
Frits Helmuth
Lektor Blomme

At their 25th high-school anniversary some bourgeois citizens remember their time in school as a happy one. In reality it was quite the contrary. The school was a madhouse in which the teachers, especially Blomme, tormented the students. As a result one of them became a murderer.

Frits Helmuth
Lektor Blomme

Tomas Villum Jensen
Ellerstrøm (som ung)

Jesper Langberg
Ellerstrøm

Adam Simonsen
Mogensen (som ung)

Hugo Øster Bendtsen
Mogensen

René Hansen
Thygesen (som ung)

Lars Lohmann
Thygesen

Ken Vedsegaard
Nielsen (som ung)

Stig Hoffmeyer
Nielsen

Bjørn Watt-Boolsen
Rektor

Hardy Rafn
Aben

Aksel Erhardtsen
Havmanden

Finn Nielsen
Ejby

Claus Bue
Langhave

Holger Munk
Musiklærer

François ve diğer öğretmen arkadaşları belalı bir semtteki lisede yeni bir yıla hazırlanmaktadır. Kendilerini öğrencilerinin iyi bir eğitim almaları için hiçbir engelde yılmayacakları fikrine hazırlarlar. Sınıf, farklı kültürler ve tavırların sık sık birbiriyle çatıştığı modern Fransa'daki küçük bir dünyadır. Ergenlik çağındaki gençlerin davranışları, düşük maaşlar almakta olan öğretmenlerin şevkini kırar. François ise saygı ve çalışkanlık üzerine kurulu atmosferi sağlamakta kararlıdır. Ne kibirli ne de serttir ama aşırı açık sözlülüğüyle öğrencileri çoğu kez şaşırtır. Öğrenciler onun yöntemlerine meydan okur ve böylece François'in sınıf etikleri teste tutulur.



Gecenin geç saatlerinde New York caddelerinde bir ambulans sirenlerini çalarak ilerlemektedir. Gece vardiyasındaki ambulans görevlileri için ölülerle ya da ölmek üzere olan insanlarla yüzyüze olacakları yeni bir gece daha başlamıştır. Sabaha kadar görev başında olan bu görevliler, en az New York caddelerinden topladıkları ölmüş ya da ölümün eşiğine gelmiş insan bedenleri kadar fırtınaya tutulmuş, yaşamları normal seyrinden çıkmış insanlardır.Kimbilir, belki de onları ayakta tutan, Manhattan'ın bir deprem merkez üssünü andıran kaos yüklü caddelerin sürrealist bir tabloya benzeyen görünümüdür. Her gece dünyanın bir başka acımasız ve keskin görünümüyle karşılaşmanın getirdiği yakıcı duyguların ta kendisidir.

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.

15 yaşındaki Tyson ilk kez devlet okuluna gittiğinde hayatı sonsuza dek değişir. Tyson, şampiyon maraton koşucusu Aklilu ile arkadaş olur. Otizminin kendisini engellemesine asla izin vermeyen Tyson, babasının onayını kazanma umuduyla ilk maratonunu koşmaya kararlıdır. Beklenmedik bir arkadaşının ve ebeveynlerinin yardımıyla; kendine olan inancı ve ilk adımı atma cesareti ile her şeyin mümkün olduğunu öğrenir.

Parlak bir geleceği olan genç bir adam, neredeyse ölümcül bir kaza geçirir ve beklenmedik bir hayvan arkadaşının yardımıyla yeni hayatını yeniden yaratır.

Ölmek üzere olan bir okul. Sanki bu okula kanser teşhisi konulmuş ve bu okul gelmeyeceğini bile bile bir çare bekliyor derdine. Umut ve şefkat dolu bir öğretmen. Bu okula ve içindekilere konulan kanser teşhisini inkâr ediyor ve olamayacağını bile bile herkesin derdine derman olmaya çalışıyor.

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

Amber Appleton, bir otobüste yaşamaktadır. Annesinin erkek arkadaşının onları kovmasından sonra Amber, annesi ve sadık köpekleri Boby Big Boy ile birlikte, annesinin kullandığı okul otobüsü ‘Hello Yeloow’un arkasında kamp kurarlar. Umut ve iyimserlik prensesi olan Amber, kötü şeyleri kafasına takmamaktadır. O artık, alkolik annesi ve arkadaşlarının hayatını kurtarmaya odaklanır.

Dr. Marcus, ailesinden gelen ölümcül bir beyin hastalığı riski taşıdığını öğrenir. Sorunlu ilişkisi olduğu kardeşi David'i Rocky Dağları'na bisiklet turuna davet eder. Kardeşler bu yolculukta bisiklet tutkularıyla yeniden yakınlaşır ve zorlu bir dağ bisikleti yarışına katılmaya karar verirler. Ancak yarış sırasında Marcus'un sağlığı bozulunca, David hem yarışı tamamlamak hem de kardeşi için mücadele etmek zorunda kalır.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde Oskar adaylığı olan Edward James Olmos, Jaime Escalante'nin ilham verici gerçek hayat hikayesinde rol alıyor. Doğu Los Angeles'ta matematik öğretmeni olan Jaime, sisteme başkaldırır ve öğrencilerinin hayat standartlarını yükseltmek için çalışır. Yardımcı roldeki Lou Diamond Phillips, sınıfın haylazı rolündedir ve Newsweek tarafından "son derece ilgi uyandıran" olarak nitelendirilmiştir ve aynı zamanda Edward James Olmos için ise "muhteşem bir performans" yorumunu yapmıştır. USA Today ise film için "düşük bütçeli bir mucize... Oyuncu kadrosu kusursuz... Olmos, 1988 yılının en iyi performansını sergiliyor." yorumlarında bulunmuştur. Yardımcı rollerde Andy Garcia ve Rosanna De Soto bulunmaktadır.

Babasının kim olduğunu bilmeyen, annesi uyuşturucu müptelası, on üç kardeşin arasında kimsenin umursamadığı Afro Amerikan genç bir çocuğun hayatı sokaklarda geçmektedir. Okuma yazma bilmeyen, okulda son derece başarısız olan bu çocuk, zengin bir aile tarafından himaye edilmeye başlandığında hayatı değişecektir. Okulda futbola başlayan genç, sonunda kendi yeteneğini keşfetmiştir. Ve bir gün Ulusal Futbol liginin en çok aranan sporcularından biri olacaktır. Film, Michael Oher'in gerçek hayat hikayesinden uyarlanmış.

20. yüzyılın başlarında, Bangladeş'in bir köyünde fakir bir Brahman ailesinin Apu adında bir çocukları olur. Bir şair ve de rahip olan babası ailesini geçindirmeye yatecek kadar para kazanamamaktadır. Kız kardeşi de sürekli olarak komşunun bahçesinden guava isimli bir meyve çalmaktadır. Bütün bunlar ve de aileyle birlikte yaşayan yaşlı teyzelerinin bitmez tükenmez dırdırları, annesini zaten zor hayatını iyice güçleştirmektedir.

Sevgilisinin kendisine ihanet ettiğini öğrenen Hilary O'Neil (Julia Roberts) yeni bir başlangıç ve yeni bir iş arıyor. Böylece kan kanserine yakalanmış acı çeken genç bir adamın özel hemşiresi oluyor. Zaman geçtikçe birbirlerine aşık oluyorlar ama bu yaşadıkları aşkın çok uzun sürmeyeceğini de biliyorlar. Çünkü genç adam ölmek üzeredir.

Küçüklüğünde sıra dışı bir çocuk olan David Gordon, bilimkurgu yazarı olmuştur. Nişanlısı öldükten sonra,zeki fakat sorunlu bir çocuk olan 6 yaşındaki Dennis’i evlât edinmeye karar verir ve onu tüm tuhaflıklarına rağmen sever. Dennis Mars'tan geldiğini düşünmektedir. Uzayla ilgilenen ve toplumdan uzak yaşayan David ve Dennis, bu özelliklerinden dolayı yakınlaşırlar. Aralarında özel bir bağ oluşan bu ikiliyi ayırmak isteyen Sosyal Hizmetler, çocuğun evden kaçmasına sebep olur.

Shy sixteen-year-old Stacy Collins can't believe that the most popular guy in school, an attractive athlete named Bobby Tennison, is interested in her. At first she is flattered by his constant attention, but then he becomes possessive and jealous-telling her who she can speak to and what she can wear. Threats escalate into violence when Bobby thinks Stacy has stepped out of line. Soon she is walking on egg shells and living in fear. Having seen the tell-tale bruises, Stacy's best friend convinces her to break things off with Bobby-but in a moment of weakness, Stacy goes to meet him. It will be the last time she is seen alive.

Los Angeles'ta geçen çılgın bir gecede tanışan oyuncu Hervé Villechaize ile zor durumdaki bir gazeteci Danny Tate'in yeşillenen arkadaşlığını konu alıyor. Villechaize'i Peter Dinklage canlandırırken, gazeteci rolünde ise Jamie Dornan var. Sacha Gervasi, filmi Sean Macaulay'la birlikte yazdığı bir hikayenin kendisi tarafından yazılan senaryosuna dayanarak yönetiyor. Hikayenin temeli ise Villechaize 1993'te intihar etmeden günler önce Gervasi'e verdiği röportaja dayanıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir