
Frankie Howerd
Percy Lamb

When heavy fog prevents any flights from leaving London Airport, a group of passengers are put on a bus driven by Percy Lamb to drive to another airport. The fog is that heavy Percy doesn't know where he is going or that he is carrying stolen gold bullion that the robbers and police are relentlessly pursuing.

Frankie Howerd
Percy Lamb

Margaret Rutherford
Miss Cynthia Beeston

Petula Clark
Stewardess 'Nikki' Nicholls

George Coulouris
Ernest Schroeder

Terence Alexander
Pilot Peter Jones

Toke Townley
Henry Waterman

Belinda Lee
Janie Grey

John Horsley
Inspector Henley
Anthony Oliver
Uniformed Senior Airport Official

Sam Kydd
Airport Security Officer

Marianne Stone
Travel Girl

Stringer Davis
2nd Transport Officer

Michael Gwynn
1st Transport Officer

Reginald Beckwith
Telephone Man

Lionel Murton
American Traveller

Hoping for a peaceful visit with his parents in the small town of Sycamore Springs, Nick Charles and his wife Nora soon find themselves surrounded by old rivalries, family tensions, and a mysterious murder. Nick’s father, a respected retired doctor, would much rather see his son give up detective work, but a suspicious shooting quickly draws Nick back into action. As Nick and Nora investigate, they uncover jealousy, deception, hidden motives, and a dangerous secret involving the town’s prominent citizens.

Paris'in varlıklı isimlerinden Benjamin Ballon'un hizmetçisi Maria Gambrelli, aşığının cesedi başında elinde bir silahla yakalanınca, esrarı çözmek üzere Pembe Panter vakâsıyla meşhur müfettiş Jacques Clouseau, yanlışlıkla da olsa göreve getirilir. Her türlü delil tersine işaret ettiği halde Clouseau genç ve güzel Maria'nın büyüsüne kapılmış bir halde gerçekleri görmek istemez. Bunlar olurken Baş Müfettiş Dreyfus, neden bir türlü kendisi dışında kimsenin Clouseau'nun tam bir baş belası ve beceriksizin teki olduğunu farkedemediğini düşünüp kendi kendini yemektedir. Maria bir kez daha bir cinayet mahallinde, Ballon'un bahçıvan'ının cesedinin başında yakalandığında da; evin bir diğer hizmetçisi Dudu'nun cesedi bulunduğunda da tüm gözler genç kadına dönecek, gelin görün ki Clouseau ısrarla burnunun dikine gidecektir.

While attending a glamorous jazz cruise on New York’s East River, Nick and Nora Charles witness the fatal shooting of a wealthy patron. When suspicion falls on a young bandleader and his musicians, the couple steps in to clear their friends and uncover the real killer. Their investigation leads through a lively world of jazz clubs, radio personalities, high society, and backstage rivalries, where almost everyone has a secret and the next clue may be hidden in the music.

A spoof of the entire 1940s detective genre. San Francisco private detective, Lou Pekinpaugh is accused of murdering his partner at the instigation of his mistress—his partner's wife.

Hanna-Barbera'nın çizgi film klasiği olan Scooby Doo, 3'üncü uzun metraj filmi olan Scooby-Doo! The Mystery Begins Scooby Doo ve Gizem ekibinin Nasıl Bir Araya gelip toplandığını anlatıyor.

Shakespeare´in klasik komedisinin bu çağdaş yorumunu sinemaya uyarlayan, televizyon ve sinema dünyasının en büyük, kült yönetmenlerinden Joss Whedon. Whedon´ın Buffy, Angel ve The Avengers gibi daha önceki projelerinden izleyicilere tanıdık gelecek birçok oyuncunun kadrosunda yer aldığı film ABD´de haziran ayında gösterime girecek. Özgün metne sadık kalarak sadece on iki günde çekilen bu karanlık, seksi ve kimi zaman absürd aşk hikâyesinin kahramanları, dünyanın en uyumsuz âşıkları Beatrice ve Benedick. Film Benedick ve arkadaşı Claudio´nun yurtdışındaki bir seferden zaferle dönüşüyle açılır. Sivri dilli Benedick, Claudio´ya aşk meseleleri hakkında takılıp durur. Benedick aşkı küçümsemektedir, tıpkı yıllardır düşmanı bildiği Beatrice gibi. Gözünü aşk bürümüş Claudio evlenmeye karar vermişken Benedick ile Beatrice de "tatlı savaş"larını hakaretlerle sürdürür...


70'lerde Strange Fruit, rock dünyasının tartışmasız kralıydı. Uyuşturucular, iç çatışmalar ve eski vokalistlerinin aşırı dozdan ölümüyle tam bir rock 'n' roll efsanesi yaşadılar. Hatta sonları bile şatafatlı oldu: Açık hava festivalinde sahneye yıldırım düştüğünde her şey sona erdi. 20 yıl sonra, bu eski rock tanrıları unutulmuşluğa gömülmüş durumda. Ta ki grubun klavyecisi Tony'nin kafasına bir "Yeniden Birleşme Turnesi" fikri takılana kadar. Eski menajer Karen'ın da yardımıyla, dağılmış grup üyelerini tek tek bulmaya koyulur. Acaba o eski büyüyü yakalayıp kendilerine ikinci bir şans verebilecekler mi?

11 yaşındaki bir çocuk, şehirdeki en iyi dedektif olduğuna inanır ve en iyi arkadaşı olan 1.200 kiloluk hayali bir kutup ayısı olan Total Failures ajansını yönetir.

Erkek hemşire olarak çalışmakta olan Greg Focker (Ben Stiller), uzun süredir birlikte yaşadığı Pam (Teri Polo) evlenme teklif etmeyi planlamaktadır. Ona evet demeden önce babasından kendisini resmen istemek zorunda olduğunu söyler. Böylece sevgilisinin anne ve babasıyla tanışacağı ve orada geçireceği günlerin hiç de kolay olmayacağı bir yolculuğa çıkmak zorunda kalan Greg, başına geleceklere katlanacak gücü kendinde görmektedir çünkü Pam'i çok sevmektedir. Pam'in babası eski bir CIA ajanıdır (Robert De Niro) ve evinin bodrumunda bir yalan makinesi bulunmaktadır. Aynı anda Pam'in kız kardeşi de bir doktorla evleneceğini ilan etmiştir. Tabii böyle bir ortamda işler biraz karışır. Hatta babasının her şeyden çok sevdiği Himalayalara özgü bir kedi olan Jinxie de ortadan kaybolunca baba adeta çıldırır ve evde tam bir cehennem hayatı başlar.

Yurtdışından kaçak olarak değerli taşlar getiren Diana taşların peşinde olan katillerden kaçarken bir otoparkta karısı tarafından aldatılan ve iyi kalpli bir adam olan Ed ile tesadüfen karşılaşır ve bu iyi kalpli adamın ona yardım etmesiyle birlikle olaylar gelişir.

Lisa Reisert uçak yolculuğundan nefret eden bir kadındır. Miami'ye yapmak zorunda kaldığı gece uçuşu sırasında terörün yanıbaşında olduğunu fark edecektir. Uçağın havalanışından kısa süre sonra Lisa'nın yanındaki koltukta oturan Jackson adlı bir adam, gayet nazik bir ses tonuyla bu yolculuğa çıkışının gerçek sebebini açıklar. Çok zengin bir işadamını öldürmekle görevlendirilmiş gizli ajandır. Lisa ise onun başarısının anahtarı olacaktır. Eğer işbirliği yapmayı kabul etmezse genç kadının babası bir suikastçi tarafından derhal öldürülecektir. Bu cinayet için Jackson'ın bir telefonu yeterli olacaktır.Yeryüzünden 10.000 metre yüksekteki uçağın içinde tuzağa düşen Lisa'nın kaçacak yeri yoktur. Babasının hayatını ve kendi hayatını tehlikeye atmamak için çevreden yardım istemeye de cesaret edemez. Saniyeler hızla ilerlerken zamanın azaldığını bilmektedir. Çaresizlik içindedir. Kendisini rehin alan acımasız kişiyi alt etmenin ve olası bir cinayeti önlemenin yolunu bulmaya çalışır.

William Keane, altı yaşındaki kızının altı ay önce onunla seyahat ederken New York Otogarı'ndan kaçırılmasından beri zar zor başa çıkabilmektedir. Sürekli olarak kaçırılma olayının yaşandığı yere çekilen Keane, sanki sonucu değiştirmeyi umarcasına o kader gününün olaylarını takıntılı bir şekilde yeniden yaşayarak otogarda gezinir.

Felaket filmlerinin harika bir parodisi olan The Big Bus, dünyanın ilk nükleer enerjili otobüsünü konu alıyor; 32 dev tekerleğe sahip, 75 tonluk bir canavar ve New York’tan Denver’a olan ilk yolculuğu. Dünyanın en büyük otobüsünü kullanan kişi, tabii ki dünyanın en büyük otobüs şoförüdür. Onun yardımcı pilotu ise aniden bayılma eğilimindedir ve yolun kenarına gitme eğilimi vardır. İki kötü adam, otobüsü yok etme yemini eder ve bu da komik bir gerilim yaratır.

Bonnet, kızı Nicole ile birlikte yaşayan zengin ve yaşlı bir adamdır. Her şey akla yatkın ve mantığa uygun gelirken, Bonnet'in kazandığı her bir kuruşun hesabını çıkarmak gerek. İşte bu noktada, işe ustalıkla yapılan bir hırsızlık; taklitçilik giriyor. Ünlü ressamların ölümsüz eserlerini birebir taklit ederek satan ve bu sayede karun kadar zengin olan Bonnet, bir gün, ünlü ve 1 Milyon Dolar değerindeki bir eseri satmak değil, sadece sergiletmek için müzeye vermek istediğini duyurur ve gelen Fransız'lara heykeli teslim eder. Sahte heykelin sergilenmesine izin veren yaşlı adam, bu hareketini sorgulayan kızı Nicole'a, üzerinde sahtekarlık şüphesi bırakmamak için yaptığını söyler. Nicole ise babasının başının derde gireceğinden endişe etmektedir. Adeta hırsızlık yapan Bonnet'i engellemeye çalışan Nicole, bir gece vakti evlerine giren hırsızı suç üstü yakalar ve olaylar başlar.

Film, kendi alanında kariyer sahibi diye nitelendirilebilecek bir suçlu olan Charlie Croker’ın liderliğindeki bir soyguncu çetesinin macerasını konu almaktadır. Çete, Los Angeles tarihindeki en büyük trafik sıkışlığını yaratarak yapmayı planladıkları altın soygunu için zaman kazanmak ister. Oluşturdukları kargaşadan kendi paçalarını sıyırabilmek adına kaldırımdan gidebilecek kadar küçük olan Mini Cooper’ı kullanırlar. Hedefleri, trafik açılana dek ortadan kaybolmayı başarmaktır.

Charlie, Paris’ten arayıp Fransız güzeli Juliette’e aşık olduğunu itiraf ettiğinde nişanlısı Kate, onu geri kazanmak için uçuş korkusunu yenip Paris’e gelmeye karar verir. Uçakta yanında oturan Luc, her ne kadar gizlemeye çalışsa da aslında bir hırsızdır ve çaldığı mücevherleri Kate’in çantasına saklar. Paris’te mallarını geri almak isteyen Luc, eski nişanlısını tekrar kazanmak isteyen Kate ve belki de Luc’tan hoşlanmaya başlayan Juliette arasında seyre değer bir oyun başlar.

Mr. Bean İngiltere’de Ulusal Galeri’de güvenlik görevlisidir. Ancak bir sorun vardir. İşini yaparken sürekli uyuyakalmakta ve bu yüzden komik olaylara sebep olmaktadır. Her ne kadar tüm amirleri onu kovmak istese yönetim kurulu başkanı onu savunduğu için bu mümkün değildir. Bu yüzden de galeri çalışanları ondan kurtulmak için başka bir yola başvurur. Mr. Bean, ünlü başyapıt ”Whister’in Annesi” isimli tabloyu İngiltere’den Amerika’daki Grierson Galerisi’ne götürmekle görevlendirilir. Amerikalıların ünlü sanat uzmani Dr. Bean zannettikleri Mr. Bean ise Amerika’ya ayak bastığı andan itibaren ortalığı karıştırmaya başlar...Ancak bir sorun vardır. Whistler’in Annesi’nin gösterileceği serginin açılışına saatler kala, tabloya korkunç bir şey olmuştur. Ve maalesef bu durumu düzeltebilecek bir tek kişi vardir: Mr. Bean...

Teğmen Frank Drebin, Los Angeles Polise Teşkilatı'na bağlı bir birimde çalışan sakar bir dedektiftir. En yakın arkadaşı ve ortağı Dedektif Nordberg bir operasyon sırasında vurulunca tatilini yarıda bırakıp Los Angeles'a döner. Araştırması sırasında olayın Vincent Ludwig isimli bir iş adamının planını keşfeder. Ludwig, bir beyzbol oyuncusunun beynini yıkamayı ve Kraliçe Elizabeth'i Los Angeles gezisi sırasında öldürmeyi planlamaktadır. Sakar dedektifimizin ortalığı karıştırması pek uzun sürmez.Leslie Nielsen'ın unutulmaz karakter Frank Drebin'i canlandırdığı Çıplak Silah serisinin ilk filmi.

Yakınları tarafından çok sevilen Bertram Pincus günün birinde ölür. Ama Pincus'un bu ölüm durumu sadece 7 dakika sürer. 7 dakikalık bu aradan sonra hayatına geri dönen Pincus'un artık tüm hayaletleri ve daha önce ölen herkesi görebilme gibi bir yeteneği vardır. Ancak bu yetenek ona fayda değil zarar getirmeye başlamıştır. Çünkü tüm ölüler Pincus'dan bir şeyler talep etmeye başlamıştır. Bu durum onu ölülerle hayattakiler arasında komik bir elçi haline getirmeye başlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir