
Joanna Scanlan
Lyn

Super close mother Lyn and daughter Iona (Dafty One and Dafty Two) are excited for their new life in a new town. Determined to make a success of things after a tricky start, Iona becomes 'best friends' with Keely, Stacey and Chelsea. Used to being Iona's bestie herself, Lyn feels left out. So Lyn also makes friends with Belinda, her neighbour.

Joanna Scanlan
Lyn

Lily Newmark
Iona

John Henshaw
Percy

Chanel Cresswell
Belinda

Isy Suttie
Anne

Bruce Jones
Stevie Babes

Nadine Coyle
Air Hostess

Sacha Cordy-Nice
Keely

Saskia Paige Martin
Stacie

Bethany Antonia
Chelsea

Loris Scarpa
Daz
Sophie Tuckey
Peggy

Jacob Lee
Jordan
Lennon Bradley
Sam

John Albasiny
Mr Waters

Vada, liseye giden genç bir kızdır. Onun hayatı, okulda yaşadığı bir olaydan sonra bambaşka bir hal alır. Yaşadığı trajedinin ardından Vada'nın ailesi ve arkadaşları ile olan ilişkisi tamamen değişir. Dünyaya farklı açılardan bakmaya başlayan Vada, yaşadığı trajedinin sonuçlarıyla mücadele etmeye çalışır.

Güney California'da 1970'lerin sonlarında geçen film, 1970'li yılların kadın, aile, zaman gibi kavramlarını derinlikli ve eğlenceli bir biçimde masaya yatırıyor. Santa Barbara'da geçen hikaye 50'lerinin ortalarında bekar bir annesi temel alıyor. Dorothea Fields sakin hayatında bir tek büyüttüğü küçük oğluyla yaşıyor. Kültürel değişim ve isyan çağına gelmiş olan Jason'ın hizaya gelmesi için 2 genç kadının yardımına başvuruyor; punkçı, özgür ruhlu bir sanatçı olan kiracısı Abbie ve anlayışlı ve seks bağımlısı yan komşusu Julie...Başrollerinde ünlü oyuncular Elle Fanning, Alia Shawkat ve Laura Wiggins'in yer aldığı filmi Mike Mills yazdı ve yönetti. Yarı otobiyografik olan film, yönetmen Mills'in çocukluğundan uyarlandı. Komedi-drama tarzı olan film kendini izlettirmektedir.

Kuş, babası Bug ve erkek kardeşi Hunter ile bir gecekondu mahallesinde yaşayan 12 yaşındaki Bailey’i izliyor. Baba Bug’ın çocuklarına ayıracak pek vakti olmayınca ergenliğe yaklaşan Bailey de sanki dünyanın tüm yükünü omuzlarında taşıyormuşçasına ilgi ve macerayı başka yerlerde arar. Trajediyle komedi arasında gidip gelen Kuş ergenlik enerjisi, şiddet, hayal gücü, kaos, acımasızlık, halüsinojenik kurbağalar ve özgür ruhlu bireylerle dolup taşarken insanın yüreğini ısıtıyor.

Genç ve işsiz annesinin yanında büyüyen Mia ve kardeşi, dar gelirli ailelerin oturduğu bir sosyal konutta yaşamaktadır. Kadınlığını gizlerken kadınsı düşler kuran, küçük kardeşiyle küfürsüz konuşmasa da bu dili sevgi aracı olarak kullanan, okuldan atılmış, arkadaştan yoksun genç kızın yaşamı, bir gün annesinin eve getirdiği yeni sevgiliyle alt üst olur. Sadece dans ederek rahatlayan ve şefkat özlemi içinde yanan Mia, bu olgun erkeğin yakınlığından çok etkilenir...

Tracy, iki örgülü, gelecek vaad eden, hâlâ ayıcıklarla ve Barbie bebekleriyle oynayan bir yeni ergendir. Fakat çevresinde sürekli cinsellik üzerinden yaratılmış bir atmosfer vardır; özellikle liseye başlamasıyla bu cinsellik söylemi, üzerinde büyük bir baskı oluşturmaya başlar. Tracy ilk başlarda, bu ortama uyum göstermekte zorlanır. Bir yandan Evie Zamora gibi çok popüler, bir manken kadar güzel ve çekici, kendini beğenmiş, tüm erkekleri peşinden koşturmayı başaran kızları anlayamamaktadır; bir yandan da onların dünyasına dahil olmak istemektedir. Evie'yle arkadaş olması, Tracy'nin olmayı hayal ettiği gibi biri olmasını sağlar, zamanla popüler olmak için neler yapması gerektiğini öğrenir ve herkesin ilgisini çeker. Ancak geçirdiği değişim sonucu, artık başka biri haline geldiğini, kendisine yabancılaştığını fark edecektir.

Annesinin uyuşturucu bağımlısı olması üzerine evinden kaçarak Wall Street'li babasının yayına kaçar. Umutsuz hayatında yaşam mücadelesi veren Agnes 'Apple' Bailey'ın hayatını konu alacak. Gerçek bir hikayeden alınmıştır...

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

1962. Louisiana. Büyük Batiste ailesinin başında çekici doktor Louis bulunmaktadır. Güzel Roz ile evli olan doktorun ufak bir kusuru bulunmaktadır: Güzel hastalarına karşı zaafı vardır. Doktor Louis, bir gün evli ve seksi bir hastası olan Metty Mereaux ile flört ederken, küçük kızı Eve tarafından kazara izlenir. Eve bu olayı unutamaz ve yaşadığı travmayı büyütür ve büyük kız kardeşi Cisely'e anlatır. Böylece dedikodu ve yalanlar kazanı kaynamaya başlar.

17 yaşındaki Jem Starling, Kentucky kırsalındaki köktendinci Hıristiyan topluluğundaki yerini bulmaya çalışır. Kilise grubuyla dans etmekten aldığı en büyük zevk bile, eylemlerinin günah olduğu endişesiyle gölgelenir ve kendi cinselliğiyle ilgili gelişen farkındalık ile dini bağlılığı arasında sıkışıp kalır. Esrarengiz bir genç papaz olan Owen'ın dönüşüyle, Jem kısa süre sonra kendisini onun dünyeviliği ve cazibesine kapılmış halde bulur. Yavaş yavaş, onu tüm topluluklarını alt üst edebilecek tehlikeli bir ilişkinin içine çeker.

Grace ve sevgilisi Jackson, eski bir köy evine taşınır. Grace yazarlık hayalinin peşinden gider ve çift kısa süre sonra bir bebek sahibi olur. Ancak Jackson'ın sık sık evde olmaması ve ev hayatının baskıları altında ezilen Grace, ardında bir yıkım yolu bırakarak yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlar.

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.

Los Angeles gettolarında birlikte büyüyen üç arkadaşın öyküsünü anlatan film, kenar mahallede yaşanan olaylara içten bir bakış atmasıyla benzerlerinden ayrılıyor. Kardeş gibi Doughboy ve Ricky Baker birbirlerine benzememekle birlikte her an birlikte takılmaktadırlar. Üçüncü kişi ise Tre'dir. Üçlü şiddet ve uyuşturucunun konuştuğu mahallerinde kendilerini ispat etmeye çalışır. 90'lı yılların başında gettoda yaşayan siyah gençler arasında yükselen nefreti, şiddete olan eğilimi, doğasına yakın bir şekilde sunuyor film. Yönetmen bu filmi 23 yaşında çektiği için sinema dünyasının yeni dahilerinden biri olarak selamlandı ve henüz 24 yaşındayken Oscar ödülüne aday oldu.

Ergenlik çağında bir genç olan William'ın hayattaki tek tutkusu müziktir. Bu nedenle okulunu da pek umursamayan William, bu durumdan ötürü ailesiyle sürekli çatışmaktadır. Sevdiği müzik grupları üzerine amatör yazılar yazan William, zamanla tanınmaya ve küçük yaşına rağmen önemli mevkilere adım atmaya başlar. Hayallerinde bile göremeyeceği şey artık kapıdadır. Büyük hayranı olduğu Stillwater isimli müzik grubunun yeni turnesine katılması ve turne üzerine Rolling Stones dergisine yazı yazması için seçilmiştir! William, grupla birlikte çıktığı yolculukta bu çok sevdiği insanlara ve müzik piyasasına dair önemli gerçeklere tanık olacaktır.

İngiltere'den mektup yoluyla bulduğu bir erkek ile evlenmeye karar veren, konuşma problemleri olan bir kadın, küçük kızı ve de çok değer verdikleri piyanosunu da yanına alarak evleneceği kişi ile tanışmak için Yeni Zelanda'ya doğru yola çıkarlar. Evlendikten bir süre sonra yanlış bir seçim yaptığını kavrayan genç kadın, yerli halk ile kaynaşmayı başarmış bir beyaz ile piyanonun etrafında başlayan yakınlaşması tutkulu bir aşka dönüşecektir.


Sokak dansı tutkunu olan DJ isimli genç, kardeşini kaybettikten sonra Atlanta'ya okumaya gider. Okula alışmakta zorluk çeken DJ bir dans yarışmasına katılarak kendi hayallerini gerçekleştirmeye başlar.

Alice ve Celine, başarılı kocaları ve aynı yaştaki oğullarıyla geleneksel bir yaşam tarzı sürmektedir. Trajik bir kazanın ardından hayatın mükemmel uyumu bir anda bozulur. Suçluluk, şüphe ve paranoya birleşerek aralarındaki yakın bağı çözer.

Ayrılış, şaşırtıcı derecede konuşan bir kuş biçiminde gelen ölüm ile yüzleşmek zorunda olan bir anne ve kızının hikayesini konu ediyor. Tuesday, ölmek üzere olan bir gençtir. O, annesi Zora'ya yakın olmak ve Dünya'daki bir papağanın bedenine bürünen "Ölüm" ile arkadaş olmak ister. Tuesday, yeni arkadaşının ona son dileğini yerine getirmesini umar.

Alman işgalinin sona erdiği süreci, bir dizi renkli anektodu peşpeşe getirip bir çok yönde gelişen olaylara dayanarak hikaye eden Menzel, alışılmış kahraman direnişçi imajını da kıran, trajikomik bir üslup tutturur. Ana karakteri, karşı-kahraman özellikleriyle donatılmış, yeniyetme coşkusunu yitirmemiş, naif ve sempatik bir genç asker olan Milos Hrma'dır. Karşı cinse karşı tutuk, çekingen ve aşırı utangaç Milos, hem erkekliğini kanıtlama çabasındadır hem de taşıdığı üniformanın hakkını vererek aile adına halel getirmemekle yükümlüdür. Aslında dedesinin savaştan kaçmak için komutanını hipnotize ettiğini, babasının da savaşı, cephe gerisinde, tehlikesizce bir masa başı görevinde geçirdiğini pekala bilir. Bohemya'da bir tren istasyonuna atanan Milos'un amiri, güvercin meraklısı, saf biridir.

Özgür ruhlu Inez, 6 yaşındaki Terry'yi koruyucu ailesinden kaçırır. Sırlarına ve birbirlerine tutunan anne ve oğul, değişen New York'ta evlerinin yanı sıra kimliklerini ve istikrarlarını geri almak için yola çıkarlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir