Shane Beasley
The Headless Killer

In this "lost slasher film from 1978," a masked killer wages an unrelenting spree of murder, cannibalism, and necrophilia. But when his tortured past comes back to haunt him, he plunges to even greater depths of madness and depravity, consuming the lives of a young woman and those she holds dear.
Shane Beasley
The Headless Killer
Kaden Miller
Skull Boy

Kelsey Carlisle
Jess Hardy

Ellie Church
Betsy Coard
Dave Parker
Pete Christy
Jennifer Lee
The Hitchhiker

Haley Madison
The Punk Chick
Brian K. Williams
Slick Vic
Matt Keeley
The Killer (Teenager)
Emily Solt McGee
Mother
Jessica Schroeder
Sister (Teenager)
Olivia Arnold
Sister (Child)
Nathan Erdel
Eddie 'Maggot' Curr
Ben Monticue
John 'Roach' Triton
Magician Johnson
Sammi 'Spider' Farell

Üniversite mezunu iki gencin sırt çantalarıyla yaptıkları Avrupa gezisini konu alıyor. Paxton ve Josh, sonunda sırt çantalı Amerikalıların nirvanası olarak bilinen öğrenci pansiyonuna gelirler. Bu özel yer bir Slovak kasabasının dışındadır ve güzel oldukları kadar da çaresiz Doğu Avrupalı kadınlarla doludur. İkili çok geçmeden egzotik güzeller Natalya ve Svetlana'yla yakınlaşırlar.

Roma’da seyahat eden üç genç Amerikalı haftasonunu geçirmek üzere güzeller güzeli, sofistike bir Avrupalı tarafından egzotik ve doğal bir ‘spa’ya davet edilir. Kadın orada gevşeyecekleri, yenilenecekleri ve arkadaşlıklarını pekiştireceklerine dair gençleri temin eder.Genç kızlar aradıkları vahayı orada bulacaklar mı? Yoksa bir açık arttırmanın kurbanları olmaya, dünyanın dört bir yanından iğrenç arzularını doyurmak için gizlice gelen hastalıklı ve ayrıcalıklı kişilerin fantezilerinde birer piyon olmaya mahkumlar mı?

Yaşadıkları kasabada meydana gelen garip olaylarda insan eti yiyerek varlıklarını devam ettiren ve yaşayan ölüler olarak bilinen yaratıklarından korunmak için kendilerini bir binayı kapatan ve içeriye girmesine önlemeye çalışan yedi kişinin hayatta kalmak için verdiği insan üstü çaba anlatılıyor..

In the heart of Styria the Karnstein Family, even after their mortal deaths, rise from their tombs spreading evil in the countryside in their lust for fresh blood. Baron Hartog whose family are all victims of Karnstein vampirism, opens their graves and drives a stake through their diabolical hearts. One grave he cannot locate is that of the legendary beautiful Mircalla Karnstein. Years of peace follow that grisly night until Mircalla reappears to avenge her family's decimation and satisfy her desire for blood.

1973 yılında Teksas kırsalında yolculuk eden beş arkadaş, yolda ağır bir travma geçirmiş olan genç bir otostopçuyu araçlarına alır. Yaşanan trajik bir olayın ardından yardım bulmak üzere yakındaki bir kasabaya yönelen grup, kendilerini motorlu testereli acımasız bir katil olan Leatherface ve onun sadist ailesinin tuzağında bulur. Artık tek amaçları, bu dehşet dolu kabustan sağ çıkabilmektir.

A woman wakes up injured in a basement surrounded by corpses. To survive, she pretends to be dead while a grotesque ritual unfolds in the house above.

Bir oyuncu olmak için can atan Maxine Minx, X filminde yaşananlardan sonra 1980'lerin Los Angeles'ına ulaşabilmek için yolunu üne doğru çevirir.

Kristin McKay ve James Hoyt çifti bir dostlarının düğününde döndükleri gece, James'in ailesinin yazlık evinde bir gece geçirmeyi planlamaktadırlar. Romantik başlayan geceleri, kim oldukları belli olmayan üç kişinin ortaya çıkmasıyla son bulur. Güvenli sandıkları evleri, bu maskeli yabancılar tarafından terör ortamına çevrilecektir. Yönetmen ve senarist Bryan Bertino'nun çocukluğunda yaşadığı bir olaydan esinlenerek filmin senaryosunu yazmış. Ayrıca Liv Tyler daha önce bu tarz bir gerilim filminde oynamadığı için özellikle tercih edilmiş.

Bütün yaşamları boyunca kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş bir ailenin ölüm kalım mücadelesini konu alan Never Let Go’nun başrolünde Oscar ödüllü Halley Berry yer alıyor. Yıllardır kötü bir ruhun musallat olduğu ailenin yaşadığı gizemli olayların hikayesi çocuklardan birinin kötülüğün gerçek olup olmadığını sorgulamasıyla birdenbire korkunç bir hal alır. Filmin yapımcılığını Arrival, Free Guy, Why Him? ve The Boogeyman’den hatırlayacağımız Dan Levine ile Dan Cohen üstleniyor. Crawl, The Hills Have Eyes, Piranha 3D ve High Tension filmlerinin yönetmeni Alexandre Aja ise yönetmen koltuğunda.

A series of down-on-their-luck individuals enter the decrepit and spine-chilling Rialto theater, only to have their deepest and darkest fears brought to life on the silver screen by The Projectionist – a mysterious, ghostly figure who holds the nightmarish futures of all who attend his screenings.

Kocasını kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadın, eşinin ailesiyle birlikte onların şehirden izole, ıssız evine sığınır. Ancak bu sığınak, karanlık güçlerin devreye girmesiyle kısa sürede kanlı bir kapana dönüşür. Aile üyeleri birer birer dehşet verici Deadite'lara dönüşüp bu buluşmayı bir cehennem toplantısına çevirirken; genç kadın, yaşarken edilen yeminlerin ölümden sonra bile nefes almaya devam ettiğini en kanlı şekilde öğrenecektir.

Sienna ve erkek kardeşi Jonathan, Art the Clown'ın Halloween katliamından sağ kurtulduktan sonra hayatlarını yeniden inşa etmeye ve geçmişin dehşetini geride bırakmak için uğraşırlar. Ancak, sonunda güvende olduklarını düşündükleri bir anda Art geri döner ve Noel'i tam bir kabusa çevirmeye kararlıdır.

Herkes, seri katil Art the Clown'un öldüğünü ve dünyanın daha güvenli bir yer haline geldiğini düşünüyordu. Ne yazık ki gizemli bir karanlık güç ona ikinci bir hayat verir ve Art, ölümden dönerek korku, acı ve ölüm saçmaya başlar. Bu korkunç oyunu için kurban olarak genç kardeşler Sienna (Lauren LaVera) ve Jonathan'ı (Elliott Fullam) seçer. Gizemli bir varlığın şeytani fısıltılarıyla ya da kendi hasta zihninin etkisiyle hareket eden Art, çılgın bir sanatçının titizliğiyle korkunç planını uygulamaya koyulur. Kabus ile gerçeklik arasındaki sınırlar giderek bulanıklaşırken ve yeni kurbanlar acı içinde can verirken, Sienna ve Jonathan, hayatta kalmalarını sağlayabilecek bir aile sırrını keşfeder.

Cadılar Bayramı gecesi, iki genç kadın Tara ve Dawn, şehirde eğlenirken terk edilmiş bir binada ürkütücü bir palyaço olan Art the Clown ile karşılaşır. İlk başta zararsız görünen Art, kısa sürede acımasız bir katil olduğunu gösterir. Tara ve Dawn, Art'ın korkunç oyunlarına kurban olmamak için kaçmaya çalışırken, kendilerini kanlı bir ölüm kalım mücadelesinin içinde bulurlar.

Ülkemizde Zombi adı ile vizyona giren korku klasiği 1978 yapımı Dawn of the Dead, zombi filmlerinin babası ünlü yönetmen George A. Romero’nun ‘Yaşayan Ölüler’ serisinin ikinci filmi. Zombi istilasından kaçarken bir alışveriş merkezine sığınan dört kişinin başına gelenleri konu edinen filmde Romero, ilk film Yaşayan Ölülerin Gecesi’nin (Night of the Living Dead, 1968) sahip olduğu politik alt metnin dozunu bir miktar daha arttırıyor.

Salgın bir hastalık Amerika'da yaşayan insanları et yiyen zombilere çevirmiştir. Yaşadıkları şehir zombiler tarafından tam anlamıyla istila edilen bir grup insan çareyi kaçmakta bulur. Diğerlerinin kolay kolay bulamayacağı bir alışveriş marketinde karar kılırlar.Başlangıçta buradaki ortam herkesin hoşuna gider. Ellerinin altında binlerce çeşit eşya bulunmaktadır. Fakat zamanla mağazanın çevresinde biriken zombilerin sayısı artmaya başlar...

Bir çocuğun gizemli hastalığı. Çaresiz bir anne. Terk edilmiş bir kasaba. Genç bir anne olan Rose kızı Sharon'ın gizemli hastalığına çare bulmak istemektedir. Psikiyatrik tedaviyi reddeden Rose kızıyla birlikte, kızının rüyasında sürekli olarak tekrarladığı kasabaya, SILENT HILL'e doğru yola çıkar. Kocası Christopher'ın karşı çıkmasına rağmen Rose, kızının gizemli hastalığının tedavisinin bu gizemli kasabada olduğuna inanmaktadır. Anne kız kasabaya yaklaşırlarken karşılarına bir gölge çıkar ve Rose arabanın kontrolünü kaybeder. Kendine geldiğinde Sharon arabada yoktur. Rose kızını çaresiz bir biçimde ararken karşısına bir polis çıkar ve onunla birlikte kızını bulmak için Silent Hill'e gider. Rose Silent Hill'in çıkan büyük bir yangından sonra terkedilmiş olduğunu keşfeder. Kasabanın her yanı sisle kaplıdır ve birden Rose'un etrafını gölgeler sarmaya başlar. Rose bu gizemli kasabada kızını ararken kızının kaybolmasının aslında çok büyük şeytani bir planın parçası olduğunu keşfeder.



Televizyon için çekilen bir belgeselde ortaya çıkan buluntu görüntülerden oluşan beş tüyler ürpertici korku hikâyesi, izleyicileri unutulmuş 1980'li yılların acımasız yeraltı dünyasında kan dolu bir yolculuğa çıkarıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir