
Marco Ricca
Assis Chateaubriand (Chatô)

Assis Chateaubriand'ın romantize edilmiş hayatını anlatan filmde, ünlü medya patronu adeta tutkularının ve başarılarının yargılandığı bir mahkemede sanık sandalyesinde...

Marco Ricca
Assis Chateaubriand (Chatô)

Andréa Beltrão
Vivi Sampaio

Leandra Leal
Lola

Letícia Sabatella
Maria Eudóxia

Paulo Betti
Getúlio Vargas

Gabriel Braga Nunes
Rosemberg

Zezé Polessa
Germana Almeida

Eliane Giardini
Consuelo

Ricardo Blat
Manuel

Marcos Oliveira
Teddy
Alexandre Regis
Afrânio

Luiz Antonio Pilar
Terênsio

Walmor Chagas
Military man

José Lewgoy
Grand marshal

Tião D'Avila
Lírio

1961'de, 60 yaşındaki taksi şoförü Kempton Bunton, Goya'nın Wellington Dükü Portresi’ni Londra Ulusal Galeri'den çalar. Bu, Galeri tarihindeki ilk (ve tek) hırsızlıktır. Kempton, hükümetin yaşlılara ücretsiz televizyon sağlamayı kabul etmesi şartıyla tabloyu iade edeceğini söyleyen fidye notları gönderir. Sonrasında olanlar efsane haline gelir. 50 yıl sonra hikayenin tamamı ortaya çıkar - Kempton bir yalanlar ağı örmüştür. Tek gerçek, dünyayı değiştirmeye ve evliliğini kurtarmaya kararlı olan iyi bir adam olmasıdır.

A dramatization, in modern theatrical style, of the life and thought of the Viennese-born, Cambridge-educated philosopher Ludwig Wittgenstein, whose principal interest was the nature and limits of language. A series of sketches depict the unfolding of his life from boyhood, through the era of the first World War, to his eventual Cambridge professorship and association with Bertrand Russell and John Maynard Keynes. The emphasis in these sketches is on the exposition of the ideas of Wittgenstein, a homosexual, and an intuitive, moody, proud, and perfectionistic thinker generally regarded as a genius.

Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

Sinema tarihinin en çok ödül alan, en geniş kadrolu filmlerinin başında gelen Son İmparator destansı bir öyküdür: 2 yaşında tahta çıkan Çin'in son imparatoru Pi Yi'nin gözünden 60 yılın öyküsü. Çekimi 2,5 yıl süren, 19 binden fazla kişinin rol aldığı film çok şık ve estetik bir görkemli yapımdır. Bertolucci sinemasının izlerini de taşır: Yasak Kent'in avlusunda binlerce figuranla çekilen sahnelerden ipek çarşafların altında belli belirsiz sevişen üç bedene kadar... Son İmparator aynı zamanda Bertolucci'nin Oryantal Üçlemesi'nin ilk filmidir. Bu seri daha sonraki yıllarda çekeceği Çölde Çay ve Küçük Buda ile tamamlanır.

20. yüzyılın ilk yarısında İngiliz sömürgesi altındaki Hindistan'da geçen film, bağımsızlık mücadelesi için İngiliz yönetimine karşı "Pasif Direniş"i örgütleyen Mahatma Gandhi'nin hayatından bir kesit anlatıyor. En iyi biyografik çalışmalardan biri olarak kabul edilen Gandhi, 11 dalda aday olduğu Oscar ödüllerinden "en iyi film" ve "en iyi yönetmen" dahil tam 8 ödülle döndü. Gandhi rolünde sinema tarihinin en iyi performanslarından birine imza atan usta oyuncu Ben Kingsley'nin ise "en iyi erkek oyuncu" dalında heykelciğe uzanmasıysa pek zor olmadı. Cenaze sahnesinde yaklaşık 300.000 kişinin yer almasıyla da bir film sahnesinde yer alan en kalabalık insan sayısı rekorunu da elinde bulunduran film, çarpıcı sahneleriyle hafızalardan silinmeyecek bir yapıt. Hindistan bağımsızlık hareketinin lideri Gandhi'nin gerçek hayatından sinemaya aktarılan bu gerçekçi yapım, ülkemizde yıllarca yasaklanmış ve gösterime girememişti..

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında, sıfır bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway'in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir New York'ta yaşayan Andy Sachs için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.

Jan, Jule ve Peter, zenginlerin adaletsiz güçlerine son vermek için bir plan yaparlar. Önceden belirledikleri zenginlerin evlerine girip, onların eşyalarıyla ilginç çalışmalar yapmaktadırlar. Yine bu eylemlerinden biri sırasında, evine girdikleri Hardenberg tarafından fark edilince, yakalanmamak için zengin adamı kaçırırlar. İşler ciddileşir. Kafadarlar için durum gitgide daha da zorlaşır * Adaylıkları ve katıldığı festivallerle adından söz ettiren film, on bir yıldan sonra, Cannes Film Festivali Altın Palmiye ödülüne aday gösterilen ilk Alman filmi.

John Heilemann ve Mark Halperin ortak kaleme aldıkları 'Behind the scenes of the American elections. " (Amerikan seçimlerinin perde arkası) adlı kitaptan uyarlanan televizyon filmi 2008 eylülünde gerçekleştirilen Amerikan başkanlık seçimlerinde Barack Obama ve John McCain arasındaki çekişmeye Alaska valisi Sarah Palin'in dahil olma sürecine odaklanıyor. Başrollerde Julianne Moore, Woody Harrelson ve Ed Harris'i seyrettiğimiz filmin yönetmenliğini Jay Roach üstleniyor.

Judah Ben Hur zengin yahudi bir prenstir. Bir gün çocukluk arkadaşı Messela ile buluşup konuşurlar ve hasret giderirler. Bu konuşmaların sonunda iki taraf siyasi fikirlerini ortaya döktüklerinde tartışmaya başlarlar. Ben Hur arkadaşına hiç bir koşulda destek vermeyeceğini söyler. Bunun üzerine arkadaşı Messela onu kürek mahkumu olarak sürgüne gönderir. Zengin hayatına veda eden prens bu olay üzerine intikam yemini edecektir.

1950'li yılların Amerikan televizyonlarında bir fenomene dönüşen 'Twenty-One' isimli yarışma tüm halkı ekran başına çekerken televizyon kanalına ve sponsor firmaya da servet kazandırmaktadır. Yarışmada aylardır birinci olan yoksul yahudi Harbie Stempel aylarca halkın hayranlığını kazansa da NBC kanalının yöneticileri bu yarışmacı profilini değiştirmeye karar verir. Yeni gözdeleri ise saygın bir Amerikan ailesine mensup olan Charles Van Doren isimli yarışmacıdır. Stempel ve Doren artık karşı karşıyadır. Ancak hesapta bir terslik vardır! Genç bir avukat olan Dick Goodwin yarışmaya şike karıştırıldığından kuşkulanarak harekete geçer. Richard N. Goodwin'in romanından uyarlanan ve temeli gerçek bir olaya dayanan yapıt Oscar ödüllü yönetmen ve aktör Robert Redford imzalı.

Amerikan başkanı Kennedy'nin tartışmalı suikastı ardında onlarca sanık ve komplo teorisi bırakır. New Orleans bölge savcısı Jim Garrison ise, Başkan John F. Kennedy suikastıyla ilgili yürüttüğü soruşturma ile olayın ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya kararlıdır.

Stephen Glass, "Başkanın Uçağı'nın Uçuş Dergisi olarak tanıtılan The New Republic'te yıldızı yükselen bir muhabirdir. Doğum gününüzü hatırlayan, tereddüt etmeden size iyilikte bulunan türden biridir. Hayret verici haberler yapan ve yazdıklarının çoğunu özenle uyduran biri. Glass, şirket ortamına kesinlikle yatkın, eşsiz becerileri sayesinde ayakta durmayı başarır. Adi bir yalancı olduğundan, ofisteki herkesin gözüne girerek suçlanmaktan kurtulmayı becerir. Her daim hazır bir göz yaşartıcı öyküsü bulunan Glass, yalanı ortaya çıktığında bile, aralarında bazı editörlerin de bulunduğu mesai arkadaşlarını sadece bir hata işlediği konusunda inandırır. Her şey yolunda giderken öyle bir habere çatar ki, çileden çıkardığı seçmenler altta kalmayı reddeder. Ve işler çığrından çıkar...

1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.

Buck Weaver and Hap Felsch are young idealistic players on the Chicago White Sox, a pennant-winning team owned by Charles Comiskey - a penny-pinching, hands-on manager who underpays his players and treats them with disdain. And when gamblers and hustlers discover that Comiskey's demoralized players are ripe for a money-making scheme, one by one the team members agree to throw the World Series. But when the White Sox are defeated, a couple of sports writers smell a fix and a national scandal explodes, ripping the cover off America's favorite pastime.

Al Fountain (John Turturro), titiz, kurallara bağlı ve hayatını programlı yaşayan bir mühendistir. İşinde başarılıdır ancak hayatı monoton ve renksizdir. Bir gün, beklenmedik şekilde projesi iptal edilince, plansız bir tatil yapmaya karar verir. Bu sırada, çocukluğunda ailesiyle gittiği bir göle gitmeye niyetlenir. Ancak gölün artık bir baraj altında kaldığını görünce hayal kırıklığına uğrar. Yolculuğu sırasında, kendisine "The Kid" (Sam Rockwell) adını takmış, özgür ruhlu, tuhaf ve çocuksu bir adamla tanışır. The Kid, ormanda kendi inziva yerinde yaşamaktadır ve Al'in hayatına beklenmedik bir renk katar. Başta tedirgin olsa da, Al zamanla The Kid'in sıra dışı dünyasına kapılır. Birlikte maceralara atılırlar, çocukluğunu yeniden keşfeder ve hayatın kurallardan ibaret olmadığını anlar.

The Gathering Storm, Winston Churchill’i İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önceki yıllarında sunuyor.Winston Churchill zor bir dönemden geçiyor. Nazi Almanya’sı yükselmekte ama İngiltere Parlamentosu, barış umuduyla bu yükselişi fark etmemeyi tercih ediyor. Hatta onlara uçak motoru yollama kararı alıyorlar. Churchill ise partisinin tavsiyesine kulak atmayarak Nazi tehdidine dikkati çekiyor. Ancak The Gathering Storm esas olarak, Winston Churchill ile karısı Clementine arasındaki kişisel ilişkiyi ve sevgiyi anlatan bir film. Onun kibirli tavrı, karısıyla aralarındaki bağı öyle zorluyor ki, Clementine seyahate çıkmak istiyor. Churchil onu bencillikle suçlayınca da kararı pekişiyor. O seyahatteyken, Churchill, ya geri dönmez de birine kapılırsa diye endişe içinde yaşıyor.

Raoul Duke ve avukatı Dr. Gonzo, bir motosiklet yarışını izlemek için Mojave Çölü'nde bir bavul dolusu uyuşturucu ve kırmızı bir üstü açık arabayla Las Vegas'a giderler. Uyuşturucu tüketimleri endişe verici bir hızla artarken, uyuşturucu bağımlısı ikili otel odalarını mahveder ve yasal yaptırımlardan korkarlar. Duke, Los Angeles'a geri dönmek için yola çıkar, ancak bir polisle yaşadığı tuhaf olayın ardından Günah Şehri'ne geri döner ve çılgın uyuşturucu serüvenine devam eder.

Harriett, etrafındaki her şeyi kontrol etmeye çalışan emekli bir iş kadınıdır. Kendi ölüm ilanını yazmaya karar verdiğinde, genç bir gazeteci hayatındaki gerçeği öğrenmeye çalıştığında ikili arasında sıcak bir dostluk oluşur.

At the behest of an old and dear friend, playwright Lillian Hellman undertakes a dangerous mission to smuggle funds into Nazi Germany.

Eşini kaybetmiş Sam Baldwin, oğlu Jonah ile birlikte sakin bir hayat sürmektedir. Ulusal bir radyo kanalında yayın yapmaya başlayınca hayatında bazı değişiklikler olacaktır; çok sayıda kadın hayrana sahip olmak gibi...Sam'in yaşadığı yerden hayli uzak olan Annie de Sam'in hayranlarından biridir. Evlenmek üzere olduğu halde kafası bu konuyla ilgili karışık olan Annie, Sam'e göndermeyeceğini bildiği bir mektup yazar. Ardından dayanamaz ve etkilendiği bu erkekle tanışmaya karar verir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir