
George Brent
Dr. Huntington Bailey

In 1903, Doctor Huntington Bailey meets a friendly older lady during a train trip. She tells him that she is going to visit her brother Nick and his lovely young wife Allida. Once in New York, Bailey hears that his train companion suddenly died. Shortly afterward, he meets the strange couple and gets suspicious of Nick's treatment of his wife.

George Brent
Dr. Huntington Bailey

Hedy Lamarr
Allida Bederaux

Paul Lukas
Nicholas 'Nick' Bederaux

Albert Dekker
'Clag' Claghorn

Carl Esmond
John Maitland

Olive Blakeney
Clarissa 'Cissie' Bederaux

George N. Neise
Alec Gregory

Margaret Wycherly
Maggie, the Maid

Stephanie Bachelor
Elaine

Mary Servoss
Miss Wilson

Julia Dean
Deria

William Post Jr.
District Attorney
John Ardell
(uncredited)
Richard Bartell
Hospital Intern (uncredited)

Mary Benoit
(uncredited)

Genç bir kadının yeniden aşık olma çabalarını anlatan Safe Haven, The Notebook ve Dear John gibi popüler filmlerin arkasındaki yazar Nicholas Sparks’ın romanından uyarlanmıştır. Gizemli bir genç kadın küçük bir Kuzey Carolina kasabasına gelince, birbirine bağlı insanlardan oluşan kasaba halkının içine girmek istememesi kadının geçmişine dair sorular sorulmasına neden olur. Genç kadın yavaş yavaş yeni hayatına alışmaya başlar ve iki çocuklu dul bir mağaza sahibi olan Alex ile bir ilişkiye başlama cesaretini kazanır. Ancak karanlık sırlar yeni hayatına o kadar korkunç bir şekilde girer ki fedakarlığın ne demek olduğunu bir kez daha anlamak ve aşkın gücüne güvenmek zorunda kalacaktır...

Raimund, düzenli ama monoton hayatını kanıksamış bir Latince öğretmenidir. Kırmızı paltolu bir kadını tam nehre atlayacakken kurtarınca, kadın da onun hayatını kurtarır. Anlık bir kararla kadının binmesi gereken trene bindiğinde, kendini Lizbon´da, kadının okuduğu kitabın yazarının peşinde bulur. Raimund, takıntılı bir dedektif gibi parçaları birleştirdiğinde, 1970´lerin faşist Salazar Lizbon´unda bir arkadaşlık, ihanet, baskı ve devrim hikâyesi oluşturacaktır. Pascal Mercier´in uluslararası çoksatan romanından uyarlanan Lizbon´a Gece Treni, ülkeler ve tarih arasında dolaşan polisiye bir yapboz, romantik bir dram...

Vertigo, Hitchcock’un teknik ve işlediği konu itibariyle sinema tarihinin en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilir. Bir suçluyu kovalarken çatıdan düşen ortağını kurtaramayan dedektif Scottie Ferguson’da, bu olayın ardından yükseklik korkusu başgösterir. “Vertigo” hastalığına dönüşen bu korku nedeniyle mesleğini bırakıp emekli olan dedektir, eski bir arkadaşı tarafından, ruhsal sağlığından şüphe ettiği karısı Madeleine’ni izlemesi için kiralanır. Scottie de kadını daha yakından izledikçe bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder; dahası kadının intihara meyilli olduğunu görür. Artık işleri yoluna koymak için uzaktan takip etmek yetersiz kalacak, Scottie’yi kendi korkularıyla da yüzleşeceği bir mücadelenin içerisine sürükleyecektir.

Genç bir kadın aşık olduğu yakışıklı Maxim De Winter'la evlendikten bir süre sonra Maxim'in eski eşi Rebecca'nın birkaç ay önce gizemli bir şekilde ölmüş olduğunu öğrenir ve kocası ile olan ilişkisinin her zaman Rebecca'nın gölgesinde kalacağını farkeder. Film boyunca adı telafuz edilmeyen kadın, aynı zamanda kendisini evin yeni kadını olarak kabul etmek istemeyen hizmetçi Mrs. Danvers'ın kıskanç ve takıntılı tavırları ile başa çıkmak zorundadır. Alfred Hitchcock'un Daphne Du Maurier'ın bir romanından uyarladığı Rebecca yönetmenin aynı zamanda ilk Amerikan yapımı filmi olma özelliğini taşıyor. 1940'ta En İyi Film dalında Akademi Ödülü'nü kazanan filmin yapımcısı David Selznick'in bir önceki filmi Rüzgar Gibi Geçti de, aynı dalda ödül sahibi olmuş ve efsaneleşmişti.

Unhappily married Richard Mason concocts a meticulous scheme to kill his shrewish wife so that he'll be free to marry her sister.

1960'ların soğuk Boston'unda Eileen, babasının kasvetli evi ile kendisini dışlayan meslektaşlarıyla birlikte çalıştığı hapishane arasında gidip gelen bir kadındır. Sıkıcı günlerini büyük şehre kaçma hayalleri kurarak geçiren Eileen’in hayatı, Rebecca adında yeni bir danışmanın hapishaneye gelmesiyle bambaşka bir hal alır. Tam da kurtarıcı bir dostluk olasılığı ortaya çıkıp Eileen'in karanlığında tuhaf bir parıltı oluşturduğunda, yeni bulduğu sırdaşı onu her şeyi değiştirecek şok edici bir suçun içine sokar.

Hapisten yeni çıkmış olan yankesici hırsız Skip McCoy (R.Widmark) New York metrosunda kalabalıktan da istifade ederek gözüne kestirdiği Candy’nin (J. Peters) çantasından cüzdanını çalar. Cüzdanda erkek arkadaşı Joey’e (R. Kiley) son kez kuryelik yapan Candy’nin de bilmediği, şirketlerden şantajla para sızdırmak için gizli formüller içeren bir mikrofilm vardır. Tüm bunlardan habersiz Skip’in eline geçmiştir. Metroda Candy’i takip eden federal ajanlar, hırsızlığa şahit olmuş, mikrofilm ilgili adrese ulaşmayınca da Skip’in elinde olduğunu tüm hırsızları çalışma şekillerinden, polisten iyi tanıyan Moe Williams (T. Ritter) sayesinde anlamışlardır. Herkes Skip’in peşindedir artık.

A, her gün farklı birinin bedeninde uyanmakta olan bir gençtir. Her gün kendi ile aynı yaşlardaki başka bedenlere geçiş yaparak uyansa da kendi bedenine sahip olmayan A, durumunu kabullenmiştir. Hatta yaşamak için belli kurallara bağlı kalmaktadır. Kimseye bağlanmamaya, kendini açık etmemeye ve bedenini bir günlüğüne paylaştığı kişilerin hayatlarında değişiklikler yapmamaya çalışmaktadır. Ancak günün birinde Justin isimli bir gencin bedeninde uyanır ve onun kız arkadaşı Rhiannon'a aşık olur. Bu durum A için bütün kuralları yıkar, Rhiannon'a durumunu açıklar ve ikilinin arasında romantik bir ilişki başlar. Ancak bu durum sandıkları kadar kolay olmayacaktır.

An innocent man turns fugitive as he reconstructs events that implicate him for a murder and robbery he did not commit.

George ve Rose Loomis çifti Niagara Şelalesi'nde büyük bir otele balayını geçirmek için gelirler. Çift, burada Cuttler çiftiyle tanışır. Cuttler'lar da Loomis çiftinin yanındaki "bungalow"da balayılarını geçirmektedirler. Polly Cuttler bir süre sonra Rose'un aslında George'u sevmediğini anlar. Loomis çiftinin evlilikleri çok kötü başlamıştır ve daha da kötüye gidecektir. Çünkü George, Rose'u öldürmek istemektedir...

2014 Toronto Uluslararası Film Festivalinde En Çağdaş Dünya Sineması bölümünde galası yapılmış olan Liam Hemsworth, Teresa Palmer ve Billy Bob Thornton’un baş rolü paylaştıkları 2014 ABD yapımı filmde, küçük bir kasabada araba tamircisi olarak çalışan, bir zamanların lise futbol takımının yıldızı ve popüler çocuğu Dwayne McLaren (Liam Hemsworth), içinde bulunduğu hayatın sıradanlığından sıkılmıştır ve kız arkadaşı Cassandra (Teresa Palmer) ile şehire taşınıp daha iyi bir hayat sürmek ister. Dwayne McLaren’ın doğru zamanda yanlış yerde kendisini bulmasıyla bir dizi etkinliğin geleceğini belirlemesi anlatılıyor.

Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar fakat hiçbirşey hatırlamaz. Kendini bir anda ipuçlarını Dante’nin cehenneminde bularak çözmesi gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur. Semboller zinciri Langdon’ı insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek çok farklı bir mekâna sürükler. Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul’dur.

Charlie amcanın, akrabalarını ziyaret etmek için sakin Santa Rosa kasabasına gelmesi, Hitckcock'un bu en ilginç ve gerilim dolu yolculuklarından biri olan filminin temelini oluşturur. Joseph Cotton, Philadelphia'dan Kaliforniya'ya ülkenin dört bir yanını dolaşıp, kanundan bir adım önde giden, yakışıklı ve çekici Charles amcayı canlandırıyor. Ama kısa süre içinde, başlangıçta hiçbir şeyin farkında olmayan adaşı, "Kuzen Genç Charlie" (Teresa Wright) amcasının, Neşeli dul katili olduğundan kuşkulanmaya başlayacak ve aralarında ölümcül bir kedi-fare kovalamacısı başlayacaktır. Hitchcock'un kişisel olarak en çok beğendiği filmlerden biri olan Shadow of a Doubt, senaryoyu yazan, Amerikan oyun yazarı Thorton Wilder ile yapılan işbirliğinin sonucunda ortaya çıkmıştır. İki ustanın birlikte yarattığı bu çarpıcı psikolojik gerilim filmi için, Hitchcock kısaca "Cinayet ve şiddeti evlerimize, gerçekten ait oldukları yere geri getirdi." demişti..

Dehşetin Bedeli, günümüzde kült bir film sayılmasına rağmen ilk gösterildiğinde eleştirmenler tarafından pek hoş karşılanmamıştı. Filmde, Nikaragua’daki bir petrol kuyusuyla ilgili özel bir operasyonda görev alan dört uluslararası suçlunun izini sürüyoruz. Bu tekinsiz adamlar, kontrol altına alınmayan bir yangın çıkınca, iki kamyona paylaştırılan 6 sandık nitrogliserini balta girmemiş ormanda kilometrelerce taşımak zorunda kalırlar.

Ünlü bilimkurgu yazarı Philip K. Dick'in bir kısa öyküsünden yönetmen Steven Spielberg tarafından sinemaya uyarlanan film, 2054'te Washington DC'de geçmektedir.Dedektif John Anderton, psişik güçlere sahip kahinler ve bazı teknolojik aygıtlar sayesinde cinayetleri daha işlenmeden önce fark edip suçluları yakalayan özel bir polis biriminin başındadır. Anderton'ın kusursuz işlediğine inandığı sistem, birdenbire tersine döner. Anderton'ın şefi olduğu birim, cinayet suçlamasıyla onun peşine düşer. Avcı artık av olmuştur.

Stephen Neale is released into WWII England after two years in an asylum, but it doesn't seem so sane outside either. On his way back to London to rejoin civilization, he stumbles across a murderous spy ring and doesn't quite know to whom to turn.

Polis departmanına gelen bir adam, bir gece önce San Francisco’da cinayet gerçekleştiğini söyler. Polis, kurbanın kim olduğunu söylediğinde ise kendisi olduğunu söyler. Polisin bu ihbarı ciddiye almaması üzerine, adam hikayesini anlatmaya başlar. Adamın ismi Frank Bigelow’dur ve küçük bir kasabada muhasebecilik yapmaktadır. Nişanlısı Paula ile evliliklerinin arefesinde, biraz kaçamak ve eğlence için San Francisco’ya gitmiştir. Yaşadığı hızlı bir gecenin sabahı kendisini pek iyi hissetmez. Doktora gittiğinde korkunç gerçekle yüzleşir. Haberi olmadan vücuduna enjekte edilmiş bir zehir, bütün damarlarını sarmıştır. Üstelik bu zehirin panzehiride yoktur. Frank, kalan birkaç günlük ömründe, kendisine bunu kimin ve neden yaptığını bulmak zorundadır…

Frank Johnson, a sole witness to a gangland murder, goes into hiding and is trailed by Police Inspector Ferris, on the theory that Frank is trying to escape from possible retaliation. Frank's wife, Eleanor, suspects he is actually running away from their unsuccessful marriage. Aided by a newspaperman, Danny Leggett, Eleanor sets out to locate her husband. The killer is also looking for him, and keeps close tabs on Eleanor.

A crooked politician finds himself being accused of murder by a gangster from whom he refused help during a re-election campaign.

İki çocuğuyla beraber hafta sonunu geçirirken gökyüzü aniden kararır ve şimşekler eşliğinde çok şiddetli bir fırtına patlak verir. Gökyüzünde tuhaf şeyler olmaktadır. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra evinin yakınındaki kavşakta sıradışı bir olaya tanık olur. Toprağın aniden yarılmasıyla yeryüzünün derinliklerinden üç bacaklı çok büyük bir savaş makinesi ortaya çıkar ve görünürdeki herşeyi yakıp yıkmaya başlar. Bu olay, uzaylıların dünyamıza saldırısının ilk hamlesidir. O andan itibaren herhangi bir gün gibi görünen günün akışı değişmiş ve bu sıradan insanlar hayatlarının en olağanüstü anlarını yaşamaya başlamıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir