
Colman Domingo
John 'Divine G' Whitfield

Dayanıklılık ve insanlığın bu heyecan verici gerçek hikayesinde, işlemediği bir suç nedeniyle Sing Sing'de hapsedilen ve orada hapsedilmiş adamlarla birlikte bir tiyatro grubunda rol alarak hayattaki amacını bulan, Divine G'nin hayatında odaklanılıyor.

Colman Domingo
John 'Divine G' Whitfield

Clarence Maclin
Clarence 'Divine Eye' Maclin

Sean San Jose
Mike Mike

Paul Raci
Brent Buell
David "Dap" Giraudy
David 'Dap' Giraudy
Patrick "Preme" Griffin
Patrick 'Preme' Griffin
Mosi Eagle
Mosi Eagle
James "Big E" Williams
James 'Big E' Williams

Sean Dino Johnson
Sean 'Dino' Johnson

Brent Buell
Michael Capra
Cecily Lyn

Johnny Simmons
Unnamed Inmate
Katherine Vockins
Reynaldo Gayle

60'ların Paris'inde ergenlik çağındaki Musevi çocuk Moses, annesi kardeşini de alıp evi terkedince babasıyla mutsuz bir hayata mahkum olur. Zamanının çoğunu mahallenin Türk bakkalı İbrahim Demirci ile geçirmeye başlar. Moses'ın babası depresyon sonucu intihar edince, onu İbrahim evlat edinir. Çok bilge bir adam olan İbrahim'in ışığında Kuran'dan yaşama dair güzel şeyler öğrenir Moses. Sonunda dükkanı kapatarak bir spor araba alırlar ve İbrahim'in ülkesine, yani Türkiye'ye doğru bir yolculuğa çıkarlar. Moses, burada bambaşka bir yaşama adım atarken yepyeni insanlarla da tanışacaktır.

Luis Molina ve Valentin Arregui, Güney Amerika'daki bir hapishanede hücre arkadaşıdırlar. Trans bir birey olan Luis, ahlaksız davranışlardan suçlu bulunmuş, Valentin ise siyasi bir mahkûmdur. Luis gerçeklikten kaçmak için romantik filmler icat ederken, Valentin içinde bulunduğu durumu aklından çıkarmamaya çalışır. Birlikte geçirdikleri zaman boyunca iki adam birbirlerini anlamaya ve saygı duymaya başlarlar.

Vahşi atların eğitimini içeren bir rehabilitasyon programına katılan bir mahkumun hikayesini konu ediyor. Roman Coleman, şiddet dolu bir geçmişe sahip olan genç bir adamdır. Geçmişinde işlediği suçlardan dolayı Nevada kırsalında bulunan bir hapishanede mahkum olan Roman, tüm dünya ile bağını koparır. Kendisini hapishanede görmeye gelen kızı dahil kimse ile iletişim kurmak istemez. Şiddet dolu geçmişinden uzaklaşmak için mücadele eden Roman, devlet tarafından belirlenen bir rehabilitasyon programına katılır. Roman, program kapsamında yabani atların eğitiminden sorumlu olarak görevlendirilir. Genç adam, eğitim sırasında atlarla ve diğer mahkumlarla bağlantı kurmaya çalışır. Kendisi gibi mahkum olan Henry ve yaşlı bir eğitmen olan Myles ile birlikte çalışan Roman, bilhassa hırçın bir at ile ilgilenmektedir. Roman, atı sakinleştirmeye çalıştıkça kendi geçmişi ile de yüzleşmeye başlar.

In lieu of prison, Lyle, a violent adolescent, is placed in a juvenile mental institution where he encounters a group of equally troubled teens. This motley crew—abused, sexually confused, violent, and yet hanging on by their grit and anger—becomes Lyle's last lifeline as he fights to find meaning in a world that seems to defy understanding.

David "Noodles" Aaronson ve arkadaşları, 1920'lerin New York'unda beraber büyümüşlerdir. 1930'larda gangster dünyasında fırtına gibi esen sıkı dostlar zamanla dağılırlar. Fakat 1960'ların sonunda Aaronson, New York'a geri dönecek ve geçmişiyle yüzleşecektir.

Gilbert, obez annesi ve otistik kardeşi arasında sıkışmış; kendine ait hiçbir şeyi olmayan sıkıcı bir yaşam sürmektedir. Yaşamının sıkıcılığı çoğu zaman gözüne batmaz çünkü yaşadığı kasabada hayat, bütün olağandışılıklardan uzak bir tekdüzelikte gitmektedir. Hayatındaki tek aksiyon, otistik kardeşi Arnie'nin ortalığı karıştırmasıdır. Bir gün Gilbert, anneannesi ile birlikte kasabadan geçen Becky ile tanışır ve hayatındaki bütün dengeler bir anda altüst olur. Gilbert, âşık olur fakat aşkını doyasıya yaşamasına mani olan sorumlulukları, mutluluğa ulaşmak için önünde bir engel olarak durmaktadır.

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında, sıfır bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway'in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir New York'ta yaşayan Andy Sachs için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.


İdealist biri olan Henry Brubaker (Robert Redford), cezaevine müdür olarak atanır. Ancak görevine normal yollardan başlamak yerine içeriye bir tutuklu kılığında girerek olayları kendi görmek ister. İnsan haklarına yönelik çabaları, mahkunlar arasında destek bulan Brubaker, cezaevi yönetiminin ve valinin hedefi haline gelmiştir.

Yıl 1959, New Yorker dergisi için çalışan yazar Truman Capote, New York Times gazetesindeki bir makaleye takılır. Yazıda, Kansas eyaletinde vahşice işlenen bir katliam ve aynı aileye mensup 4 kişinin öldürülmesi anlatılmaktadır. Capote, daha önce buna benzer çok haber okumuştur ama nedense bu olayda onu çeken birşey vardır. Dergi yazı işlerini de ikna ederek, olayı araştırmak üzere kendisi gibi dergiye yazan çocukluk arkadaşı Harper Lee ile beraber olayın geçtiğe yere yola çıkarlar. Bu olayın, geçtiği kasaba üzerindeki etkilerinden, görgü tanıklarına ve polis raporlarına dayanarak yazılan öykü, katil zanlıların yakalanması ve ölüm cezasına çarptırılması ile Capote'nin sanıklarla yaptığı görüşmeler ve nihayetinde onlara destek olmak istemesi ile uzadıkça, Amerikan edebiyatının önemli eserlerinden In Cold Blood (Soğukkanlılıkla) adlı romanın da temeli oluşur...

Bir grup üniversite öğencisi yaz aylarında Mao'nun politik ve kültürel devrimi üzerine çalışmaya başlarlar. Kendilerinin ve Fransa'nın durduğu noktayı tahlil etmek için yapılan bu araştırmada, sanat, kültür, kadının toplumdaki yeri sorgulanmaya başlanır. Grubun geldiği nokta, şiddetin kullanıldığı bir devrim projesidir.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

Prangalı mahkum Luke, tutsak olduğu hapishanenin kurallarına uymayan yalnız bir adamdır. Paul Newman'ın uyumsuz Cool Hand Luke'i büyük başarıyla canlandırdığı film hem mizah öğeleri hem anlatım gücüyle dönemin sevilen filmlerinden...

1979 yılında çekilmiş 1981 yılında vizyona giren, İkinci Dünya Savaşı'nda U-96 adlı tip 7 sınıfı Alman U bot mürettebatını konu alan film. Savaşta Alman denizcilerin hayatlarını, içinde bulundukları psikolojik durumları görsel bir anlatış biçimiyle dile getirmektedir. İkinci Dünya Savaşı'nda görev yapan U-96 tipi bir Alman denizaltısı Atlas Okyanusu'ndaki normal devriye görevine çıkar. Gemide görevli personel haricinde bir subay da denizaltında yaşananları kaydetmek için sefere katılır. Gemi normal seyrinde iken okyanusta detroyer koruması olmadan seyreden 5 gemilik bir filoyla karşılaşır. Kaptan biraz tereddütden sonra saldırı emri verir.

Bir hayat hikayesi geriye doğru anlatılırsa... Alexander Masters’ın aynı adlı biyografik romanından uyarlanan Stuart: A Life Backwards, Masters’ın sokakta tanıştığı evsiz alkolik Stuart Shorter’ın gerçek hayat hikayesini tersten anlatıyor. Stuart’ın sokaklara düşmesinden başlayıp eski yaşamına çark eden öykü geriye doğru akarken, merak katsayısı da gittikçe artıyor. Film, Tom Hardy’ye BAFTA adaylığı getirmişti

Kendine çok güvenen, başarılı avukat Martin Vail, bir psikoposun öldürüldüğü cinayet davasında yargılanan ve cinayet bölgesinden kaçarken yakalanan Aaron'u savunmaya karar verir. Medyanın da ilgi odağı bu davadadır. Dava aynı zamanda bir takım yolsuzlukları da ortaya çıkarabilecektir ve davanın savcılığını da Martin'in eski kız arkadaşı yapmaktadır. Martin'in bu davayı kazanması hukuk çevrelerince imkansız gibi görülmektedir. Dava görgü tanıklarının odada üçüncü bir kişi olduğu yönündeki çelişkili ifadelerinden dolayı daha da karmaşık bir hal alır. Hukuk sistemini sorgulayan "adalet," "suçlu" ve "masum" kavramlarının gerçekliğini araştıran Edward Norton'a bu filmdeki performansından dolayı birçok filmin kapısını açacak olan "İlk Korku" sinema tarihinin en iyi filmlerinden biridir.

Suç işleyen gençlerin bulunduğu bir ıslah evinde, kamp yöneticisi Sean Porter (The Rock) önderliğinde kurulan bir futbol takımının 4 haftada neler yapabildiğini konu edinen bir Phil Joanou eseri. Kurulan futbol takımı ile gençlerden çete anlayışının alınıp, yerine takım ruhu aşılanmasının gerçek bir öyküsü...

Zac Efron'un tarihin en ünlü seri katili Ted Bundy'ye hayat verdiği film, Bundy'nin uzun dönemli kız arkadaşı Elizabeth (Lily Collins)'in gözünden anlatılacak. 1974 ve 1978 yılları arasında birçok kadına tecavüz edip öldüren, kurbanlarının tam sayısı bilinmemekle birlikte, 10 yılı aşkın inkar süreci sonunda, 30'dan fazla cinayet işlediğini itiraf eden, 1989'da da Florida'da idam edilen ünlü seri katil Ted Bundy'nin hayatında uzun süre yer alan Elizabeth, katilin aktif olduğu yıllarda da onun hayatındaydı ve manipülasyonlarla kontrol ediliyordu. Yıllarca süren şüphe ve inkarın ardından Elizabeth, sonunda Bundy'yi polise ihbar etmişti. Ancak polis, bu ihbarı değerlendirmemişti.

Bill Harford ve karısı Alice Harford'ın dış dünyaya mutlu bir yansıyan bir evlilikleri vardır. İlişkilerinde her şey yolunda gibi görünmektedir. Bir gün katıldıkları bir davette Alice, başka erkeklerle sohbetlere dalar. Bunu fark eden Bill, hem sinirlenir hem de yaşanan bu duruma tuhaf bir tepki gösterir. Bill, yaşanan o geceden sonra kimliğini cinselliğe emanet edecektir. Oldukça tuhaf düşüncelerle örülü bir cinsellik dünyasına doğru savrulacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir