
Barbara Parkins
Anne Welles

Lured by their dreams of fame and fortune, three ambitious young women enter the world of show business and discover how easy it is to sink into a celebrity nightmare of ego, alcohol and pills — the beloved "dolls."

Barbara Parkins
Anne Welles

Patty Duke
Neely O'Hara

Sharon Tate
Jennifer North

Paul Burke
Lyon Burke

Lee Grant
Miriam Polar

Susan Hayward
Helen Lawson

Martin Milner
Mel Anderson

Charles Drake
Kevin Gillmore

Alexander Davion
Ted Casablanca

Naomi Stevens
Miss Steinberg

Robert H. Harris
Henry Bellamy

Tony Scotti
Tony Polar

Jacqueline Susann
First Reporter

Robert Viharo
Director

Joey Bishop
MC at Telethon




Brooklyn’de geçen filmde Leonard (Joaquin Phoenix) genetik problemler sebebiyle iptal edilen bir evliliğin ardından boşluğa düşen ve depresyonuyla savaşma çabası içinde olan bir insandır. Film sürecinde ailesinin tanıştırdığı ve evlenmesini arzuladığı iyi insan Sandra (Vinessa Shaw) bir yanda, problemlerle bezenmiş hayatıyla Michelle (Gwyneth Paltrow) diğer yanda. Bu iki kadının arasında kalan Leonard’ın gel-gitleri üzerine kurulu olan filmin konusu yabancı değil, fakat karakterlerin derinliği ve olay örgüsüyle diğer örneklerinden farklı değerlendirilmeyi hak ediyor.

James Baldwin’in aynı adlı romanından uyarlanan film, 22 yaşındaki Alonzo “Fonny” Hunt ile 19 yaşındaki Tish Rivers’ın hikâyesini anlatmaktadır. Bu iki gencin aralarındaki tutkulu aşk, onları acımasız dünya ve zorlu ailelerine karşı korumaktadır. Tish ve Fonny bir süre sonra nişanlanır ve Tish hamile kalır. Genç yaşta anne ve baba olacak olan çift huzurlu bir hayat sürebilmek adına gelecek planları yapar fakat aradan çok zaman geçmeden dünyaları başlarına yıkılır. Fonny’e tecavüz suçu işlediğine dair bir iftira atılır. Tish ise Fonny’i bu iftiradan kurtaracak kanıtı bulmak için delicesine çabalar.

Genç bir tıp öğrencisi olan Shaw, asi bir dövme sanatçısı olan Rule’a, onu gördüğü ilk andan beri aşıktır. Ancak Rule, Shaw’ı hiç o gözle görmemiştir. İtiraflarla dolup taşan unutulmaz bir gece, aralarındaki ilişkiyi sorgulamalarına yol açar: Bu iki zıt karakter büyük bir aşk mı yaratacaklar, yoksa birbirlerinin hayatını zindana mı çevirecekler?

Elvis’ten, Elton John’dan, Madonna’dan ve Lady Gaga’dan önce Liberace vardı: usta bir piyanist, inanılmaz bir şovmen ve sahne ve televizyonun göz alıcı yıldızı. Şovmenlikle, ışığıyla ve abartıyla özdeşleşmiş bir isim olan Liberace izleyicilerin onu sevmesine ve 40 yıllık kariyeri boyunca ona sadık bir hayran kitlesi oluşturmasına neden olan dünyaca ünlü bir artistti. Liberace hem sahnede hem sahne dışında aşırı uçlarda bir yaşam sürdü. 1977 yazında, yakışıklı ve genç yabancı Scott Thorson soyunma odasına girdi ve aralarındaki yaş farkına ve farklı dünyalara ait olmalarına rağmen, aralarında beş yıl sürecek bir ilişki başladı. BEHIND THE CANDELABRA bu ilişkinin kamera arkasını Las Vegas’taki Hilton Hotel’de tanışmalarından acı ayrılıklarına kadar her şeyiyle gözler önüne seriyor..

Kardeşinin ölümünden sonra yeni bir başlangıç için Milano'ya taşınan June, yeni uluslararası okulundaki kusursuz onur öğrencisi Will'de huzur bulur. Ama Will'in gizli MMA dövüşlerine katılan sorunlu arkadaşı James'le başlayan rekabet, hızla karşı konulmaz bir çekime dönüşür. June güvenli olanla istediğini sandığı her şeyi altüst eden aşk arasında seçim yapmak zorundadır.

Joel Barish, iki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alıyor. Kadın, bir teknolojik deneye katılarak, ilişkilerini tamamen hafızasından silmiştir. Yani Barish'in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister...Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdaheleyi durdurmak ister. Pişman olmuştur!

Herkes gençlik yıllarında masalsı bir aşk hikayesini hak eder. Ancak ne yazık ki, durum 17 yaşındaki Simon Spier için biraz karışık. O, henüz ailesine ve arkadaşlarına gay olduğu gerçeğini açıklayabilmiş değil. Üstelik sorunları, onların tepkilerinden korkmakla da kalmıyor. İnternet üzerinden konuştuğu bir sınıf arkadaşına da aşık. Ancak kimliğini gizli tutan bu sınıf arkadaşının kim olduğu hakkında hiçbir fikri yok! Bu iki sorunun çözümü de hayatını değiştirecek adımlar atmasından geçiyor...

Küçük bir Fransız köyündeki gündelik yaşam, yeni taşınan gizemli bir genç kadın ve kızı sayesinde bir anda değişiverir. Oldukça kasvetli ve birbirinin aynı günler geçiren kasaba halkı, anne-kızın birlikte açtıkları son derece sevimli çikolata dükkanı sayesinde, farkında olmadıkları bambaşka bir hayatla tanışırlar. Zevkin, eğlencenin, neşenin ve en önemlisi çikolatanın olduğu bir hayattır bu. Fakat kasabadaki bu değişimden memnun olmayan insanlar da vardır. Bunların en başında, ahlak bekçiliği yaparak kasabada dilediği gibi bir ortam yaratan belediye başkanı gelmektedir. Ama birbirinden lezzetli çikolataların karşısında durmak, o kadar da kolay değildir.

Orta yaşlı bir karı kocanın ızdırap verici aşk-nefret oyunlarının içerisine yeni tanıştıkları genç bir çifti de çekmeleri ve alkolün de körüklediği sabaha dek süren fırtınalı zaman zaman da gülünç bir didişme, acı çektirme oyunu sonunda içlerindeki her şeyi ortaya dökmeleri anlatılmaktadır. Cinsel imalarla dolu küfürlü dili filmin çevrildiği yıllarda sinemada alışılmadık bir şeydi ve o yıl değişen film derecelendirme sistemi sayesinde birçok salonda gösterilebildi. Bugün birçok filmde çok daha ağırlarının sıklıkla işitildiği ve artık kanıksanan küfürlü diyaloglar ABD'de ilk kez bu filmde geniş biçimde yer almıştı. Film 5 Oscar ödülünden başka aralarında 3 BAFTA ödülünün de bulunduğu 13 ödül daha kazanmıştır.

Connie Sumner, kocası ve oğluyla mutlu bir yaşantısı olan bir kadındır. Bir gün iş için New York'ta bulunduğu sırada rüzgar yüzünden dengesini kaybeder ve düşer. O sırada orada bulunan genç kitapçı Paul Martel, kadına yardım eder ve dizindeki yaraya pansuman yapmak için evine davet eder. Connie, genç adamın evinde çok kısa bir süre geçirir ve hemen evine döner. Bu olayın, kocası Edward ile olan ilişkisi için bir test olduğunu düşünmektedir. Ancak bir süre sonra genç adamın dairesine tekrar gider; olaylar artık kontrolden çıkmıştır.

David "Noodles" Aaronson ve arkadaşları, 1920'lerin New York'unda beraber büyümüşlerdir. 1930'larda gangster dünyasında fırtına gibi esen sıkı dostlar zamanla dağılırlar. Fakat 1960'ların sonunda Aaronson, New York'a geri dönecek ve geçmişiyle yüzleşecektir.

Yönetmenin kurguladığı Final Cut versiyonu ile izleyici karşısına çıkan film, Vietnam'da görev alan bir Amerikan askerine verilen görev sonrasında yaşananları konu ediyor. Yüzbaşı Benjamin Willard, zorlu bir görevle karşı karşıyadır. Willard'dan, Vietnam Savaşı sırasında ordu emirlerini görmezden gelip kendisini tanrı ilan eden özel tim albayını öldürmesi istenir. Willard, gizli görevi yerine getirmeye çalışırken kendisini zorlu durumlarla karşı karşıya bulur.

Nick parçalanmış bir ailenin çocuğudur. Annesi Vicki ile babası David boşanmıştı ve mahkeme onun velayetini annesine vermiştir. İyi bir baba olan David boşanmanın ardından oğlundan uzak kalsa da onunla ilgilenmeyi ihmal etmez. İyi bir çocuk ve başarılı bir öğrenci olan Nick’in hayatındaki değişim kısa sürede ailesinin de dikkatini çeker. Oğlundaki değişimlerin nedenini anlamaya çalışan David acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Nick, kristal meth bağımlısıdır. David, oğlunu iyileştirmeye kararlıdır ve her ne olursa olsun onu içine düştüğü bataklıktan kurtaracaktır.

Joe Buck, geçmişini bir kenara bırakır ve New York’a doğru bir yolculuğa çıkar. Niyeti orada zengin kadınlarla tanışıp, jigololuk yapmaktır. Ancak şehir hiç de onun beklediği gibi değildir. Kısa bir süre sonra fakir bir dolandırıcı olan Ratzo ile tanışır ve bu iki adam, çaresizliklerle dolu hayatlarında birbirlerinin en yakın dostu olur.

2.Dünya Savaşı 'nın sonlarına doğru 1944 yılında Nazi işgali altındaki Roma şehrinde yaşayan bir grup insanın hikayesi anlatılır.Gestapo Nazilere karşı yapılan direniş hareketinin lideri olan Giorgio Manfredi (Marcello Pagliero) 'nin peşine düşmüştür.Yakın arkadaşı Francesco (Francesco Grandjacquet),Francesco'nun evlenmek üzere olduğu dul Pina (Anna Magnani)ve Rahip Don Pietro Pellegrini (Aldo Fabrizi) birlikte Giorgio'nun bir an önce Roma'dan ayrılabilmesi için yeni bir kimlik edinmesine yardımcı olurlar.

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında, sıfır bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway'in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir New York'ta yaşayan Andy Sachs için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.

23 yaşındaki James bir alkolik ve uyuşturucu bağımlısıdır. Hayat kalitesi giderek daha da kötüye giden genç James'in artık önünde yalnızca iki seçeneği kalmıştır: tedavi olmak ya da ölüme mahkum olmak. Günün birinde bir uçakta, yüzü darmadağın edilmiş bir halde uyandığında ve son birkaç haftada yaşadıklarına dair hiçbir anısı olmadığında genç adam olayın ciddiyetini sonunda anlar. Artık rehabilitasyon tedavisi görme zamanı gelmiştir. Minnesota'daki bir klinikte, 2 ay süreyle yoğun bir detoks tedavisine başlatılan James, kanı çekilmiş ve sağlığı bozulmuş bedenini tamir etme yolculuğunda acılara katlanırken, kırılan ruhunu da daha iyi bir yaşam için savaşan diğer bağımlılarla iletişim kurarak iyileştirecektir. Ancak bu zorlu süreç basitçe söylendiğinden çok daha acı verici ve dayanılmaz olacaktır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir