Howard Swain
Ricky Lee Gruber

Ricky, a dim-witted ex-con, meets Beth, a dim-witted waitress, in an Idaho diner. They take off in his car to Washington and begin an affair. Beth, a lonely romance-novel addict, is hopelessly enamored; Ricky is just in it for the (constant) sex. Beth's longing to visit California and Ricky's longing for quick cash leads them into a desperate situation. Director Jost uses a variety of avant-garde visual and narrative techniques, such as montage, collages, split screens and lengthy, tongue-in-cheek monologues to tell the tragicomic story of two complete losers in love.

Based partially on the story of Bonnie and Clyde, Eddie Taylor is an ex-convict who cannot get a break after being released from prison. When he is framed for murder, Taylor is forced to flee with his wife Joan Graham and baby. While escaping prison after being sentenced to death, Taylor becomes a real murderer, condemning himself and Joan to a life of crime and death on the road.

Üç mahkum hapisten kaçarlar, içlerinde en masumu henüz 23 yaşındaki Bowie’dir, masumiyetini kanıtlamak için çabalamaktadır. Ancak diğer firari arkadaşları tek gözlü Chickamaw ve T-Dub onun hayatını olumsuz yönde etkileyeceklerdir. Kaçtıktan sonra sığındıkları evde, Bowie tanıştığı Keechie’ye aşık olur. Banka soygununuda gerçekleştirirler, Bowie, Keechie ile evlenirde fakat sorunlar bitmez onlar için.

Genç ve öfkeli bir Marlon Brando, 50'lerin bu kült klasiğinde beyaz perdeyi fethediyor. Brando'nun canlandırdığı Johnny, küçük, uyuşuk bir California kasabasını ele geçiren motosikletli çetenin lideridir. Deri ceketli genç motorcu, kasabanın en güzel kızı Kathie'ye âşık olana kadar sadece yıkımla ilgileniyor gibidir. Ancak Johnny'nin şanssızlığı, psikopat rakibi Chino tarafından tehdit edilmesi ve bunun üstüne, kasaba halkının düşmanlığı ve önyargılarıdır.

An unemployed drifter, Eric Stanton wanders into a small California town and begins hanging around the local diner. While Eric falls for the lovely waitress Stella, he also begins romancing a quiet and well-to-do woman named June Mills. Since Stella isn't interested in Eric unless he has money, the lovelorn guy comes up with a scheme to win her over, and it involves June. Before long, murder works its way into this passionate love triangle.

Hapisten yeni salıverilmiş ünlü soyguncu, Alman asıllı suç üstadı Doc Erwin Riedenschneider (Sam Jaffe) Cincinnati'ye gelerek vakit kaybetmeden yeni bir soygunun hazırlıklarına başlar. 'İçerde'yken bir mücevher şirketini soymak için kusursuz bir plan yapmıştır, ama bunun için bir ekip toplaması ve para kaynağı bulması gerekir. Para kaynağı için düzenbaz avukat Alonzo D. Emmerich'e (Louis Calhern) başvurur. Ekibin diğer elemanları ise at çiftliği alma hayalleri kuran İrlanda asıllı meteliksiz kabadayı Dix (Sterling Hayden), soygunda şoförlük yapacak olan kafe sahibi kambur Gus (James Whitmore) ve kasa açma uzmanı Louis'dir (Anthony Caruso). Bir de bu kişiler arasında ara buluculuk yapan at yarışı oynatan kumarhane sahibi Cobby (Marc Lawrence) vardır....

Lem ailesinin Minnesota’daki çiftliklerinde yetiştirdiği buğdayı satmak için Chicago’ya gider. Orada garson Kate ile tanışır. Lem çiftliğe geri dönmeden once birbirlerine aşık olur ve evlenirler. Lem’in annesi ve kız kardeşi Kate’i kabul eder ama oğluyla para için evlendiğini düşünen babası etmez. Çiftliğe biçiciler gelince Kate’e alırlar. Lem olayı yanlış anlar ve Kate’in de onlarla ilgilendiğini düşünür. Kate üzüntü içinde çiftlikten ayrılır. Lem ise peşinden onu bulmaya gider...

Sır: Hayal Etmekten Korkma merkezine, üç çocuğunu tek başına ve çok çalışarak büyütmeye çalışan Miranda Wells'i ve ailesini alıyor. Güçlü bir fırtına hayatına yıkıcı bir meydan okuma ve gizemli bir adam, Bray Johnson'u getiriyor. Kısa bir süre sonra Bray'in varlığı ailenin ruhunu yeniden canlandırıyor ancak kendisinin taşıdığı bilmedikleri bir sır vardır ve bu sır her şeyi değiştirebilir.

Oscar'lı oyuncu Ben Affleck’in ilk yönetmenlik sınavı olan bu filmde Boston yeraltı dünyasının en çirkin, en tehlikeli/belalı kesimlerinde kaçırılan küçük bir kız çocuğunu bulmaya çalışan iki dedektifin öyküsü anlatılıyor.Film, “Mystic River”ın da yazarı olan Dennis Lehane’nin romanından uyarlanmış, senaryosunu ise Ben Affleck ile Aaron Stockard birlikte oluşturmuşlar.

When Marie St. Clair believes she has been jilted by her artist fiance Jean, she decides to leave for Paris on her own. After spending a year in the city as a mistress of the wealthy Pierre Revel, she is reunited with Jean by chance. This leaves her with the choice between a glamorous life in Paris, and the true love she left behind.

New York Times’ın en çok satan yazarlarından Katherine Center’in romanından uyarlama. Libby (Leslie Bibb), kocasının ani ölümünden sonra, her şeyi aşırı eleştiren annesinin yanına taşınır. Hiç beklenmedik bir anda, uzun süre ayrı kaldığı için yabancılaştığı teyzesi Jean, Libby için bir çıkış planı önerir: Jean’ın Texas Hill Country’deki çiftliğinde bir iş ve yaşaması için bir yer. Düşünüp vazgeçmeye zaman bırakmamak için, Libby hemen minivanı toplar, çocukları alır ve yola koyulur. Jean Teyze’nin çiftliğindeki hayat beklediğinden daha gizemli ve heyecanlı hale gelir. Özellikle de aksi çiftlik müdürü James’le (Josh Duhamel) tanıştıktan sonra. Libby, aslında sadece bir çılgın anneyi diğer bir çılgın anneyle takas etmiş olmayabileceğinin farkına varır. Belki de aslında kendisi ve küçük ailesini tekrar hayata döndüreceği yeri bulmuştur.

50 yaşına gelmiş Pippa Lee, sadık ve sevgi dolu bir eş, ikiz çocukları için iyi bir anne, sevgili bir dost ve güleryüzlü bir komşu olarak yıllarını geçirmiştir. Pippa'nın huzurlu yaşamı kocasının aniden New York'tan ayrılarak, yaşlılıklarında yerleşebilecekleri bir huzur evi planını ortaya çıkarması ile soru işaretlerine gömülür. Bunun ardından Pippa Lee kocasının kendisinden çok daha genç bir kadınla birlikte olduğunu öğrenir. Huzurlu ve mutlu görünen çoğu insanın içinde herkesten daha vahşi bir yan bulunmasına benzer, Pippa Lee de kendi fırtınalı yönleriyle yüzleşmek üzeredir.

Budapeşte metrosunun karanlık dehlizlerini mekân tutan "Kontrol", bir grup bilet kontrolörünün yeraltında yaşadığı olaylara kara komedi türünde odaklanıyor. Bu genel tarife rağmen, aslında filmi bir türe sığdırmak pek olası değil. Luc Besson’un Metro’sundaki koreografiyi hatırlatan tavrıyla muhtelif insan portrelerine yer veren filmde, ortam yine alternatif bir yaşam ünitesi olarak sahneleniyor. Lakin esas mevzu, sembolize ettiği üzere, “araf” misali bir yerden bir yere geçiş hali, platformu olması. Bu ilk uzun metraj filmiyle ülkesinde gişe başarısı da yakalayan 30 yaşındaki Macar yönetmen Nimród Antal’ın derdi açık; kaos çivisi çıkmış dünyamızın, yeryüzünün sembolik bir resmini çizmek.


Hapiste geçen 12 yılın ardından hayatına çeki düzen vermek için ninesinin yanına taşınan eski Amerikan futbolu yıldızı Eddie Palmer, sorunlu bir aileden gelen Sam adlı komşu çocuğuyla sıra dışı bir bağ kurar. Fakat Eddie’nin geçmişi yakasını bırakmayacak, yeni ailesiyle hayatını tehlikeye sokacaktır.

Hayatını kütüphaneci olarak idame ettiren Taylor, aniden işsiz kalır. Kendisine yeni bir hayat kurmak için Montana'daki küçük kasabasına geri döner. Şimdi Taylor, kardeşini ve kasabadaki küçük oteli, farklı fikirleri olan iş adamı Joel Sheenan'dan kurtarmak zorundadır. Böylece Taylor için mücadele dolu anlar başlar.

Wide-eyed and poor young Leonora weds an obsessive millionaire named Ohlrig, but the marriage is loveless. Even worse, Ohlrig seems to have manic, violent tendencies. Eventually, young Leonora escapes her unhappy life and begins working with New York City doctor Larry Quinada, who she soon falls for. Unfortunately, Ohlrig refuses to grant his wife a divorce, and things get even darker for Leonora when she realizes she's pregnant with his child.

Kennedy Blaine, a Californian girl, inherits a ranch in the small town of Valentine in Nebraska. Before she sells the property, she decides to spend the summer in her house and learn more about her family.

Sarah ve David, ortak bir arkadaşlarının düğününde tanışan iki yabancıdır. Ancak kendilerini bir anda, geçmişte yaşadıkları belirleyici anları yeniden yaşayacakları sıra dışı bir yolculuğun içinde bulurlar. Bu deneyim, onları hem kendileriyle hem de birbirleriyle yüzleşmeye zorlayacaktır.

20. yüzyılın başlarında, Bangladeş'in bir köyünde fakir bir Brahman ailesinin Apu adında bir çocukları olur. Bir şair ve de rahip olan babası ailesini geçindirmeye yatecek kadar para kazanamamaktadır. Kız kardeşi de sürekli olarak komşunun bahçesinden guava isimli bir meyve çalmaktadır. Bütün bunlar ve de aileyle birlikte yaşayan yaşlı teyzelerinin bitmez tükenmez dırdırları, annesini zaten zor hayatını iyice güçleştirmektedir.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir