
Don Marshall
A.J. Thomas

Yüksek Mahkeme'nin idam cezasını yasaklama kararının ardından, Kaliforniya, San Bruno adasını birinci derece cinayet hükümlüleri için bir yaşam alanı olarak belirlenen bir girişimi kabul eder. Mahkumlar, adadan ayrılmak dışında istediklerini yapmakta özgürdür. Mahkumların ana kampı, Zorba Bobby tarafından kontrol edilmekte ve kadınlar cinsel köle olarak kullanılmaktadır. A.J. ve bir grup katil, Bobby'nin kontrolünden kurtulup kadınları kurtardığında, adanın kontrolü için gerilim tam bir çatışmaya dönüşür.

Don Marshall
A.J. Thomas

Phyllis Davis
Joy Lang

Ena Hartman
Carmen Simms

Marta Kristen
Lee Phillips

Barbara Leigh
Bunny Campbell

Randy Boone
Easy

Sean Kenney
Bobby

Tom Selleck
Dr. Norman Milford

Roger E. Mosley
Monk

Geoffrey Deuel
Chino
Ford Clay
Cornell

Jo Morrow
Newswoman
Clyde Ventura
Dylan
Frank Christi
Roy Teale
James Whitworth
Vander

George "Iceman" Chambers (Michael Jai White, 7 farklı Karate dalında Siyah kuşak sahibi), ün ve para için dövüşmeye alışmış bir boksördür. Dünya Ağırsiklet Dövüş Şampiyonu olmuştur. Ancak, profesyonel spor hayatı sona erince kendini işsiz ve beş parasız bulur... Menajerinin Rusya'da bir reklam kampanyasına katılma teklifini kabul eder. George, ne olduğunu bile anlayamadan, kendini Rusya'nın en karanlık ve korkunç hapishanesinde bulur. Hapishane aynı zamanda yenilmez bir dövüşçü olan Yuri Boyka'ya (Scott Adkins) da ev sahipliği yapmaktadır. Mafya babası Gaga, Boyka ile George'u bir maçta karşı karşıya getirmek ister. George özgürlüğünü kazanmak için katil ruhlu yenilmez Boyka'yı yenmek zorundandır. Bu ringden kim sağ çıkacaktır?

Leone, cezaevinde yatan iyi huylu bir mahkumdur. Cezasının bitimine altı ay kala başka bir cezaevine nakledilir. Cezaevinin müdürü mahkumlara acımasızca davranan, kötü niyetli bir adamdır. Leone'den hoşlanmayan müdür, ona oldukça kötü davranır. Leone'nin tek amacı ise herhangi bir suça karışmadan cezasını bitirebilmektir. Ancak müdürün yaptıkları onun tahammül sınırlarını fazlasıyla aşar...

Usta yönetmen Barbet Schroeder filminde Hollywood'un iki star oyuncusu Michael Keaton ve Andy Garcia'yı biraraya getiriyor. San Francisco'lu polis Frank Connor (Andy Garcia), ölümcül hasta oğlu için uygun bir kemik nakli arayışında. Birçok cinayet işlemiş olan Peter McCabe (Michael Keaton) için ise hastaneye girmeyi başarmak, özgürlüğüne kavuşması için çok önemli. McCabe'in kaçmasıyla, tüm hastane bir savaş alanına dönüyor ve Connor ironik bir şekilde, cani kaçağı korumak zorunda kalıyor. Bunun, oğlununun kurtulabilmesi için tek yol olduğunu bilen polis Connor için her şey daha da karmaşıklaşıyor.

Savaş bölgesinden yeni dönen genç bir asker, bir uyuşturucu baskınına yakalanınca, perde arkasında gerçekte neler olup bittiğini araştırmak üzere tehlikeli bir kötü şöhrete sahip bir hapishanede gizli göreve gitmek üzere yetkililer tarafından işe alınır. Bir yeraltı mahkum dövüş çemberi keşfettiğinde, gardiyan onu rekabet etmeye zorlar. Adam, özgürlüğünü kazanmak için savaşmalı ve gardiyanın yozlaşmış sistemini yıkmalıdır.

Miami polis departmanında birer efsane olarak nam salmış dedektif Marcus Burnett daha sakin bir hayat için emeklilik yolunda ilerlerken dedektif Mike Lowery orta yaş kriziyle boğuşmaktadır. Eskinin hızlı ve hareketli günleri bir parça sakinleşmiştir. Ta ki, geçmişten gelen bir intikam onları arayıp bulana kadar!

Miami’nin önde gelen mafya tetikçisi Cuda (Banderas), patronu Estelle’in (Kate Bosworth) siber seks kaçakçılığı işine bulaştığını ve arkadaş olduğu genç bir kız olan Billie’yi (Zolee Griggs) tehlikeye attığını öğrenir. Cuda, hayatını ve ailesiyle ilişkisini kurtarmak için kendi suç örgütünü yıkmaya karar verir. Genç dövüşçü Stray (Mojean Aria) ile iş birliği yaparak Billie’yi kurtarmaya çalışır, ancak bu süreçte mafyanın hedefi haline gelir. Film, Cuda’nın kefaret arayışını ve fedakârlıklarını konu alıyor. Banderas’ın güçlü performansı öne çıksa da, klişe bir hikâye ve yavan senaryo eleştirilmiştir.

İngiltere’nin 80’li yıllarda, şiddet dolu davranışlarından ötürü en popüler mahkûmlarından biri olan Michael Peterson’ın gerçek yaşam öyküsünden uyarlanan film, 19 yaşındaki genç Michael’ın çok çabuk öfkelenen karakter çizgileriyle başlıyor.Dünya üzerinde isminin kalıcı olmasını isteyen Michael’ın aklına bir gün postane soymak fikri gelir ve eline aldığı silahıyla hiç düşünmeden bunu gerçekleştirir. İlk olarak 7 yıl olarak kararlaştırılan hücre hapsi, hapishane içerisindeki uygunsuz hareketleri sonucunda 34 sene olur.Tüm bu seneler boyunca Peterson’ın aklı, yarattığı ‘Charles Bronson’ karakterinin kontrolündedir. Bronson’ın aklındaysa popüler kültürün dokunaklı sonu vardır. 21. yüzyılın ‘Otomatik Portakal’ı olarak nitelendirilen film, yüksek şiddet içeren sahneleriyle de adını duyurmakta.

Şövalye ruhlu mahkum Sam Gillen(J.C.Van Damme)'in de bulunduğu tutukluları taşıyan bir konvoy saldırıya uğrar. Saldırıyı düzenleyen Sam'in ortağı ölürken Sam kaçmayı başarır. Sam ise oğlu Mookie ve kızı Bree ile birlikte yaşayan dul Clyde(Rosanna Arquette)'ın yanına sığınır. Clyde ve çocuklar Sam'in kimliğini bilmezler. Sam aileyi, topraklarını ele geçirmek için canice yöntemlere başvurmaktan çekinmeyen toprak ağası Franklin Hale(Joss Ackland) ve adamlarından korumak üzere kolları sıvar...

Set in the dark and old Parramatta prison built by the original convicts our lead character Ray a war veteran finds himself serving 18 months for manslaughter after defending his fiance. He soon realizes that the prison boss has it in for him and does everything possible to break Ray even going after his fiance.

1978 yılında yaşanması en zor bölgelerden birisidir. Bu zorluğu en iyi bilenler ise 3 tane ev hanımıdır. Ancak bu ev hanımlarının diğerlerinden farklı bir özelliği vardır: 3 gangsterin eşi olmaları. Bu kadınlar, kocalarının FBI tarafından yakalanması sonrasında hayatlarını değiştirmek zorunda kalırlar. En iyi gördükleri şeyi yapmaya karar verirler ve eşlerinden boşalmış olan koltuklara kendileri geçip İrlanda mafyalarının içine dalarlar. Beklenenin aksine oldukça iyi bir giriş yapan kadınlar her konuda eski sistemden çok daha iyi geri dönüşler alırlar.

Bilim insanları insanların içgüdüsel dürtülerini ölçebilmek adına bir deney kurgulamaya karar verirler. Deneye göre 8 kişi gardiyan, 12 kişi tutuklu olarak yalancı bir hapishaneye alınırlar. Gardiyanlar, gardiyan rolünü; mahkumlar ise mahkum rolünü oynayacaklardır. Her şey bir oyun olarak başlar ancak durumun gittikçe daha ciddi bir hal almaya başlaması, oraya para için gelen yirmi kişiyi rollerinin içerisine mahkum eder. Artık sahte gardiyanlar gerçek gardiyan gibi davranmaya başlayacaklardır. Bilim insanları deneyin kontrolünü kaybedeceklerdir.

1989-1990 yılları arasında çok sayıda insanı öldürerek, dünyanın ilk kadın seri katili olarak ünlenen Aileen Wuornos'un gerçek hikayesi.Yakalandıktan sonra, 1992'de 7 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos'un öyküsü ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Dehşet verici kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı. Wuornos'un eski kadın aşığı mahkemede aleyhine tanıktık etmiş; avukatının sanığın çocukluğunda maruz kaldığı kötü muamele ve tacizi hafifletici neden olarak öne sürmesi jüriyi ikna etmemiş ve 2003'te gerçekleşen idamına karar verilmişti.

Frankie Machine hapishanede ve rehabilitasyonda 6 ay geçirdikten sonra eski uyuşturucu satıcısı Louie ile aynı anda mahalleye döner. Frankie’nin Louie ile bir işi yoktur. Hatta artık uyuşturucu kullanmadığını ve buna asla para harcamayacağını duyurur. Hapishanede bateri çalmayı öğrenmiş olan Frankie’nin hayali profesyonel bir müzisyen olmaktır. Ancak bu zorlu bir mücadele olacaktır. Karısı Zosch ve patronu Schwiefka o kadar çok baskı yapar ki sonunda uyuşturucu alışkanlığına geri döner. Gerçekten sevdiği kız yani Molly Frankie’nin yanındadır. Ancak Louie öldürülünce polis bu cinayetin sorumlusunun Frankie olduğuna inanır ve Frankie için işler daha da sıkıntıya girer.

Sam Bowden hayatını kanuna adamış Atlanta'da yaşayan bir avukattır. Ailesi ile birlikte sakin bir hayat süren Sam'in hayatı yakında kabusa dönüşecektir, çünkü 14 yıl önce avukatlığını üstlendiği Max Cady isimli adam, hapisten çıkmıştır ve intikam için hazırlanmaktadır. Çünkü, Max Cady acımasız bir tecavüzle suçlanıyordu, okuma yazması da yoktu. Bu yüzden Sam eline Max'in hapisten kurtaracak bir belge geçmesine rağmen yine de bunu kullanmaz ve Max Cady tutuklanır. Şimdi Max hapisten çıkmıştır. Önce küçük tehditlerle başlayan intikam hırsı, gittikçe Sam'in ailesini de etkileyecektir. Sam'in bir kadın avukat arkadaşına ilk başta tecavüz eden Max Cady, bu sayede karısı ile Sam'in arasına açar ve evlerinde tartışmalar başlar. Max'in çıktığı günlerde de Sam'in evindeki köpek zehirlenerek öldürülür. Ve bu olaylar Max Cady için sadece başlangıçtır, daha sırada 16 yaşındakı kızları Danielle vardır.

Christian Wolff dahi denebilecek bir matematik uzmanıdır. İnsanlardan çok rakamlarla içli dışlı olan karakter normal bir muhasebe uzmanı gibi görünse de aslında dünyanın en tehlikeli suç örgütleri için freelance olarak çalışmaktadır. Hazine Bakanlığı'nın Suç Yürütme Birimi kendisini araştırmaya başladığında dikkat çekmemek için sıradan gördüğü tehlikesiz bir müşteriyle anlaşan uzman, robotik şirketinde çalışan muhasebe uzmanı kısa bir sürede müşterisinin o kadar da sıradan bir problemi olmadığını fark eder. Christian hesaplarda keşfettiği milyonlarca dolar tutan tutarsızlık üzerine çalıştıkça başına açılan tehlike de büyümeye başlar...

Newspaper reporter Michael Ward plunges into a nightmare of guilt, fearing that his "evidence" has sentenced the wrong man to death.

Yıl 2022. Eski bir Deniz Piyadesi Kaptanı olan John Robbins (Ray Liotta), üstünü öldürdüğü için hüküm giymiş ve Gardiyan (Michael Lerner) tarafından yönetilen gizli ve uzak bir hapishane adasına sürgün edilmiştir. En tehliklei suçlularının yaşadığı bu geleceğin hapishanesinde Robbins, doğanın ve diğer mahkumların insafına terk edilir. Adanın iki gruba bölündüğünü keşfeder: Acımasız ve kan dökücü Marek (Stuart Wilson) tarafından yönetilen Outsiderlar; ve iradeli, merhametli Baba (Lance Henriksen) tarafından yönetilen Insiderlar. Robbins, herhangi bir gruba katılmakla ilgilenmez; tek amacı, kaçışın imkansız olduğu bu adadan kurtulmaktır. Bu amaçla, Outsiderlar'dan güçlü ve yıkıcı bir silah çalar ve iki kamp arasında büyük bir savaş başlatır. Artık kanlı çatışmalar, Robbins'in özgürlüğü tekrar düşünebilmesinden önce birçok can alacaktır. Doğanın insan kadar ölümcül olabildiği bu adada mahsur kalan Robbins'i hayatta tutan tek bir düşünce vardır: Kaçmak... kaçmak... kaçmak.

Fred Madison, karısının gecmişinden habersiz olarak onunla evlenmiştir. Ancak bu geçmiş onları rahat bırakmayacaktır. Sonuçta iş bir cinayet ve Fred’in kişilik bölünmesi yaşamasına kadar gidecektir. Bir korku hikayesi, bir cinayet bilmecesi, namlunun ucuyla buluşan bir aldatma, psikolojik bozukluğun analizi…

Henri Channiere'nin romanından uyarlanan bu film ihtilalden sonra hapis cezasına çarptırılan bir grup Fransız mahkumun yaşadıklarını anlatan etkileyici ve dram yüklü bir macera. Fransız Guyana'sındaki kaçışı olmayan bir adada ki hapishaneye gönderilen kelebek lakaplı Henri "Papillion" Charriere (Steve Mcqueen) sürekli olarak kaçmaya çalışmaktadır ve bu çabaları başarısız olur. Oda bundan asla vazgeçmeyecektir. Burada tanıştığı Louis Depo (Dustin Hoffman)'la oluşan dostluklarıyla birlikte onunda yardımını alan Henri hapishanenin vahşi kurallarına karşı daha büyük bir azimle mücadelesine devam eder.

İki polis memurunu öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Ruth Slater (Sandra Bullock), cezasını çektikten sonra yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Ancak cezaevinden çıkar çıkmaz öldürülen iki polis memurunun yakınları onu tehdit etmeye ve hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Aksi takdirde artık eski evlerinde hoş karşılanmazlar. Bir çıkış yolu tıkanmış görünüyor, ancak nefret saldırıları artmaya devam ediyor. Şimdi, Ruth'un topluma geri dönüş yolu arayışında tek bir çıkış yolu vardır: yıllar önce gözden kaybettiği küçük kız kardeşini aramak, son çaresi olmalıdır. Ancak, kayıp aile bireyini arama, uzun yıllar hapis yattıktan sonra beklenenden daha zor hale gelir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir