmayı kabul etmezse genç kadının babası bir suikastçi tarafından derhal öldürülecektir. Bu cinayet için Jackson'ın bir telefonu yeterli olacaktır.Yeryüzünden 10.000 metre yüksekteki uçağın içinde tuzağa düşen Lisa'nın kaçacak yeri yoktur. Babasının hayatını ve kendi hayatını tehlikeye atmamak için çevreden yardım istemeye de cesaret edemez. Saniyeler hızla ilerlerken zamanın azaldığını bilmektedir. Çaresizlik içindedir. Kendisini rehin alan acımasız kişiyi alt etmenin ve olası bir cinayeti önlemenin yolunu bulmaya çalışır.

Utangaç ve ezilen Ben için bir başka korkunç yaz tatili gelip çatmıştır. 17 yıldır anormal şekilde tutucu ve geleneksel ev ortamında aşırı alıngan ve zorbalık eden annesiyle ve kilise çanını ona çaldıran sessiz, sakin yapılı papaz babasıyla yaşamaktadır. Diğer çocuklar eğlenirken, Ben bu değerli az sayıdaki haftayı incil derslerine giderek, annesiyle direksiyon kursu alarak ve yerel huzurevinde çalışarak geçirmektedir. Ancak, hafif kaçık bir emekli aktris olan Evie’nin yanında çalışmaya başladığında Ben’in dünyası altüst olur. Evie, kesinlikle Ben’in ’Selam İsa’ adlı tutucu cemaat dergisinde iş ilanlarına bakarken beklediği türde biri değildir. Evie Ben’in hayatına afet gibi bir güçle girer, onu kamp yapmaktan bahçede Shakespeare oynamaya ve sonunda kendi yaşında bir kızla tanışacağı Edinburgh festivaline gitmeye kadar bir dizi maceraya sürükler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir