
Danielle Deadwyler
Ramona

Hiçbir açıklama olmadan ailenin ön bahçesinde beliren siyahlar içindeki yalnız, hortlak gibi bir kadın onları "O gün geldi" diye uyarır. Kadın nereden geldi? Ne istiyor? Ne zaman gidecek? Bunu sadece Bahçedeki Kadın biliyor. Dünyaca ünlü korku ustası Blumhouse 'tan başrolde BAFTA ve SAG adayı Danielle Deadwyler'ın yer aldığı özgün bir gerilim. Kocasının canını alan trafik kazasından ağır yaralı kurtulan Ramonaaq bir yandan kederle boğuşurken bir yandan da 14 yaşındaki oğlu ve 6 yaşındaki kızına çiftlik evinde tek başına bakmak zorundadır. Derken bir gün bahçelerinde bir kadın belirir. Ramona, kadının kaybolduğunu ya da demans hastası olduğunu düşünür. Ama kadın eve gitgide yaklaştıkça sıradan biri olmadığı ve niyetinin iyi olmadığı anlaşılır. Ramona kendini ve çocuklarını bir türlü gitmek bilmeyen bu kadından korumak için harekete geçmek zorundadır.

Final Destination film serisinin üçüncü filminde, lise öğrencisi Wendy Christensen, arkadaşlarının bir mının öleceğini gördüğü önsezisi sonrasında, eğlence trenini durdurmayı başaramamıştır. Okul arkadaşı Kevin Fischer ile ortaklaşa olarak, Ölüm'ün kazadan kurtulanları tekrar ziyaret etmesini önlemeye çalışırlar. lmde, Mary Elizabeth Winstead, Ryan Merriman ve Tony Todd rol alıyor.

En iyi korku yazarı Sutter Cane,'Mutlak Korku' adlı romanın tek kopyasıyla ortadan kaybolur. John Trent, tek derdi sıkıcı işini sürdürüp de biraz para kazanmak olan bir sigorta müfettişidir. Bir gün keşfettiği bir mevzu, hayatının akış yönünün tamamen değişmesine sebebiyet verecektir... İp uçları onu, 'Hobb'un Sonu' isimli esrarengiz bir kasabaya götürür. Daha sonra fark eder ki bu kasaba yazarın kitaplarına konu olan yerdir ve ters giden bir şeyler vardır. Yazarın kitaplarını okuyan herkes birbirlerini öldürüp canavara dönüşürler. Zira bir korku kitabı yazarının iflah olmaz bir hayranının yazardan etkilenişi, edebi dünyanın çok daha dışına taşmaya başlamıştır... Korkunç bir katilleşme öyküsü kapıdadır. Sinemanın en büyük ustalarından John Carpenter'ın 1990'larda çektiği en iyi filmlerinden biri olan In the Mouth of Madness'ın başrolünde Sam Neill var..

Bir hastayı içeren tuhaf, travmatik bir olaya tanık olan Dr. Rose Cotter, açıklayamadığı korkutucu olaylar yaşamaya başlar. Bu karşı konulmaz derecede bunaltıcı olan dehşet hayatını ele geçirmeye başlarken, Rose hayatta kalmak ve korkunç yeni gerçekliğinden kaçmak için sıkıntılı geçmişiyle yüzleşmek zorundadır.

Kocasının ani ölümüyle sarsılan Beth, onun kendisi için inşa ettiği göl evinde yapayalnız kalır. Çok geçmeden, yakın zamanda hayatını kaybeden kocasının rahatsız edici sırlarını gün yüzüne çıkarmaya başlar.

Oliver, kendisini herkesten farklı hisseden yalnız bir çocuktur. Arkadaşı olmayan Oliver, yalnızlığını cep telefonu ve tablete sığınarak gidermeye çalışır. Bu sırada gizemli bir yaratık dünyaya girmek için Oliver’ın cihazlarını ona karşı kullanmaya başlar. Bu durumun ardından Oliver’ın ebeveynleri, oğullarını ekranın ardındaki canavardan kurtarmak için savaşmak zorunda kalır

Rebecca evden ayrıldığında çocukluk korkularını da ardında bıraktığını düşünür. Büyürken, ışıklar söndüğünde neyin gerçek neyin hayal olduğundan asla emin olamamıştır…ve şimdi de küçük kardeşi Martin, bir zamanlar Rebecca'nın akıl sağlığını sınayan ve güvenliğini tehdit eden, açıklanamayan ve korkunç olaylar yaşamaktadır. Anneleri Sophie'yle gizemli bir bağı olan korkunç bir varlık yeniden gün yüzüne çıkar. Bu kez, Rebecca gerçeği çözmeye giderek yaklaşırken…ışıklar sönünce herkesin hayatı tehlikededir.

Goodnight Mommy / Ölümcül Oyun ile aile gerilimi türüne yepyeni ve son derece ürkütücü bir alan açan yönetmen ikili Veronika Franz ile Severin Fiala, yeni bir aile trajedisiyle beyazperdede. Sundance’te ilk gösterimini yapan Dağ Evi, iki çocuk ve müstakbel üvey annelerinin tipi yüzünden bir dağ kulübesinde mahsur kalışlarını gözlemliyor. Psikolojik gerilimin yavaşça yükselerek tavan yaptığı, beklenmedik sürprizler ve huzursuz edici atmosferiyle Dağ Evi aile sırları, belirsizlikler, kindar çocukların yer aldığı, doğaüstüne de göz kırpan, nefes kesici bir gerilim.

Yeni bir dünya turuna çıkmak üzere olan küresel pop yıldızı Skye Riley (Naomi Scott), giderek daha korkunç ve açıklanamaz olaylar yaşamaya başlar. Artan dehşet ve şöhretin baskısından bunalan Skye, kontrolden çıkmadan önce hayatının kontrolünü yeniden kazanmak için karanlık geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır.

Graham ailesinin en yaşlı üyesi esrarengiz anneanne Ellen’ın ölümü sonrası kızı Annie, soyağaçlarının uğursuz ve korkunç detaylarını keşfetmeye başlar. Aile üyeleri ardı ardına uğursuz olaylar yaşamaktadır ve kendilerine miras kalmış bu lanetten kurtulmaya çalıştıkça, kaçınılmaz sona biraz daha yaklaştıklarını fark ederler.

Bir sokaktaki bir evde küçük bir kıza alışılmadık şeyler olur. Son çare olarak onu kurtarması için bir adam çağrılır. Bu adam şeytan çıkarmaktadır.Washington D.C.deki bir kadın oyuncu, 12 yaşındaki kızının davranışlarında ve görünüşünde dramatik ve tehlikeli değişiklikler fark eder. Bu sırada Georgetown Üniversitesi'nde genç bir rahip, annesinin ölümcül hastalığı ile uğraşırken inancından şüphe duymaya başlamıştır.

Kocasını kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadın, eşinin ailesiyle birlikte onların şehirden izole, ıssız evine sığınır. Ancak bu sığınak, karanlık güçlerin devreye girmesiyle kısa sürede kanlı bir kapana dönüşür. Aile üyeleri birer birer dehşet verici Deadite'lara dönüşüp bu buluşmayı bir cehennem toplantısına çevirirken; genç kadın, yaşarken edilen yeminlerin ölümden sonra bile nefes almaya devam ettiğini en kanlı şekilde öğrenecektir.

Sınıf arkadaşlarının acımasız zorbalığı ile aşırı dindar annesinin psikolojik şiddeti arasında sıkışıp kalan içine kapanık Carrie, doğaüstü güçlerini keşfettikçe olaylar kontrolden çıkar ve çevresindekiler için karanlık, kanlı bir kabusa dönüşür.

Genç bir kadın, bir varlığın kendisinden beslendiğini iddia ederek bir psikiyatri kliniğinden yardım ister, Jordan ve medyum annesi, kız tamamen ele geçirilmeden önce bu travma ve korkunun yarattığı psişik enerjiyle beslenen doğaüstü gücü durdurmanın bir yolunu bulmak zorundadır.

Mama, Anne ve babaları öldürüldüğü gün ormanda ortadan kaybolan iki küçük kızın hikayesini anlatan doğaüstü bir gerilim filmi. Yıllar sonra kurtarılan kızlar yeni bir hayata başlar ancak geceleri hala biri ya da bir şeyin gelip üstlerini örtmeye çalıştığını fark ederler.Beş yıl önce Victoria ve Lilly adlı kız kardeşler, şehrin banliyösündeki mahallelerinden iz bırakmadan kaybolur. Amcaları Lucas (Nikolaj Coster-Waldau) ve kız arkadaşı Annabel (Jessica Chastain) o günden bu yana onları deli gibi aramaya devam eder. Mucize eseri çocukları yıkık dökük bir kulübede bulurlar fakat çift bir süre sonra evlerine sadece küçük kızları mı misafir olarak aldıklarını merak etmeye başlar. Annabel çocukları normal bir hayata alıştırmaya çalışırken, evlerinde bir kötülüğün var olduğundan iyiden iyiye emin olmaya başlar. Kız kardeşler travmaya bağlı stres mi yaşamaktadır yoksa onları ziyarete gelen bir hayalet mi vardır? Kayıp kızlar bunca yıl tek başlarına nasıl hayatta kalmışlardır?

Bütün yaşamları boyunca kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş bir ailenin ölüm kalım mücadelesini konu alan Never Let Go’nun başrolünde Oscar ödüllü Halley Berry yer alıyor. Yıllardır kötü bir ruhun musallat olduğu ailenin yaşadığı gizemli olayların hikayesi çocuklardan birinin kötülüğün gerçek olup olmadığını sorgulamasıyla birdenbire korkunç bir hal alır. Filmin yapımcılığını Arrival, Free Guy, Why Him? ve The Boogeyman’den hatırlayacağımız Dan Levine ile Dan Cohen üstleniyor. Crawl, The Hills Have Eyes, Piranha 3D ve High Tension filmlerinin yönetmeni Alexandre Aja ise yönetmen koltuğunda.

Yetenekli bir moda tasarımcısı olan genç bir kadın, doktorlarını şaşırtan ve kocasını hayal kırıklığına uğratan gizemli bir hastalıktan muzdariptir. Onun bu sorununa yardım, şaşırtıcı bir şekilde, korkunç bir gerçeği ortaya çıkarmak için geleneksel halk şifasını kullanan Filipinli bir bakıcı olan Diana’dan gelir.

Babasının zamansız ölümünün ardından genç bir oğlan, yeni dul kalmış üvey annesiyle birlikte geniş bir kır malikanesinin ürkütücü yalnızlığında kalır. Gerginlikler artarken oğlan, koridorlarda yankılanan rahatsız edici sesler duymaya başlar ve kısa süre sonra ise ölen babasına rahatsız edici derecede tanıdık bir benzerlik taşıyan grotesk bir yaratık tarafından rahatsız edilir. Uyarıları, yas tutan bir çocuğun hayal gücü olarak reddedildikçe bu uğursuz varlık, daha sık rahatsız etmeye başlar.

Hiç kimse, bir yalancıya gerçeği söylüyor olsa bile inanmaz. Genç bir kadın ölü bulunduğunda bir grup lise öğrencisi, sınıf arkadaşlarını korkutmak için “Kurt” lakaplı bir seri katilin serbestçe dolaştığı dedikodusunu internet ortamında yayarlar. Bu katilin sıradaki kurbanını tarif ederken, çocukların oyun amacı kaç kişiyi bu hikaye konusunda ikna edebileceklerini görmek ve içlerinden herhangi birisinin yalanı açığa çıkartıp çıkartamayacağını tespit etmektir. Ancak tarif edilen kurbanlar gerçekten ölmeye başladıklarında bir anda doğru ile yalan arasındaki çizgi yok olur. Çok geçmeden biri ya da bir şey öğrencileri avlamaya başladığında oyun dehşet bir biçimde gerçeğe dönüşmüştür...

Yüzlerce psikopatın ilham kaynağı acımasız Freddy Krueger, filmin orijinal yaratıcısı Wes Craven'ın (Scream 1, 2 ve 3) senaryosu ile yeni kurbanlar için geri dönüyor! Freddy, Elm Sokağı'nın sakinlerini korkunç yöntemlerle rüyalarında avlamaktadır. Tek umutları, rüya tarayıcısı ve Freddy'den sağ kalarak kurtulmayı başarmış Nancy Thompson'dır. O, bu savaşta Freddy'e kendi yöntemleriyle karşılık verebilecek tek kişidir.

Amansız bir tarikat, cehennem kaçkını yaratıklar, intikam peşinde kana susamış bir adam... 1980'lerde geçen filmde, Red (Nicolas Cage), "Yeni Şafağın Çocukları" adlı tuhaf bir tarikat ve cehennem kaçkını yaratıklar tarafından katledilen sevgilisi Mandy’nin intikamının peşine düşüyor. Red hem hayalle gerçek arasında gidip geliyor hem de kana susamış bir halde. Not: Bu filmdeki bazı sahneler yaşı küçük izleyiciler için uygun olmayabilir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir