
Anne Bancroft
Dr. D.R. Cartwright


Anne Bancroft
Dr. D.R. Cartwright

Sue Lyon
Emma Clark

Margaret Leighton
Agatha Andrews

Flora Robson
Miss Binns

Mildred Dunnock
Jane Argent

Betty Field
Mrs. Florrie Pether

Anna Lee
Mrs. Russell

Eddie Albert
Charles Pether

Mike Mazurki
Tunga Khan

Woody Strode
Lean Warrior
Jane Chang
Miss Ling
Hans William Lee
Kim

H.W. Gim
Coolie

Irene Tsu
Chinese Girl

1994 yılında Ruanda'daki Hutu ve Tutsi kabileleri arasında yaşanan iç savaşta Hutular 3 ay içinde 800.000 Tutsiyi katletmişlerdi. İnsanlık tarihinin bu en büyük soykırımlarından biri esnasında, Birleşmiş Milletler korumasındaki bir Hristiyan misyoner okul ve okulda bulunan 40 kadar Avrupalı kendilerini bir anda katliamın ortasında bulurlar. Okulda eğitim gören Tutsilerle birlikte, çevreden 2500 civarında Tutsi okula sığınırlar. Okulda görevli idealist genç öğretmen Joe ve Katolik rahip Christopher, bu halk için ne yapabileceklerini sorgulamaya başlarlar. Dışarıda onları öldürmek için bekleyen Hutulara karşı korkunç bir süreç işlemeye başlar.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

Uçsuz bucaksız toprakları olan bir imparatorlukta, kimsenin varlığından bile haberdar olmadığı bir bölgede barbarların ayaklanma çıkaracağı duyulması üzerine acımasızlığı ile nam salmış bir komutan ve beraberinde askerleri gönderilir. Yıllardır kalenin güvenliğinden sorumlu olan sulh yargıcının otoritesini sarsan bu durum, yerlilere karşı büyük zorbalık ve zulümle sonuçlanır. Olayların durulmaması üzerine, komutan ve askerleri bir görev için kaleden ayrıldıklarında yerlerine yeni bir birlik gelir. Bu birliğin başındaki genç asker Mandel kalenin tüm yetkilerini ele geçirse de düzeni sağlamak için bundan fazlasına ihtiyaç duyacaktır.

İkinci Dünya Savaşı bitmek üzeredir. Almanlar, Fransa’da yenilmek üzerelerdir ve müttefikler güçler Normandiya çıkartması sonrası Ren Nehri üzerindeki bir köprüyü ele geçirmek için paraşütçü birliklerini sınıra indirirler. Fakat yapılan stratejik bir hata sonucu paraşütçüler köprünün çok uzağına indirilir. Market Garden adı verilen bu operasyon, bir takım yanlış istihbarat ve stratejiler sonucu tam bir felakete dönüşür. Çünkü askerler Alman Ordusu’nun en güçlü olduğu noktalardan birinin tam ortasına düşmüşlerdir. Cornelius Ryan’ın uzun araştırmaları sonucu yazdığı kitabından uyarlanan Richard Attenborough imzalı film, İngiliz FeldMareşal Bernard Montgomery’nin başarısızlıkla sonuçlanan planının müttefik askerlerini ne gibi bir zor durumla karşı karşıya bıraktığını anlatan İkinci Dünya Savaşı’na dair en gerçekçi savaş filmlerinden biri.

On dokuzuncu yüzyılda Tokyo'da Genç Dr Noboru Yasumoto yaz için lisansüstü tıp eğitimi yapmak üzere bir kırsal kliniğe Akahigenin rehberliği altında ( "Kızıl sakallı"), Dr Kyoj Niide görevlendirilmiştir. Dr. Niide bir zalim görev gibi görünsede gerçekte şefkatli bir insan olduğu ortaya çıkacaktır.

Güney Afrika'da gerçekten yaşanmış tarihi bir olaya dayanan film, 100 İngiliz askerinin 1879 yılında Rorke's Geçidi'nde yer alan İngiliz ileri karakolu savunmasında 4.000 Zulu savaşçısına karşı verdiği mücadeleyi anlatmaktadır.

18. yüzyılda, İngiliz ve Fransız askerleri, Kuzey Amerika'nın kontrolünü ele geçirebilmek için savaşmaktadırlar. Kızılderililer ve yerleşimciler, bu savaşın ortasında kalmışlardır. Yerleşimcilerden Cora ve kızkardeşi Alice'i, başlarına gelen bir beladan Şahingöz adında bir kızılderili kurtarır. Şahingöz, aslında bir yerleşimcidir fakat ailesi ölünce son Mohikanlar tarafından büyütülmüştür.James Fenimore Cooper'ın romanından uyarlanan Mohikanların Sonuncusu, Michael Mann'in yönetmenlik kariyerinin önemli filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Daniel Day-Lewis'in oldukça başarılı bir performans sergilediğini de ekleyelim.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika'da kocasıyla banliyölerde hayatını yeniden kuran bir kadın, komşusunu kaçırır ve kendisine karşı işlediğine inandığı korkunç savaş suçlarından intikam almak ister.

Kadın Kral, tamamı kadınlardan oluşan askeri birlik Agojie’nin hikayesini konu ediyor. 1800’lerde Agojie adında tamamı kadınlardan oluşan askeri alay, Dahomey Afrika Krallığı’nı büyük bir beceri ve vahşilikle korumaktadır. General Nanisca, askerlerini hayatlarını alt üst etmek için çabalayan düşmanlara karşı savaşmak için eğitir.

Cristero Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir hikayeyi anlatan film, 1920'lerde Meksika hükümetinin Katolikler'e uyguladığı insanlık dışı zulmü anlatıyor.

Kum Taneleri uyuyan bir dev olan Çin ve onun kanlı uyanışı esnasında orada bulunan Amerikalılar'ın hikayesidir. Hayata tamamen küsmüş denizci Jake Holman ve Çinli karısını bir açık arttırmadan kaçıran Amerikalı donanma görevlisi Frenchy'nin hikayesi anlatılmaktadır.

Regent Horthy is the leader of Hungary and a German ally, but his favorable standing with Hitler changes as the war comes to an end. Forced to cede Hungary’s power or else witness the execution of his son, Regent Horthy gives up control of his country to the Nazis, who quickly move Hungarians to ghettos and death camps, with no hope in sight. But the despair changes when a young man named Elek emerges. Separated from his family during the relocations and aided by the woman he loves , Elek defies the enemy by becoming one of them. In a race against time, disguised as a Nazi Officer he embarks on a mission to save his family and thousands of his countrymen.

Dünden bugüne klasik bir İngiliz ailesinin hikayesini izliyoruz... Sık sık bugün ve geçmiş arasında gidip gelen bir anlatıma sahip olan yapım, geleneksel bir İngiliz ailesinin dünden bugüne geçirdiği değişimi sergiliyor. İkinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde, ortamın son derece gergin olduğu zamanlardan bugüne...

Bu film aids hastalığının ortaya çıkışıyla birtakım biyolog ve doktorların virüsün nasıl ortaya çıktığını ve nasıl durdurulabileceğini araştırmalarını anlatmaktadır. Bu arada devletten destek almak için verdikleri mücadele ve hastalığı durdurmak için gösterdikleri çaba derin bir şekilde islenmiştir.

Zengin olma hırsıyla son parasını da piyangoya yatırarak tüketen Fred (Humphrey Bogart) Meksika’da dostu Curtin’la buluşur. Birlikte çalıştıkları McClane’den paralarını almakta zorlanırlar. Diğer yandan, beraber vakit geçirdikleri ve oldukça geveze bir araştırmacı olan Howard’a göre etraftaki tüm tepeler altın hazineleriyle doludur. Bu, Dobbs ve Curtin için kaçırılmaz bir fırsattır. Beraber tepeleri aşan üçlü, döndüklerinde dostlukları mı yoksa paraya olan tutkuları mı ağır basacaktır?

Chicago Memorial Hastanesi’nde saygıdeğer bir cerrah olan Doktor Richard Kimble, Chicago şehrinin ABD başkanı George W. Bush kadar zeki! polisleri tarafından karısını öldürmekle suçlanmaktadır. Dr. Kimble bunu reddetmekte, karısını tek kollu bir adamın öldürdüğünü söylemektedir, fakat deliller aleyhinedir.Mahkemeye çıkarılan Dr. Kimble suçlu bulunur ve zehirli iğneyle öldürülmesine karar verir. Dr. Kimble öldürüleceği yere nakli sırasında onunla beraber nakledilen diğer mahkumların kaçış entrikaları sayesinde kurtulur ve kaçar. Kimble’ın hedefi karısını öldürdüğünü söylediği tek kollu adamı bulmaktır. Ancak Kimble’ın işi kolay değildir; çünkü peşinde fazlasıyla inatçı bir dedektif olan Samuel “Sam” Gerard vardır. Kimble hem tek kollu adamı bulup cinayeti onun işlediğini kanıtlamak hem de bu süre zarfında dedektif Gerard’a yakalanmamak zorundadır.


Kendini şeytani Mr. Hyde'a çeviren bir iksir içen doktor Jekyll karanlık tarafının kendini ele geçirmesine izin verir.

Nasıralı İsa, havarileriyle birlikte yediği son akşam yemeğinde kendisine ihanet edileceğini açıklamıştır. Tıpkı onun söylediği gibi Judas, İsa'yı Romalılar'a ihbar eder. Roma valisinin tereddütlerine karşın, Yahudiler'in dini liderlerinin kışkırtmasıyla İsa'ya tahammül edilemez işkenceler yapılır.

Bir NASA astronotu olan Spencer (Johnny Depp) ile öğretmen olan güzel karısı Jillian (Charlize Theron) mükemmel bir hayat süren uyumlu bir çifttir. Ancak Spencer'ın uzaydaki bir görev sırasında Dünya ile iletişimini iki dakikalığına kaybetmesi, hayatlarını tamamen değiştirir. Ne Spencer ne de Jillian, korku dolu bu 120 saniyenin hayatlarını ve geleceklerini ne şekilde tehdit edeceğini bilmektedir. Eleştirmenlerce 'korku dolu bir kabus' olarak nitelendirilen nefes kesici bir psikolojik gerilime hazır olun.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir