
Ansel Elgort
Tony

Tony, Jetler ve Köpekbalıkları adındaki iki çetenin rekabeti arasında kalan bir gençtir. O, kalbini rakibinin kız kardeşi olan Maria'ya kaptırır. Çeteler arasındaki bölge savaşı gün geçtikçe daha da yıkıcı hale gelir ve bu savaş ortamında Tony ve Maria'nın aşkı çiçek açar. Onların ilişkisi, çetelerin arasındaki gerginliğin daha da artmasına neden olur.

Ansel Elgort
Tony

Rachel Zegler
María

Ariana DeBose
Anita

David Alvarez
Bernardo

Mike Faist
Riff

Brian d'Arcy James
Officer Krupke

Corey Stoll
Lieutenant Schrank

Rita Moreno
Valentina

Josh Rivera
Chino

Ana Isabelle
Rosalía

Ilda Mason
Luz

iris menas
Anybodys

Julius Anthony Rubio
Quique

Tanairi Sade Vazquez
Charita
David Aviles Morales
Aníbal

Genç ve öfkeli bir Marlon Brando, 50'lerin bu kült klasiğinde beyaz perdeyi fethediyor. Brando'nun canlandırdığı Johnny, küçük, uyuşuk bir California kasabasını ele geçiren motosikletli çetenin lideridir. Deri ceketli genç motorcu, kasabanın en güzel kızı Kathie'ye âşık olana kadar sadece yıkımla ilgileniyor gibidir. Ancak Johnny'nin şanssızlığı, psikopat rakibi Chino tarafından tehdit edilmesi ve bunun üstüne, kasaba halkının düşmanlığı ve önyargılarıdır.

Mario Puzo'nun çok satan kitabından Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola tarafından sinemaya uyarlanan eser, 40'lar ve 50'lerin Amerika'sında, bir İtalyan mafya ailesinin destansı öyküsünü konu alıyor. Corleone ailesi, Don Vito Corleone'nin başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York'taki diğer dört aileyle birlikte New York'un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone'nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.

Genç Vito Corleone, Amerika'ya yeni gelmiştir. 1917 yılında, New York şehri'nin yerel mafyalarından birinin liderini öldürünce saygınlık kazanır ve korkulan biri haline gelir.Bu arada, 50 yıl sonra, Michael Corleone, Washington'da senato komitesine aile işleriyle ilgili ifade vermektedir.1972 yapımı ilk filmin devamı niteliğinde, yine yazar Mario Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola'nın yaratıcı ellerinden çıkmış usta işi bir yapım. Eleştirmenler tarafından, önceki filmden daha başarılı bulunan az sayıdaki devam filminden biri olarak kabul ediliyor.


Dünya Savaşı sırasında hüküm giymiş bir Nazi savaş suçlusunun kızı olan Alicia'yla Amerikan Hükümeti adına casusluk yapması için temasa geçilir. Aşk, gerilim ve tutku gibi Hitchcock temaları etrafında dönen film, ustanın en iyi filmlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Film diğer Hitchcock filmleri gibi gerilim türünde olsa da; alt metin olarak asıl aşkı ele alıyor. Filmde Grant, ajan rolünde; Bergman da Almanya vatandaşı olan, babası kirli işlere karışmış, babasının yaptığı pis işleri öğrendiğinde Amerika hükümetine çeteye sızan birini canlandırıyor.

Herkes rüyalarının izinden gitmek için bir şansı hak eder ancak bazılarının sadece bir hakkı vardır. Baltimore'un yanlış yerlerinde dolaşan Tyler Gage'in tek hayali bir gün onu tatmin etmeyen hayatını bir kenara bırakıp yeni bir dünyaya yelken açmaktır. Nora ise Baltimore'da seçkinlerin okuduğu Maryland Sanat Okulu'nda başarılı bir bale öğrencisidir. Şu anda tek düşündüğü parlak geleceğinde ona eşlik edecek bir partner bulmaktır. Bir gün Nora tesadüfen okulda Tyler'la karşılaşır ve onun sokak dansına olan yeteneğinin farkına varır. Sahne ve sahne dışında aralarında çakan kıvılcım Tyler'ın sergileyeceği performansla hayal bile edemeyeceği bir dünyaya adım atabileceğini fark etmesini sağlayacaktır.

"Garsoniyer - The Apartment" büyük bir şirkette çalışan ve yükselmek amacıyla, evini garsoniyer olarak kullanması için patronuna vermekte sakınca görmeyen ve bu arada patronun metreslerinden birine aşık olan adamın komik hikayesini konu alıyor... Sevgisine karşılık bulduğundan emin olamadığı için bir süre sesini çıkarmasa da, her şey olacağına varıyor. Kadının güzelliği aklını başından alıyor ve işini kaybetmek pahasına da olsa mücadele etmeye karar veriyor. Fakat adam, genç kadının kimi sevdiği ile ilgili şüpheleri son adımı atmaktan onu hep alıkoyuyor...

Bridger is a young outsider who's always wanted more. He and his mother flee an abusive home, eventually finding a small town in the middle of nowhere. Once there, Bridger finds true acceptance with another misfit.

Bir Londra uçuşu sırasında yakınlaşan iki yabancı, kaderin cilvesiyle birbirlerinden ayrı düşer. Kavuşmak imkânsız gibi görünse de aşk tüm olasılıklara meydan okur.

Bir zamanlar yüksek bir tepedeki kalede, en büyük icadının adı Edward olan bir mucit yaşıyordu. Edward, dayanılmaz bir çekiciliği olmasına rağmen mükemmel değildi. Mucidin ani ölümü onun yarıda kalmasına yol açtı: Elleri yerine uzun, keskin metal parçaları vardı. Edward, merhametli bir Avon hanımefendisinin, onu ailesiyle beraber yaşamak üzere evine götürene kadar karanlıkta yalnız yaşadı. Böylece Edward'ın Suburbia adlı pastek cennetteki fantastik maceraları başladı.

Audrey Hepburn ve Holly Golightly isimleri, Truman Capote’nin çok satan romanı eğlenceli bir romantik komedi olarak beyaz perdeye aktarıldığından beri eş anlamlı hale geldi. Holly Brazilyalı bir milyonerle evlenmeye kararlı olan fazlasıyla eksantrik bir New York Şehir kızıdır. George Peppard, varlıklı Patricia Neal tarafından finanse edilen yan komşu yazarı canlandırıyor. Holly için doğru erkeğin kim olduğunu tahmin etmek kolay iş.

Jamaika’lı bir kız olan Natasha Kingsley, çocukken ailesi ile birlikte New York’a taşınır. Kendisini New Yorklu kabul eden genç kız, tüm hayatını bu şehirde kurmuştur. Hayatının sonuna kadar New York'ta yaşamak isteyen genç kızın önünde büyük bir engel vardır. Natasha, ailesi ile birlikte sınır dışı edilmiştir. Onlar, kararı değiştirmek için her yolu deneseler de karar kesinleşmiştir ve şehri terk etmeleri için önlerinde sadece bir günleri vardır. Tam da bu süreçte, Daniel adında bir genç ile tanışan Natasha’nın hayatı bambaşka bir hal alır. Aşka inancı olmayan bir kız olan Natasha, hayatını kurtaran Daniel’a karşı anlam veremediği bir çekim hisseder. Zeki bir adam olan Daniel ise Natasha'yı görür görmez aşık olur. Karşılaşmalarının bir tesadüf olmadığını, evrenin bu an için onları hazırladığını düşünen Daniel, genç kızı kendisine aşık edebileceğine inanmaktadır. Ancak bunun için önlerinde sadece 1 gün vardır.

1981 yapımı Franco Zeffirelli filmi Endless Love'ın yeniden uyarlaması olan yapıtta iki gencin sınırları zorlayan bir aşk hikayesine tanık oluyoruz. David Axelrod ve Jade Butterfield tanışır ve başta aileleri olmak üzere tüm dünyaya meydan okuyacakları bir ilişkiye başlarlar. Zira Jade'in ailesi bu ilişkiye kesinkes karşıdır ve kolay kolay pes etmeye niyetleri yoktur. Artık ilişkilerinin önünde oldukça zorlu engeller vardır, ancak bu engeller ilişkilerini sadece daha karışık, karanlık ve saptantılı bir hale getirmeye yarar. Modern bir Rome ve Juliet hikayesi niteliğinde olan filmin başrollerini Alex Pettyfer ve Gabriella Wilde paylaşıyor...

Ailenin lideri olan Michael Corleone artık 60 yaşına geldiği için kendisine yeni bir varis aramaktadır. Kendisi yeraltı dünyasından çekilecek ve ailesinin suç dünyasıyla ile olan bağlarını da koparacaktır. Varis olarak gözünü kestirdiği kişi ise Vincent'dır. Fakat olaylar Michael'ın umduğu gibi gitmez ve yeni hesaplaşmalar ve oyunlar baş gösterir.

Bill Parish, bu dünyada bir insanın sahip olabileceği her şeye sahiptir: Güç, para, başarı ve mutlu bir aile. Fakat mutlu dünyası 65. yaş gününden birkaç gün önce esrarengiz yabancı Joe Black'in ziyaretiyle altüst olacaktır. Zira bu herhangi bir genç adam değil, Parish'in canını almaya gelen Ölüm'dür. Doğum gününü ailesiyle kutladıktan sonra hayata veda etmeyi tercih eden Bill, dünyada geçireceği fazladan birkaç güne karşılık Ölüm'ün dünyadaki rehberi olmayı kabul eder. Ölüm ise dünyanın tüm nimetlerini, en başta da aşkı tadacaktır. Ancak aşık olduğu kişinin Parish'in güzel kızı Susan olması, Bill'in dünyadaki son günlerini oldukça çetin kılacak gibidir.

William Shakespeare'ın trajik aşk destanı Romeo ve Juliet'in, Avustralyalı dahi yönetmen Baz Luhrman tarafından sinemaya uyarlanan bu modern versiyonunda kılıçların yerini, kılıç isimleri taşıyan silahlar alıyor. Günümüz Florida'sında geçen filmde Romeo (Leonardo DiCaprio) ve Juliet (Claire Danes), kentin iki düşman ailesinin çocuklarıdır. Trajik bir rastlantı sonucu iki genç birbirlerine aşık olurlar ve ailelerin savaşının ortasında bir kaçış bulmaya çalışırlar.

Film, dünya edebiyatının baş yapıtlarından olan 'Çavdar Tarlasındaki Çocuklar" romanının yazarı J.D. Salinger'in hayatını konu ediyor. Yazarın hem kariyeri, hem gençlik yılları hem de kendisine ağır bir travma yaşatan İkinci Dünya Savaşı sırasında cephede verdiği mücadele anlatılıyor.

New York'ta yaşayan bir çiftin geçirdiği zorlu bir dönemi ele alan iki ayrı filmden oluşan seride, çiftin hikayesini iki farklı bakış açısından aktarılanlarla dinliyoruz. Bu filmde hikayeyi kadın karakterin gözünden izliyoruz. Ned Benson'ın ilk uzun metraj denemesi olan filmin başrolünde Jessica Chastain bulunuyor.

Küçük bir Fransız köyündeki gündelik yaşam, yeni taşınan gizemli bir genç kadın ve kızı sayesinde bir anda değişiverir. Oldukça kasvetli ve birbirinin aynı günler geçiren kasaba halkı, anne-kızın birlikte açtıkları son derece sevimli çikolata dükkanı sayesinde, farkında olmadıkları bambaşka bir hayatla tanışırlar. Zevkin, eğlencenin, neşenin ve en önemlisi çikolatanın olduğu bir hayattır bu. Fakat kasabadaki bu değişimden memnun olmayan insanlar da vardır. Bunların en başında, ahlak bekçiliği yaparak kasabada dilediği gibi bir ortam yaratan belediye başkanı gelmektedir. Ama birbirinden lezzetli çikolataların karşısında durmak, o kadar da kolay değildir.

Babasının aldığı iş teklifi sonucu, ailesiyle birlikte Küba'ya taşınmak zorunda kalan 18 yaşındaki Katey Miller, ilk başta babasının sıkıcı iş çevresine hapsolacağını düşünerek mutsuz olur. Ancak şehre gelir gelmez, garsonluk yaparak geçimini sağlayan Javier ile arkadaşlık kurar. Fazlasıyla iyi bir dansçı olan Javier ve onun temsil ettiği yaşam tarzına hayran olan Katey, kısa sürede genç adama gönlünü kaptırır. Şimdi tek arzusu, aşık olduğu adamla birlikte bir dans yarışmasına katılabilmektir. Katey ve Javier'nin içi aşk ateşiyle yanarken, Küba sokakları da şiddetli bir devrimin ateşiyle yanmaya hazırlanmaktadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir