
Jean Gabin
Jean-Marie Pejat, bicycle repairer


Jean Gabin
Jean-Marie Pejat, bicycle repairer

Pierre Fresnay
Baptiste Talon, retired SNCF employee

Noël-Noël
Blaise Poulossière, pig farmer

Mona Goya
Catherine, boss of the farm

André Dalibert
Anselme Poulossière, son of Blaise

Yane Barry
Mariette, Blaise's granddaughter

Hélène Dieudonné
Mother Superior of the “Gouyette” hospice

Guy Decomble
Coach driver

Alexandre Rignault
Farmer who receives Blaise

Paul Mercey
Mayor of the village

Paul Bisciglia
Jojo, Mariette's fiancé

Robert Dalban
Jérôme Ardouin, gravedigger

Yvette Etiévant
Louise, boss of the café

Gabriel Gobin
Étienne Lesage, town hall employee

Albert Michel
Goujon son

Jacques Tati'nin tatlı şaklabanı, her daim pipolu Bay Hulot, tatil için deniz kıyısındaki bir sayfiye yerine gider, fakat oraya felaket üstüne felaket getirecektir. Tati'nin eğlenme hırsıyla dolu tatilcileri konu alan müthiş komik bu taşlamasında, köpekler, kayıklar ve havai fişekler içeren ve kusursuz bir koreografiye sahip güldürü sahneleri bulunuyor. Hulot serisinin ilk filmi olan eser, incelikli durum komedisinin başyapıtlarından.

Fransa'nın göbeğindeki küçük bir köyde hayat sükunet içinde akmaktadır. Ancak panayır göstericileri karavanlarıyla köye gelince işler değişir. Dönme dolap, piyango, bando ve gezici sinema içeren bir karnaval kurulur. Köyün postacısı François burada Amerikan posta hizmetleri hakkında bir filme rastlar ve tüm köy halkının da yüreklendirmesiyle postayı "Amerikan usulü" dağıtmaya koyulur.

Paris’te sıcak bir yaz akşamında, Félix tesadüf eseri Alma’yla karşılaşır. İkisi dans eder, kahkahalar atar, geceyi parkta geçirir. Alma ailesiyle tatile çıktığı için bu macera kısa kesilir. Félix aniden, yanına bir arkadaşını da alarak, Alma’yı tatil yaptığı yerde ziyaret etmeye karar verir.

Kongolu başarılı bir doktor Fransa'nın küçük bir köyünde çalışmaya başlar. Burada ailesiyle birlikte, hiç de misafirperver olmayan yerel halkın kalbini kazanmaya uğraşır.

In the 1980 French countryside, farmer Jojo and his ill-tempered wife Lulu hate each other, though their respective interests speak against divorce. The only thing that keeps the oppressed Jojo from murder is the threat of the guillotine...

Chevy Chase ve Madolyn Smith'in başrollerini paylaştığı bu eğlenceli filmde, New York'lu spor yazarı Andy Farmer, karısıyla birlikte Vermont'a taşınır. Ancak hayal ettikleri huzurlu taşra hayatı, tuhaf komşular, beklenmedik aksilikler ve komik felaketlerle dolu bir maceraya dönüşür!

Komik, baştan çıkarıcı ve öngörülemez bir karaktere sahip olan Frederic, geçirdiği bir kazanın ardından kör olmuştur. Beatrice ise kocası Frederic'in kazasını anlatan bir kitap yazar. Beatrice kitapta, arkadaşlarıyla olan hikayeleri isimlerini değiştirerek kaleme alır ancak bu durum kitapta hangi karakter olduğunu bulmaya çalışan arkadaşları ve ailesi arasındaki gizli kıskançlıkları uyandırmasına sebep olacaktır.

Flanked by their two children, Simon and Adélaïde decide, like many Parisians today, to leave their two-room apartment for a quieter and more comfortable life in the country. They are seduced by a house in the middle of nature: space, a vegetable garden, a wood adjoining their garden and above all villagers who welcome them with open arms. A dream come true! But the young couple was soon to be disillusioned: the wood was actually a hunting ground for big game! Although the hunters are friendly, they are not willing to give up their territory, making Simon and Adélaïde's dream of the countryside a living hell. But true to their reputation, our Parisians are not going to let them do it.

Stressed and overworked, famous French movie star Michel Blanc is beginning to wear down, physically and mentally, from the pressure and demands of fame. Already in a fragile state of mind, strange events start to transpire all around him, and he gradually loses his grip. Taking the advice of a psychiatrist, Blanc retreats to the countryside with his friend Carole Bouquet, but Blanc still has not managed to escape all of his problems.

Henri orta yaş krizine girmiş bir adam olarak hayatını gözden geçirmektedir ve günün birinde devasa boyutlarda gri bir köpek kapısında belirir. Henri ve köpek arasında geçen eğlenceli anlatımın yönetmenliğini yapan isim ise başrol oyuncusu olan Yvan Attal’dır.

François Marsault, a war veteran, makes the most of his retirement alongside his wife Annie. Authoritarian and ruthless, François rules his family with an iron fist — but when he discovers that his esteemed wife cheated on him 40 years ago, he files for divorce and confronts her former lover, who lives in the French Riviera.

Claude and Marie Verneuil face a new crisis. The four spouses of their daughters, David, Rachid, Chao and Charles decided to leave France for various reasons. Here they are imagining their lives elsewhere.

Serge Pilardosse has just turned 60. He has worked since the age of 16, never unemployed, never sick. But the hour of retirement has come, and it is disillusionment: he is missing points, some employers having forgotten to declare it! Pushed by Catherine, his wife, he gets on his old motorcycle from the 70s, a "Mammut" which earned him his nickname, and sets off in search of his pay slips. During his journey, he rediscovers his past and his quest for administrative documents soon becomes incidental...

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında, sıfır bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway'in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir New York'ta yaşayan Andy Sachs için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.

The Beatles'ın ilk filmi olan siyah beyaz, A Hard Day's Night, videocliplerin birleşimi gibi gözükse de grubun meşgul günlerinden birini izlermişcesine kişiyi içine alıyor ve ne kadar eğlenceli insanlar olduklarını anlamamızı sağlıyor.

Lorelei ve Dorothy taşradan büyük şehire gelmiş iki genç kadındır. Bir müzikholde dansçılık ve şarkıcılık yapan bu iki genç kadın Paris'e giden bir transatlantikte iş bulurlar. Çok geçmeden Lorelei ve Dorothy'nin etrafını zengin adamlar sarar. Zengin bir koca bulmayı isteyen Lorelei ve Dorothy aşkın anlamını öğreneceklerdir.

"Garsoniyer - The Apartment" büyük bir şirkette çalışan ve yükselmek amacıyla, evini garsoniyer olarak kullanması için patronuna vermekte sakınca görmeyen ve bu arada patronun metreslerinden birine aşık olan adamın komik hikayesini konu alıyor... Sevgisine karşılık bulduğundan emin olamadığı için bir süre sesini çıkarmasa da, her şey olacağına varıyor. Kadının güzelliği aklını başından alıyor ve işini kaybetmek pahasına da olsa mücadele etmeye karar veriyor. Fakat adam, genç kadının kimi sevdiği ile ilgili şüpheleri son adımı atmaktan onu hep alıkoyuyor...

Audrey Hepburn'den ilk başrolünde Oscar'lı bir performans Tam 10 dalda Oscar'a aday olan ve Audrey Hepburn'e En İyi Kadın Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran Roma Tatili, bir modern zaman prensesinin kraliyet dayatmalarına karşı gelerek tek başına Roma'yı keşfe çıkmasının hikayesini anlatıyor. Burada gazeteci kimliğini saklayarak ilginç hikayeler peşinde koşan Amerikalı bir gazeteciyle tanışıyor. Ancak planı ikilinin birbirine aşık olmasıyla suya düşüyor.

Prof. Barbenfouillis başkanlığında bir grup astronom Ay'a gitmek üzere planlar yaparlar. Sonuçta dev bir toptan gönderilen mermi şeklindeki uzay gemileri ile hedeflerine ulaşırlar. Ancak burada Aylılar tarafından kaçırılıp Ay kralının sarayına götürülürler... George Méliès'in çoğu Jules Verne'e dayanarak yaptığı yüzlerce kısa filmden bu en ünlüsü, -açıkça H.G.Wells'in First Men in the Moon'undan da esinlenerek- sinema tarihinin ilk bilim kurgu filmi olarak haklı bir üne sahiptir. Méliès'in filmleri janra ait klişelerin tümüne sahiptir neredeyse; çılgın bilim adamları, dehşet verici icatlar, roketler vs vs.. Roketin Ay'a varışını simgeleyen sempatik sekans, kuşkusuz sinemanın en bilinen sahnelerinden birine vesile olmuştur.

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, bir kont bir haftasonu av partisi düzenler. Ne var ki av partisi efendilerle hizmetçiler arasında bir köşe kapmacaya dönüşür, ahlaksızlıkta ve zalimlikte birbirleriyle yarıştıkları, acımasız ve umutsuz bir ahlak tablosu çizer. İzleyicinin gözünün yaşına bakmadan drama dönen bu güldürüde, kırda tavşanların katledilmesi, 1940 ilkbaharındaki çatışmaların habercisi değilse de, duyguları konusunda fazlasıyla hilekar bir toplumun aptalca şiddete yönelmesini yansıtır. Dünyanın sonu, en azından bir dünyanın sonu yakındır, der bize bu acı ve karanlık trajikomedi. İlk gösterime girdiği sırada anlaşılmayan, uzun zaman boyunca yerden yere vurulan, yasaklanan, kesilen film savaş sonrasında sinemaseverler tarafından yeniden keşfedilmiş ve övgülere boğulmuştur * "Oyunu kuralına göre oynayan oyunda kalır" ana fikriyle şekillenen hikaye
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir