
Tom Hiddleston
Caius Martius Coriolanus

When an old adversary threatens Rome, the city calls once more on her hero and defender: Coriolanus. But he has enemies at home too. Famine threatens the city, the citizens’ hunger swells to an appetite for change, and on returning from the field Coriolanus must confront the march of realpolitik and the voice of an angry people.

Tom Hiddleston
Caius Martius Coriolanus

Mark Gatiss
Menenius Agrippa

Deborah Findlay
Volumnia

Birgitte Hjort Sørensen
Virgilia

Elliot Levey
Junius Brutus

Jacqueline Boatswain
Valeria / Fourth Citizen

Peter de Jersey
Cominius

Helen Schlesinger
Sicinia

Hadley Fraser
Aufidius

Alfred Enoch
Titus Lartius

Mark Stanley
Second Citizen / Volscian Lieutenant

Rochenda Sandall
First Citizen

Dwane Walcott
Third Citizen
Joe Willis
Young Martius

Parlak bir geleceği olan genç bir adam, neredeyse ölümcül bir kaza geçirir ve beklenmedik bir hayvan arkadaşının yardımıyla yeni hayatını yeniden yaratır.

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

Anton Çehov'un Vanya Dayı adlı oyununu beyaz perdeye uyarlayan Vanya 42.Caddede, oyunun, harcanmış hayatlar, yalnızlık, umut ve umutsuzluk temasını öne çıkartan bir yapım. Eski dostlar bir araya gelir ve Manhattan sokaklarından geçerek ilk buluşmalarına giderler. Daha biz ne olduğunu anlamadan oyun sahnelenmeye başlar. Oyuncular hâlâ sokak kıyafetleri içindedir ve fakat seyirci kendini bir anda Rusya'da bulur. Vanya Dayı, yıllardan beri ölmüş kızkardeşinin kocası Serbryakov'un malikanesini idare etmiştir. Şimdi, yeni karısı Yelenayla eve gelmektedir.

Tom and Mae Garvey are a Tennessee farming couple battling violent floods to save their land. In addition to natural disasters, the Garveys fight to stop a selfish land developer and a local corporation from foreclosing on their farm. While Mae stays at home to care for their children and tend to the crops, Tom finds work as a scab at a steel mill to preserve his family's property.

Spor yazarı Erik, evsiz bir adam olan Champ'i sokaklardan kurtarmaya karar verir. Ancak bu kararırın ardında Champ'in kim olduğuna dair gizi ortaya çıkarmak vardır. Erik bunun gizli kalamayacak bir sır olduğunu ve Champ'in öldüğüne inanılan efsanevi boksör olduğunu düşünmektedir. Champ'in efsanesini diriltirken, onun bireysel macerasında babası ile olan ilişkisinin önemini anlayacaktır. Champ'in yaşamıyla ilgili gerçeklere daldıkça, kendi yaşamında geri plana attığı, yüzleşmekten korktuğu ilişkiler ortaya çıkacaktır. Erik kendi yaşamı ve ailesiyle olan ilişkisini gözden geçirecek ve uzun zamandır hiç yapmadığı bir şekilde kendisiyle yüzleşecektir.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Kaybettiği eşinin yasını tutan başarılı yönetmen Yusuke Kafuku, Çehov’un Vanya Dayı oyununu sahneye koymak üzere Hiroşima’da bir festivale çağırılır. Festival kendisine 20 yaşında bir kadın şoför tahsis eder; Kafuku, hiç beklemediği bir şekilde, gizemli şoförüyle yalnızlık, kayıplar ve yasla bezeli, sırların karşılıklı olarak açıklandığı bir dizi yolculuğa çıkar. Sanatın aslen insan doğasını daha iyi anlamak için bir araç olabileceğini savunan bu zarif film, ustalıkla işlenmiş bir yalnızlık muhakemesi.

Güzel ve seksi bir oyuncu, bir yönetmeni yeni projesinde kendisini oynatması için ikna etmeye çalışır. Fakat bunun için kullandığı yöntemler sıra dışıdır. Amaca giden her yol mübahtır. Avusturyalı yazar Leopold von Sacher-Masoch'un 1870 yılında basılan dünyaca ünlü romanı Venus in Furs'un yeni bir uyarlaması olan yapımın yönetmen koltuğunda bu sefer Polonyalı sinemacı Roman Polanski oturuyor. Filmin baş rollerinde ise Emmanuelle Seigner ve Mathieu Amalric yer alıyor...

Okuldan atılma noktasına gelen Max Fischer'ın Rushmore'dan ihraç edilmeye tahammül etmesi mümkün değildir. Çünkü Rushmore onun sevdiği tek şeydir. Rushmore'a öğretmen olarak atanan Rosemary’i etkilemek için her şeyi yapmaya hazır olan Max'i, Herman Blume’un da bu garip ilişkiye dahil olmasıyla daha da zor günler beklemektedir. Yalnız ama ilginç fikirlere açık bir adam olan Herman, Max'e dilediği konuda maddi desteği vermeyi hazırdır. Ancak iki arkadaşın arası ikisi birden Rosemary'e aşık olunca biraz açılmaya başlar.

Alexander 11 yaşındayken yarı İngiliz yarı Fransız annesi ölmüş ve babası da uzun süre önce onları terk etmiştir. Kadın, başka biriyle evlidir ve ölümünün ardından adam, karısının sahip olduğu her şeyi elde etmenin peşine düşmüştür. Böylece Alexander da beş parasız kalır. Alexander büyür ve para kazanmanın farklı yollarını bulmaya başlar. George Washington'ın yaveri olur ve savaşma yetkisi olmadan savaşı yönlendirmeye başlar. New York'a geldiğinde bir avukat olur. New York Bankası'nın kurucusu olan Alexander, George Washington'ın Amerika Başkanı olmasıyla birlikte Hazine Bakanı olarak görev yapar. Tüm bunlar hip hop müzikleri eşliğinde bir arka plan ile sergilenir.

Shy sixteen-year-old Stacy Collins can't believe that the most popular guy in school, an attractive athlete named Bobby Tennison, is interested in her. At first she is flattered by his constant attention, but then he becomes possessive and jealous-telling her who she can speak to and what she can wear. Threats escalate into violence when Bobby thinks Stacy has stepped out of line. Soon she is walking on egg shells and living in fear. Having seen the tell-tale bruises, Stacy's best friend convinces her to break things off with Bobby-but in a moment of weakness, Stacy goes to meet him. It will be the last time she is seen alive.

V. Henry William Shakespeare’in ayni adli oyunundan uyarlanan 1944 yapimi bir Laurence Olivier filmidir. Yönetmenliğini yapan “Laurence Olivier”, ayni zamanda başrolü de oynamıştır. Senaryosunu Olivier, Dallas Bower ve Alan Dent ile birlikte uyarlamıştır.

Üç adam, üç kadın. Farklı hayatlar, zıtlıklar, olasılıklar ve de zevkler, hepsi bu romantik komedide birbiriyle kesişiyor

Yaşlanmakta olan Kral Lear, topraklarını 3 kızı arasında paylaştırmaya karar verir. Yaşça büyük olan kızları Goneril ve Regan, süslü sözlerle kralın aklını çelerken, en küçük kızı Cordelia ise ablalarının entrikaları sonucunda babası tarafından reddedilir. Onu gerçekten seven tek kızını uzaklara gönderen ve dalavereci, çıkarcı kızlarına ülkeyi teslim eden kral, bu kararı ile hem kendisinin hem de ülkesinin kaderini mühürler. Kralın kararı, trajediyi ve felaketleri beraberinde getirecektir.

Film Henry Lee Lucas adlı bir seri katilin hayatından bir bölümü anlatır. Hapishaneden tanıştıkları ve aynı evi paylaştıkları kendisi gibi psikopat ve uyuşturucu bağımlısı arkadaşı Otis'le birlikte zevk için arka arkaya işledikleri bir dizi cinayet konu edilir. Bu canavarca cinayetleri durmaksızın işlerlerken hiçbir amaçları veya motivasyonları yoktur. Film gerçekte bir seri katil olan ve 2001 yılında cezasını çekmekte olduğu hapishanede ölen Henry Lee Lucas'ın soğukkanlı itiraflarına dayanmaktadır.

Karısıyla arası çok da iyi olmayan Barrie, karısının karşı çıkmalarına rağmen bu aileyle yakınlık kurmaya başlar. Aynı şekilde Davies ailesinde de büyükanne Emma du Maurier bu yakınlığa karşı çıkmaktadır. Çocuklar, Barrie'nin ilham perileri olmuştur. Onlarla oyunlar oynarken yamaçları gemiye, sopaları kılıca, uçurtmaları periye ve çocukları da "Neverland'ın Kayıp Çocukları"na dönüştürür.

2017 OSCAR ödüllerinde İran adına yarışan filmde, Emad Etesami (Shahab Hosseini) bir lisede edebiyat öğretmeni olarak çalışmaktadır ve aynı zamanda eşi Rana (Taraneh Alidoosti) ile birlikte Arthur Miller’ın 1949 yılında yazdığı “The Death of a Salesman (Bir Satıcının Ölümü)” kitabının uyarlama tiyatro oyununu sahnelemektedir. Evlerinin çürümesi dolayısıyla yeni taşındıkları apartman dairesinde geçecek olan olaylarda, daha önce evde yaşayan kiracıyla ilgili birtakım olaylar Emad ve Rana’nın da hayatını etkileyecektir.

Film, 1955 civarında bir Amerikan çöl kasabasında geçiyor. Kıdemsiz Yıldız Gözlemcileri ve Askeri Uzay Öğrencileri Kongresi’nin (tüm ülkeden öğrencileri ve ebeveynleri birlik ve akademik rekabet için bir araya getirmek amacıyla düzenlenen) programı, dünyayı değiştiren olaylarla nefes kesici bir şekilde altüst olur.

Burnunun büyüklüğüyle tanınmış bir silahşör olan Cyrano de Bergerac, gönlünü Roxane'a kaptırır. Ancak burnunun iriliğinden dolayı duyduğu utançtan aşkını ilan edemez. Cyrano'nun emrindeki silahşörlerden olan Christian da Roxane'a aşıktır. Christian hislerini Roxane'a söyleyemese de Roxane da gönlünü Christian'a kaptırır. Bu durumun ardından genç kadın, Cyrano'dan Christian ile iletişim kurmasında kendisine yardımcı olmasını ister.

Davey Gordon, a New York City boxer at the end of his career, falls for dancer Gloria Price. However, their budding relationship is interrupted by Gloria's violent boss, Vincent Rapallo, who has eyes for Gloria. The two decide to skip town, but before they can, Vincent and his thugs abduct Gloria, and Davey is forced to search for her among the most squalid corners of the city, with his enemy hiding in the shadows.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir