
Greta Scacchi
Diana, Lady Broughton

1940'ların Kenya'sında, orta yaşını geçmiş bir milyoner ve genç eşi, savaş hazırlığındaki İngiliz sosyetesine katılır. Lüks partiler, at yarışları ve partner değiştirme çılgınlığı arasında genç kadın, sosyetenin gözde beylerinden biriyle tutkulu bir ilişkiye başlar. Durumu öğrenen koca, eşiyle yüzleşir ve barışçıl olarak ayrılmaya karar verirler. Ancak sevgilinin cesedi bulununca, tüm şüpheler kocaya yönelir.

Greta Scacchi
Diana, Lady Broughton

Charles Dance
Josslyn Hay

Joss Ackland
'Jock' Delves Broughton

Sarah Miles
Alice de Janzé

John Hurt
Gilbert Colville

Trevor Howard
Jack Soames

Geraldine Chaplin
Nina Soames

Murray Head
Lizzie

Ray McAnally
Morris

Susan Fleetwood
Gladys, Lady Delamer

Catherine Neilson
Lady June Carberry

Alan Dobie
Sir Walter Harrigan

Hugh Grant
Hugh

Gregor Fisher
McPherson

Jacqueline Pearce
Idina Soltau

Sinema tarihinin en önemli filmlerinden birisi. Filmin tarihi bağlamda ifade edilmesi bir yana, özellikle seyirciye seslenen murder plot, aşk hikayesi vs. yönlerinin olması bunun nedenleri arasında sayılabilir. Carne & Prevert işbirliğini de bu başarıda gözardı etmemeliyiz. 1940′ların ortalarına doğru Fransız Sinemasının konumlandırılmasına bakıldığında bunda Marcel Carne ve onun ekibininin önemi gözler önüne serilir. Öyküde 1827-1828 yılları Fransa’sına panaromik bir bakış gözler önüne serilmektedir. Bu sahne özellikle akılda tutulmalıdır, filmin son sahnelerinde bu tip bir panaromik bakışa adeta simetri oluştururcasına geri dönülecektir. Açılış sahnesinin etrafında bulunan binalar seyircide derinlik hissi oluşturacak şekilde dizilmiştir ki bu izleyicide bir göz yanılması uyandırır. Ayrıca bu küçük setlerde, göz yanılması ve algı oyunlarıyla seyirciyi büyülemek amacıyla cüceler kullanılmıştır.

Leon Uris’in aynı adlı eserinden uyarlanan 1969 yapımı film, soğuk savaş sırasında yaşanan casus hikâyelerini konu alır. Film, birbirinden farklı birçok kişinin öykülerinin kesiştiği yerdir. Zeki bir Fransız ajanı, sıhhi savaştaki karmaşıklaşmış politikalar içerisinde, 1962 Küba krizine yol açmış olayları gün yüzüne çıkarır. Daha sonrasında ise Fransa’ya geri dönerek uluslararası Rus casusluk çemberinden ayrılır.

John Fante‘nin aynı adlı romanından uyarlanan Aşk’a Sor (Ask The Dust), 1930’ların Los Angeles’ında yolları kesişen güzel bir kadın ile karizmatik bir adamın hayallerini gerçekleştirme mücadelelerini anlatıyor. Tutku ve hırslarına yenik düşen bu çift, bir yandan ateşli bir aşk yaşarken, bir yandan da hayalleri uğruna zorlu seçimler yapmak zorunda kalır..

Spirited New Yorker Linda Voss goes to work for international lawyer and secret Office of Strategic Services operative Ed Leland just before World War II. As they fall in love, the United States enters the fight against Hitler, and Linda volunteers to work for Ed spying undercover behind Nazi lines. Assigned to uncover information about a German bomb, Linda also has personal motives to fulfill: discovering the fate of her Jewish family members in Berlin.

Yasak bir aşk ve değişen sosyal normlar hakkında incelikle işlenmiş bir hikaye olan Benim Polisim, polis memuru Tom (Harry Styles/Linus Roache), öğretmen Marion (Emma Corrin/Gina McKee) ve müze kuratörü Patrick (David Dawson/Rupert Everett) arasında yaşanan ve kırk yıla yayılan bir aşk üçgenini anlatıyor.

18 yaşındaki Noah, bir süre önce varlıklı İngiliz iş adamı William'a âşık olan annesiyle birlikte Amerika'dan Londra'ya taşınır. Noah, William'ın serseri oğlu Nick'le tanışır ve çok geçmeden onunla arasında kaçınılmaz bir çekim olduğunu fark eder. Noah yazı yeni hayatına uyum sağlamaya çalışarak geçirirken trajik geçmişi ilk kez âşık olduğu günlerde peşini bırakmayacaktır.

Üniversitede ders vermek için Amerika'ya yerleşen İngiliz Profesör Humbert Humbert 13 yaşında kızı Dolores'le birlikte yaşayan dul Charlotte'un yanında bir oda kiralar. Humbert, Lolita adını takacağı Dolores'e açıklanamaz bir tutku duymaya başlar. Yasak aşkına daha yakın olabilmek için, hiç sevmediği halde Charlotte'la evlenecek kadar ileri gider. Carlotte inanılmaz gerçeği keşfetmesinin ardından kaza sonucu ölünce, Lolita'ya hiç bir şey söylemeyen Humbert onu da yanına alarak arabayla yollara düşer. Humbert'in giderek daha da tehlikeli sularda yüzerken aklıselimi de yitirmeye başlayacaktır.

Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar. Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.

Apartheid’in acımasız yüzüne tanık olan beyaz bir öğretmenin çarpıcı dönüşümü! Ben du Toit, sıradan bir hayat sürerken, bahçıvanının polis şiddetiyle öldürülen oğlu için adalet arayışına girer. Sistemin baskılarına rağmen gerçeklerin peşinden giden Ben, hukukun çaresizliğiyle yüzleşir.

Tanrıkent filmiyle dikkatleri üzerine çeken Fernando Meirelles, John Le Carre’ın çoksatan romanından uyarladığı Arka Bahçe’yi; yine kendine has, eşsiz bir üslupla sinemaseverlerle buluşturuyor. Arka Bahçe, Kenya’da vahşice öldürülen aktrist Tessa Quayle’in ölümünün ardındaki esrar perdesini kaldırmak isteyen kocası Justin Quayle’nin bireysel çabalarıyla ortaya çıkardığı büyük bir komployu anlatıyor.

1941'de, 16 yaşındaki bir hevesli sanatçı ve ailesi, Stalin'in Baltık bölgesinin acımasızca parçalanması arasında Sibirya'ya sürüldü. Bir kızın sanat tutkusu ve bitmeyen umutları, tarihin sessizliğini kıracak.

1990’larda Sierra Leone’de gelişmekte olan kaos ve iç savaşın fon oluşturduğu Kanlı Elmas, Güney Afrikalı paralı asker Danny Archer ile Mendeli balıkçı Solomon Vandy’nin hikayesi. Her iki adam da Afrikalıdır fakat geçmişleri ve şartları olabildiğince farklıdır. Ne var ki hayatlarını değiştirebilecek pembe bir elması bulmak için çıktıkları serüvende yazgıları kesişir.

Mark Wahlberg eski bir keskin nişancıdır. Bu işleri uzun zaman önce bırakmış olmasına rağmen son bir görev için yeniden geri dönmesi istenir. Fakat kısa zaman içinde aslında bu görevin altında yatan büyük gerçeği farkına varacaktır. Aslında yapılmak istenen Amerikan Başkanı'na bir suikast düzenlemektir.Artık Mark'ın işi ilk zamankinden çok daha zordur. Çünkü bir yandan bu büyük komplonun altında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışacak, bir yandan da Başkan'ı bu korkunç gidişattan korumaya çalışacaktır.Stephen Hunter imzalı Point of Impact kitabından uyarlanan film, Antoine Fuqua imzası taşıyor.

A Korean War vet returns to his job as a railroad engineer and becomes involved in a sordid affair with a co-worker's wife following a murder on a train.

1946 yılı savaş sonrası yeniden ayağa kalkmaya çalışan Almanya... Rachael Morgan adında bir kadın soğuk bir kış gününde harabeye dönmüş Hamburg şehrine gelir. Bir İngiliz olan kocası Lewis, yerle bir olmuş şehri yeniden kuran ekiplerin birinde görevlidir. Çift bu yeni ortama alışmaya çalışırken, Rachael kocasının beklenmedik bir kararı karşısında şaşkına dönecektir: yaşayacakları büyük evi, evin önceki sahipleri olan Alman bir dul ve onun problemli kızıyla paylaşacaklardır. Savaşın trajedisinin gölgesinde yaşamaya çalışan bu dört farklı insan bir düzen oturtmaya çalışırken, öfke ve keder duyguları tutku ve ihanetin kapılarını açacaktır.

Polis tarafından izlenen Jonathan Cooper, Kraliyet Tiyatro Akademisi'nde ümit vaad eden bir oyuncu öğrenci olan eski sevgilisi Eve Gill'in evine sığınıyor. Suç mahallinden kaçarken görülen Cooper, masum olduğunu iddia ediyor. Aktris Charlotte Inwood'un kocasının ölümünün üstüne yıkılmaya çalışıldığı, bunda da kadına olan tutkusundan yararlanıldığı konusunda ısrar ediyor. Eve, Jonathan'ın öyküsüne inanıyor ama polisin ona inanmayacağının da farkına varıyor; bu yüzden dedektifi oynamaya karar veriyor. Hizmetçi kılığına giriyor, Charlotte'nin güvenini kazanıyor ve gerçek bir dedektifin, müfettiş Wilfred Smith'in yardımıyla, Charlotte'nin katil olduğunu neredeyse kanıtlıyor.

Les cousins'de Claude Chabrol, Paris'te sofistike bohem kuzeniyle yaşamaya gelen taşralı bir çocuk hakkında sinsi bir ahlaki masal yaratır. Chabrol, birbirine zıt görünen bu karakterler aracılığıyla, iyi ve kötü, aşk ve kıskançlık ve modern dünyada başarı kavramlarını sorgulayan karanlık ve komik bir karakter çalışması yaratır. Chabrol'ün ilk filmi Le beau Serge'in ayna görüntüsü olan Les cousins, o filmin yıldızları Jean-Claude Brialy ve Gérard Blain'i şaşırtıcı bir şekilde tersine çevrilmiş rollerde yeniden canlandırıyor. Bu hançer keskinliğindeki dram Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü kazandı ve Fransız Yeni Dalgası'nın ilk dönemlerinde önemli bir yere sahip oldu.


İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika'da kocasıyla banliyölerde hayatını yeniden kuran bir kadın, komşusunu kaçırır ve kendisine karşı işlediğine inandığı korkunç savaş suçlarından intikam almak ister.

Kariyerinin en parlak günlerini yaşayan Charles Dickens, genç ve güzel bir kadınla tanışır. Ünlü yazara aşkla bağlı olan kadın, Dickens’ın ölümüne kadar onun gizli sevgilisi olarak kalacaktır. Yönetmenliğini Ralph Fiennes’ın üstlendiği film, Claire Tomalin’in kitabından Abi Morgan tarafından uyarlandı. Filmin kadrosunda Dickens’ı canlandıran baş rol Ralph Fiennes’in yanı sıra Felicity Jones, Michelle Fairley ve Kristin Scott Thomas gibi güzel oyuncular yer alıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir