
Iqbaal Ramadhan
Ali


Iqbaal Ramadhan
Ali

Nirina Zubir
Party

Asri Welas
Biyah

Tika Panggabean
Ance

Happy Salma
Chinta

Aurora Ribero
Eva

Marissa Anita
Mia

Bayu Skak
Zoopunk

Cut Mini
Suci

Ibnu Jamil
Hasan
Gamaliel Eleazer
Little Ali

Arief Didu
Uncle Halim

Sita Nursanti
Uncle Halim's Wife

Reza Chandika
Ali's Cousin
Rendha Rais
Ali Cousin's Wife

Hip bir DJ olan Jack Lucas, programında canlı bir telefon konuşmasının ardından hızlı ve renkli hayatına veda eder. Ciddiyetsiz bir tavır ile bir kişinin hayatına yanlış bir yön vermiş ve hayatının hatasını yapmıştır. Yaklaşık üç yıl sonra intihara eğilimli bir ayyaşa dönüşen eski DJ Jack'in hayatı, şehri kendi oyun alanına çevirmiş, sokaklarda yaşayan bir şizofrenle karşılaşmasıyla değişecektir.

Dul kalan çiçeği burnunda bir baba, kızını tek başına büyütmek için bilinmezlik, korku, üzüntü ve bebek bezleriyle dolu bir serüvene atılır. Gerçek bir öyküden esinlendi.

Lily Trevino unexpectedly befriends an online stranger who shares her self-centered father’s name. This new Bob Trevino’s support could transform her life.

Film bir polis memurunun hayat hikayesini konu ediyor. Teksaslı bir polis memuru olan Jim Arnaud’ın hayatı, annesinin ölümünün ardından kötü bir hal alır. Jim'in yaşadığı acı bununla da sınırlı kalmaz. Genç adam bir süre sonra kızının velayetini, en sonunda da işini kaybeder. Hayatında yolunda giden hiçbir şey yoktur. Jim Arnaud, başına ne gelirse gelsin kızı için elinden ne gelirse yapmaya, hayatını yoluna koymaya kararlıdır.

Altı yıllık bir aradan sonra yönettiği yeni filminde Mike Leigh, zorluklarla boğuşan ve insanca bir temas arayışında olan modern aile dinamiklerini keşfe çıkıyor. Sert olduğu kadar dokunaklı ve içten bu dram, Londra’da Black ailesinin çeşitli üyelerini takip ediyor: Herhangi bir konuda herkesle kavga etmeye hazır, inatçı Pansy, ona karşı çıkmaya zahmet bile etmeyen kocası Curtley ile yetişkin oğulları Moses ve cıvıl cıvıl kız kardeşi Chantal. Happy-Go-Lucky / Daima Mutlu (2008), Another Year / Ömrümüzden Bir Sene (2010), Mr. Turner (2014) gibi filmlerinde insan ilişkilerinin karmaşıklığını mercek altına aldığı doğalcı tarzıyla sevdiğimiz usta yönetmen Mike Leigh’nin bu son filmi dünya prömiyerini eylül ayında Toronto’da yaptı.

Ünlü bir şef olan Erasmus (Steve Coogan) ve partneri Paul (Paul Rudd), mutlu ve rahatlarına düşkün bir hayat yaşamaktadır. Fakat bir akşam yemeğinde, Erasmus’un, varlığından bile haberdar olmadığı torunu çifti ziyarete gelince her şey tepetaklak olur. Çocuğun babası hapistedir ve çocuğun gidecek hiçbir yeri yoktur. Çift, uzun tartışmalardan sonra çocuğu yanlarına almaya karar verir. Her iki taraf da yaşanan bu değişiklikler ve zorluklarla baş etmek zorundadır.

Marnie, huzurlu giden yaşantısının ardından hiç olmadık bir şekilde bütün kötü olaylar onu bulmaktadır. Kocasının ölümünün ardından hayatı alt üst olan bu kadın bunalım ve stres altında yaşamaktadır. Yalnız kaldığını farkeden Marnie bir bahaneyle Los Angeles'te yaşayan kızı Lori 'nin yanına taşınmaya karar verir. Yeni bir düzen kurmak isteyen Marnie, yeni yeni insanlarla tanışma isteği üzerine çevresini genişletmeye başlar.

A successful advertising executive finds his freewheeling life crashing to a halt when his parents end their longtime marriage.

Zoolog olan ailesi tarafından Afrika'da büyüyen, okula gitmeyen, sadece evde özel eğitim alan Cady, en güçlünün hayatta kaldığı ilkesini yaşayarak öğrenmiştir. Ancak 15 yaşına gelip liseye başladığında orman kanunlarının yepyeni bir boyut kazandığını farkeder. Okulun en popüler kızının eski sevgilisine aşık olunca işler Cady için epey karışacaktır.

Klasik bir kült olan bu filmde alışılmadık bir çifti izliyoruz. Ekranlarda görmeye alışık olduğumuz türden çiftlere ait bildiğimiz ne varsa tümüne meydan okuyan bir birliktelik. Harold olarak izlediğimiz Bud Cort, zenginliğinden sıkılmış ve tüm ilgisine ölüme vermişa. Maude ise hayat hakkında pek çok şey bilen eski bir serseridir. Senaryosu Colin Higgins'e ait olan filmi Hal Ashby yönetmiş. Sevginin sınır tanımadığına dair eğlenceli ve etkileyici bir film. Müzikler ise Cat Stevens'e ait.

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.

San Fernando Valley'de sıradan bir günde ölmek üzere olan bir baba, genç karısı, bir erkek bakıcı, kaybolmuş ünlü bir oğul, aşık bir polis, dahi bir çocuk, eskiden dahi bir çocuk olan bir adam, bir şov programı sunucusu ve yabancılaşmış bir kız bir hikayenin farklı parçalarında yerlerini alacaklardır. Bu insanlar, unutulmaz bir heyecanla sonlanacak bu gün içinde, şans, hareket, geride bırakılan zaman ve rastlantılar yumağında adeta birbirlerinin hayatlarının içinden zikzaklar çizerek geçecek ve birbirlerini çözümleyeceklerdir.

Film dünyasının en etkileyici rollerinden birisinde James Dean'i, şehre yeni gelen, yalnızlık, bunalmışlık ve kızgınlığının içerisinde kendisiyle ve toplumla savaşan, İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşağına ait efsanevi Jim rolünde buluyoruz. Bu başyapıtta ona eşlik eden Natalie Wood (kız arkadaşı) ve Sal Mineo (en yakın arkadaşı), başarılı performanslarıyla Akademi Ödülü'ne aday olmuşlardı. 40 yıldır ayakta duran bu dev yapıt, tam bir efsane.

Ayrıcalıklı, zengin bir sosyete öğrencisi ve alaycı, mücadeleci bir şovmen, yıllar boyunca çalkantılı ama güçlü bir çocukluk arkadaşlığını paylaşıyor.

Craig yolun sonundadır. Yetenekli bir sokak kuklacısı olmasına rağmen, para kazanamamaktadır. Bir evcil hayvan dükkanında çalışıp işini özel hayatına taşıyan karısı Lotte ile Craig arasındaki ilişki de pek iç açıcı değildir.Acil ihtiyaçtan dolayı bir firmada dosyalama memuru olarak işe başlayan Craig, burada Maxine adlı bir kadına gönül koyar. Maxine'in pek te ciddiye almadığı Craig odasında çalışırken dolabın arkasına düşen bir dosyayı almak için dolabı çektiğinde küçük bir gizli kapıyla karşılaşır. Merakla kapıdan içeri giren Craig, John Malkovich olur.

Steven Spielberg'in kendi çocukluğundan izler taşıyan bu film, II. Dünya Savaşı sonrasında, Arizona'da mütevazı bir ailede büyüyen Sammy Fabelman'ın, sinemanın büyüsüyle aile içerisinde yaşanan gelgitlerin üstesinden gelmeye çalışmasını konu ediniyor.

Amerikalı yazar Jeannette Walls’un 2005 yılında yayımladığı aynı adlı romanından uyarlanan filmde, Jeannette Walls çok başarılı bir gazetecidir, elit ve zengin kesimden bir nişanlısı bile vardır. Ancak bu elit çevreye karşı ailesi hakkında gizli tuttuğu bir geçmişe sahiptir, aslında üç kardeşi ile birlikte yoksulluk içinde, psikolojik şiddetin hat safhada olduğu göçebe bir hayat sürdürmüştür. Babası Rex son derecede karizmatik ve eğlenceli bir adam olsa da aynı zamanda alkoliktir ve alkol alınca ne yapacağı tahmin edilemez, tehlikeli birine dönüşür. Annesi Rose Mary ise özgür ruhlu bir kadındır ve yaptığı resimleri dört çocuğundan daha fazla önemsiyor gibi görünmektedir. Böylesine işlevsiz bir ailede yetişen çocuklar hayatla tek başlarına mücadele etmek zorunda kalacaklardır.

While out to avoid spending time with her narcissistic and promiscuous mother, sixteen-year-old Jo has a brief affair that leaves her pregnant and abandoned. When her mother remarries, Jo's only support becomes her friend Geoffrey, a homosexual.

Yirmi yaşındaki Sibel, geleneksel ve baskıcı ailesinden kurtulmak için tek çareyi evlenmekte bulur ve kendi gibi bir yaralı ruhla, Cahit ile evlenir. Düğünden sonra birlikte yaşamaya başlayan ikili bir süre sonra birbirlerine aşık olur ancak sorunlar peşlerini bırakmaz.

Nebraska’nın Falls şehri, Brandon Teena (Hilary Swank) adındaki delikanlıyla ilgili dedikodularla çalkalanıyordu, tüm kadınların olduğu gibi tüm kasabalının da dikkatini ve ilgisini çekmişti. Karizmatik kişiliği ve masum yüzünün arkasında kocaman bir sır gizliyordu. O herkesin olduğunu zannettiği kişi değildi. Her genç insan gibi hatalar yapıyordu ve bu hatalarını da çok pahalıya ödemek zorundaydı. Yeni sevgilisi Lana ve gözü pek arkadaşı John arasındaki sınırları yanlışlıkla aşınca sır, bir vahşetle ortaya çıktı. Brandon Teena; hararetli bir aşık, toplumdan dışlanmış kimsesiz bir hayalperest, cesur bir hırsız ve haksızlığa uğramış trajik bir suçluydu. Bu filmdeki rolü Hilary Swank’a bir Oscar ödülü kazandırdı, ancak Chloe Sevigny aday olduğu 'En İyi Yardımcı Aktrist' dalında ödül alamadı.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir