
Meryl Streep
Suzanne Vale

Uyuşturucu bağımlılığı yüzünden zor bir dönem geçiren ünlü oyuncu Suzanne Vale, sık sık hafıza kayıpları yaşamakta ve kendini tanımadığı adamların yatağında bulmaktadır. Nihayet film çekimi sırasında yaşadığı şiddetli bir kriz sonrası hastaneye kaldırılan Vale hayatını bir düzene sokmaya karar verir. Ne var ki bu sefer de uzun süredir görmediği annesiyle problemler yaşamaya başlayacaktır.

Meryl Streep
Suzanne Vale

Shirley MacLaine
Doris Mann

Dennis Quaid
Jack Faulkner

Gene Hackman
Lowell Kolchek

Richard Dreyfuss
Dr. Frankenthal

Rob Reiner
Joe Pierce

Mary Wickes
Grandma

Conrad Bain
Grandpa

Annette Bening
Evelyn Ames

Simon Callow
Simon Asquith

Gary Morton
Marty Wiener

CCH Pounder
Julie Marsden
Sidney Armus
Sid Roth

Robin Bartlett
Aretha

Barbara Garrick
Carol

Alex, erkek arkadaşından kötü bir şekilde ayrıldıktan sonra kendini öfke kontrolü grubunda bulur Burada Stella ve Nikki ile tanışır Erkeklerden muzdarip olan bu üç kız, güçlerini birleştirip kendi 'sessiz devrim'lerini yapmaya karar verir Texas'ın erkekleri üzerinde kızların adaletini sağlamak amacıyla alışılmadık ve görenleri şaşkına çeviren yönetmelerini uygulamaya koyarlar.

Eddie Adams bir gece kulübünde çalışan bir gençtir. Yaptığı işi bir sanat olarak gören Jack Horner adındaki porno film yönetmeni tarafından keşfedilir. Eddie ismini Dirk Diggler olarak değiştirir ve 1970'lerin son zamanlarında porno endüstrisine hızlı bir giriş yapar.

Yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle ailesini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan depresif bir babanın, karısını ve çocuklarını tekrar kazanabilmek için verdiği mücadelenin trajikomik öyküsü, aile bağlarının önemini vurgulayarak ekrana geliyor.

Gwen Cummings, New York'lu başarılı bir yazar ve aynı zamanda hızlı yaşamayı seven, herkesin favorisi bir parti kızıdır. Dans klüpleri ve barlar arasında mekik dokuduğu bu yaşamını, çekici, yakışıklı ve hayatın vahşi yanlarına kendisi kadar tutkulu erkek arkadaşı Jasper ile paylaşmaktadır. Hayat Gwen için sadece eğlenmekten ibarettir. Ta ki kız kardeşi Lily'nin düğününde sarhoş olup limuzini kullanmaya kalkana kadar. Bu çirkin şovu Gwen'e mahkeme tarafından verilen 28 günlük rehabilitasyon cezasına mal olur....

İzleyiciyi bu kadar iyi hissettiren nadir filmlerden biri olan KADIN DEDİĞİN, küstah enerjisi ve olanca sevimliliğiyle, coşkulu ve komik bir yapıt. Los Angeles'ın doğusunda yaşayan, Meksika göçmeni bir ailenin kızı olan 18 yaşındaki tombul Ana'nın önünde parlak bir gelecek vardır. Ailesinde üniversiteye gitmeyi hayal edebilen ilk kişidir, ama ablası Estela'nın giysi atölyesi eldeki işleri yetiştiremeyince, Ana bir dizi şık elbise siparişinin zamanında teslim edilmesi için gönülsüzce yardıma koşar. Kendisininkinden çok farklı hayatlar süren kadınlara havalı kıyafetler dikmek için harcanan onca emek onu sinirlendirir. Hem hayallerine, hem de vücuduna dar gelecek giysilerdir bunlar. Atölyede ter dökerek geçirdiği uzun saatlerin ardından, Ana ablasının çalışkanlığını ve yeteneğini takdir etmeye başlar. O da atölyedeki kadınlara vücutlarındaki kıvrımları sevmeyi ve kendilerini diğerlerinden farklı kılan her şeyin kıymetini bilmeyi öğretir.

Nina Geld (Mary Elizabeth Winstead) kariyeri yükselişte, ateşli, ortalığı kırıp geçiren ama yakında özel hayatı yerle bir olacak olan bir stand-up sanatçısıdır. Baş belası olan eski sevgilisinden kaçmak ve hayatını değiştirecek olan seçmelere hazırlanmak için Los Angeles'a giden Nina, orada sahip olduğu önyargılarını hiçe sayan Rafe (Common) ile tanışır.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Truman küçük kasabasının aslında, yenilikçi bir yapımcı/yönetmen/ yazar (Ed Harris) tarafından kurulan devasa bir stüdyo olduğunun farkında değildir. Kasabada yaşayan herkes, hatta çok sevdiği güzel karısı bile sözleşmeli bir Hollywood oyuncusudur.

Dünyanın en güçlü adamı, kendi yol açtığı felaket her şeyi yok etmeden önce, insanlığın kurtarıcısı olduğunu kanıtlamak için hummalı bir mücadeleye girişir.

Küçük bir kasabada sıradan bir hayat süren Clay Bidwell, beklenmedik olayların merkezine çekilir. Yeni tanıştığı gizemli bir yabancı ve kasabaya gelen bir FBI ajanı ile birlikte, Clay’in çevresindeki dünya hızla değişmeye başlar. Kara mizahın ve gerilimin iç içe geçtiği bu hikâye, sırların ve tesadüflerin gölgesinde ilerlemektedir.

James Mason (aynı zamanda filmin yapımcısıdır), para ve yaş konusunda sıkıntılarla kuşatılmış bir küçük şehir öğretmeni olarak mükemmel bir oyunculuk sergiler. Doktorların verdiği kortizonu kullanan öğretmen, ilaçların sağladığı kendini iyi hissetme duygusuna bağımlı hale gelir. Bu durum onu, karısına, oğluna ve etrafındaki herkese karşı kötü davranan huysuz bir nevrotiğe, megaloman bir zorbaya dönüştürür, ilaç, sadece onun kendisine ve içinde sıkışıp kaldığı boğucu dünyaya yönelik nefretini ateşleyen bir katalizördür elbette. Hatta umutsuzluğu öyle derinlere iner ki sonunda oğlunu, insanlığın yozlaşmışlığından kurtarmak için öldürmesi gerektiğine karar verir ve karısı (Barbara Rush) ona İbrahim peygamberin oğlu İshak’ı öldürmesini Tanrı'nın engellediğini hatırlatınca, Mason basit bir yanıt verir: "Tanrı hata yapmış."

Garrard Conley’in aynı adlı otobiyografik kitabından uyarlanan film, ABD’nin Arkansas kasabasında görevli bir papazın oğlu olan ve tıpkı babası gibi dindar olarak yetiştirilen Jared Eamons’ın (Lucas Hedges) 19 yaşında gay olduğunu itiraf etmesi üzerine ailesinin yoğun baskıları sonucunda zorla bir “eşcinsel dönüşüm terapisi”ne gönderilmesini ve orada yaşadığı dramatik olayları konu alıyor.

Bu cesaret verici öykü, genç bir kadının hedeflerinin peşinden gitmesini konu alıyor. Leyla, beyin felci geçirmiştir ama yaşadığı tüm zorluklara rağmen başarılı bir üniversite öğrencisi ve gelecek vaat eden bir yazardır. Aynı zamanda asi bir kişiliktir; Delhi Üniversitesi’nden New York’taki bir okula transfer olmayı başarır ve böylece hayatını değiştirecek bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukta hiç beklemediği birine âşık olan genç kadın, hem cinselliği hem de kendini keşfeder.


Yoksul Kim ailesi, hileyle zengin Park ailesinin yanında çalışmaya başlar; ancak konutun altında gizli bir sığınak keşfetmeleriyle parazitçe yürüttükleri bu plan kontrolden çıkar ve şiddetli bir sınıf çatışmasına dönüşür.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

Jordan Belfort 24 yaşında genç ve hırslı bir adamdır. Para kazanma arzusuyla Wall Street borsasında önce komisyoncu ve ardından Stratton Oakmont adında bir yatırımcı firmasında zengin olmak için her şeyi yapmaya hazır bir CEO olur. 90’ların en hızlı günleridir ve New York işlem salonunda her şey olabilmektedir. Önemsiz tahvillerle birçok yatırımcıyı aldatarak Belfort kısa zamanda bir para makinasına ve aynı zamanda bir harcama makinasına dönüşür. Bir günde hesapları milyon dolarlarla doldururken o gece hepsini aynı hızda harcayabilir. Profesyonel hayatının yanı sıra uyuşturucu, fahişeler, son derece pahalı lüks fantezilerle dolu kirli bir oyunun içindedir. Bu karakterin hayatındaki her şey abartılı bir şekilde devam ederken çöküş ise çok uzakta değildir.

Olivia Wilde ve Seth Rogen'ın canlandırdığı ev sahibi çift, Edward Norton ve Penelope Cruz tarafından canlandırılan yeni bir çifti akşam yemeğine davet eder. Başlangıçta nazik ve sıradan bir sosyal etkileşim gibi görünen gece, misafir çiftin ilişkilerine dair yaptıkları sıra dışı açıklamalar ve sundukları "davet" ile yön değiştirir. Ev sahiplerinin kendi ilişkilerindeki çatlaklar, misafirlerin kışkırtıcı tavırları ve kuralları belirsiz oyunlarıyla derinleşirken; karakterler arasındaki gerilim, fiziksel ve psikolojik sınırların sorgulandığı bir noktaya evrilir.

Nick parçalanmış bir ailenin çocuğudur. Annesi Vicki ile babası David boşanmıştı ve mahkeme onun velayetini annesine vermiştir. İyi bir baba olan David boşanmanın ardından oğlundan uzak kalsa da onunla ilgilenmeyi ihmal etmez. İyi bir çocuk ve başarılı bir öğrenci olan Nick’in hayatındaki değişim kısa sürede ailesinin de dikkatini çeker. Oğlundaki değişimlerin nedenini anlamaya çalışan David acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Nick, kristal meth bağımlısıdır. David, oğlunu iyileştirmeye kararlıdır ve her ne olursa olsun onu içine düştüğü bataklıktan kurtaracaktır.

Mutlu bir nişanlı çift, beklenmedik bir gelişmeyle düğün haftalarının altüst olmasıyla birlikte zor bir sınavdan geçer.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir