
Tom Berenger
Frank Ridgeway

A television newswoman picks up the story of a 1960s rock band whose long-lost leader — Eddie Wilson — may still be alive, while searching for the missing tapes of the band's never-released album.

Tom Berenger
Frank Ridgeway

Michael Paré
Eddie Wilson

Joe Pantoliano
Doc Robbins

Ellen Barkin
Maggie Foley

Matthew Laurance
Sal Amato
Helen Schneider
Joann Carlino

David Wilson
Kenny Hopkins
Michael 'Tunes' Antunes
Wendell Newton

Kenny Vance
Lew Elson

John Stockwell
Keith Livingston
Howard Johnson
Wendell's replacement
Joe Cates
Lois
Barry Sand
Barry Siegel
Vebe Borge
Gerry Rivers
Joey Balin
Eddie's replacement

Ergenlik çağında bir genç olan William'ın hayattaki tek tutkusu müziktir. Bu nedenle okulunu da pek umursamayan William, bu durumdan ötürü ailesiyle sürekli çatışmaktadır. Sevdiği müzik grupları üzerine amatör yazılar yazan William, zamanla tanınmaya ve küçük yaşına rağmen önemli mevkilere adım atmaya başlar. Hayallerinde bile göremeyeceği şey artık kapıdadır. Büyük hayranı olduğu Stillwater isimli müzik grubunun yeni turnesine katılması ve turne üzerine Rolling Stones dergisine yazı yazması için seçilmiştir! William, grupla birlikte çıktığı yolculukta bu çok sevdiği insanlara ve müzik piyasasına dair önemli gerçeklere tanık olacaktır.

Vasat bir besteci olan Salieri ile rakip olan Wolfgang Amadeus Mozart, müzikal dehasıyla ölümsüzlük kazanıyor. Salieri'nin bu durumu hazmedememesi intikam isteğiyle dolmasına neden olur.

Film Ritchie Valens’in gerçek hikayesi olup Ritchie’yi Paicoma’daki çocukluk yıllarından 17 yaşında bir rock yıldızı olarak uçakta ölümüne dek odak noktasında tutar.

A chronicle of the rise and brief career of rock 'n' roll star Buddy Holly, who aspires to play music the way he wants it to sound. Holly and his band, the Crickets, are first invited to record in Nashville, where they encounter creative differences with the producing staff. Later they play a major booking at the Apollo Theater, scheduled there under the mistaken assumption that they're a black band. Holly's career eventually goes solo -- until the tragic day the music dies.

I Wanna Dance With Somebody, 2012 yılında yaşamını yitiren ve müzik kariyerine 6 Grammy ödülü, 16 Billboard Müzik ödülü, 22 Amerikan Müzik ödülü ve 2 Emmy ödülü sığdırmayı başaran müzisyen Whitney Houston'ın hayatına odaklanıyor.

1955 yılında, adının J.R Cash olduğunu söyleyen genç zayıf bir gitarist Memphis'teki Sun Stüdyolarına ünlü olmak için gelir. Bu Amerikan kültürünün üzerinde silinmez bir iz bırakacak adamın şöhrete ilk adımlarıdır. Bir korku treninin akordlarında dolaşan parmakları, demirden daha keskin ve kararlı bakan gözleri, kapkara ve derin bir geceyi andıran sesi ile daha önce hiç duyulmamış bir gerçek hayatı anlatıyordu.O günlerde şöhretinin ilk günlerini ateşleyen değişik karakteri ve insanlar üzerinde bıraktığı etki bugünün rock, country, punk, folk ve rap starlarına kadar bir çok yeteneğin de ortaya çıkmasında ön ayak olmuştur. Kendine has sesi ve kariyeri boyunca kişisel değişimler sert karakterinin bir uzantısı olmuştur. Önceleri kendisini yok eden bir çok yıldız gibi yaşayan Cash daha sonraları idol haline gelen 'Siyah Giyinen Adam' karakteri ile bıçak sırtındaki şöhretin hem ne kadar acımasız hem de aşkın doğasının ne kadar güçlü olduğuna dair örnek oluşturmuştur.

The story of music legend Terri Hooley, a key figure in Belfast's punk rock scene. Hooley founded the Good Vibrations store from which a record label sprung, representing bands such as The Undertones, Rudi and The Outcasts.

Bruce Springsteen, a young musician on the cusp of global superstardom, struggles to reconcile the pressures of success with the ghosts of his past.

Bir anne, kaybolan 3 yaşındaki oğlunu tüm çabalarına rağmen bulamaz ve zamanla ümidini kaybeder. Ancak oğlu dokuz yıl sonra, ailenin yeni taşındığı kasabada ortaya çıkar.

A famous pianist at the twilight of his career meets a free-spirited music critic who soon becomes his rock as his mental state deteriorates.

Teen Spirit, hayallerine kavuşabilmek için şarkı yarışmasına katılan genç bir kızın hikayesini konu ediyor. Violet, küçük bir kasabada yaşayan utangaç bir genç kızdır. En büyük tutkusu şarkı söylemek olan genç kız hayallerinin peşinden gidebilmek için kasabadan ayrılmayı planlar. Bir şarkı yarışmasının ilanlarını gören Violet için hayalleri doğrultusunda harekete geçme zamanı gelmiştir. Ona bu zorlu macerasında karşısına çıkan bir akıl hocası yardım eder. Bu uluslararası yarışma Violet’ın sadece yeteneğinin değil dürüstlüğünün ve hırsının da teste tabi tutulmasına neden olur. Akıl hocasının desteği ile hayallerine kavuşabilmek için ter döken genç kız, yüzlerce rakibini geride bırakıp yarışmayı kazanabilecek midir?

Biri İngiliz biri Amerikalı iki sevgilinin 1 sene boyunca yaşadıkları müzik ve cinsellik ile dolu yoğun ilişkileri.

Michael Jackson'a gerçek hayattaki yeğeni Jaafar Jackson'ın hayat verdiği filmde, onu tüm zamanların en büyük şovmeni haline getiren en ikonik performansları da dahil olmak üzere Michael'ın hayatının tüm yönleri gözler önüne seriliyor.

Dünya çapında en çok satan romanlar arasında yer alan High Fidelity (Sensiz Olmaz), tüm neşesiyle sinemaya aktarıldı. John Cusack (Being John Malkovich - Con Air), Chicago'nun arka sokaklarında batmak üzere olan bir müzik marketin sahibi Rob Gordon'u canlandırmaktadır. İki çatlak elemanı, rock müzik delisi, inanılmaz komik Barry (Jack Black) ve sessiz ama saman altından su yürüten Dick (Todd Louiso) ile birlikte modası geçmiş yöntemlerle albüm satmaya çalışmaktadır. Ancak, Rob'un hayatını batıran bir tek işi değildir. Uzatmalı sevgilisi Laura (Iben Hjelje) tarafından terkedilince ibresi tamamen şaşar. Bu olay, Rob'un aşk konusunda başarısızlıkla sonuçlanan geçmiş ilişkilerini gözden geçirmesine sebep olur. Gerçekten eğlenceli bir zaman geçirmek istiyorsanız High Fidelity'e bir şans verin. Şimdiye kadar seyrettiğiniz en iyi ilk beş komediden biri olacağı şüphesiz!

Dünyaca ünlü bir orkestra şefi olan Dareus, bir konser esnasında kalp krizi geçirir. Doktorunun tavsiyesi üzerine, stres dolu hayatını ardında bırakarak, çocukluğunu geçirdiği kasabaya gelir. Amacı biraz yalnız kalmak ve tek başına yaşamayı denemektir. Ama kısa sürede kasabanın en renkli kişiliklerinden biri olur. Samimi ilişkiler kurduğu kasaba halkı için bir şeyler yapmak isteyen Dareus, kasabanın korosunu çalıştırmaya başlar. Kasabadaki çoğunluk, şefin yaptıklarından memnun kalsa da, tutucu çevreler ve özellikle kilise için durum aynı değildir. Hepsi için yeni bir dönem başlamıştır.

Bohemian Rhapsody, Queen grubuna, müziklerine, klişelere meydan okuyan ve kuralları yıkarak dünyanın en sevilen sanatçılarından biri haline gelen ikonik solistlerine bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Film, simgeleşmiş şarkıları ve devrimci sesiyle grubun meteorik yükselişine, Mercury'nin yaşam tarzının kontrolden çıkması ile çıkan iç çatışmaya ve yaşamını tehdit eden hastalığına rağmen Mercury'nin rock müzik tarihinin en büyük performanslarından birinde gruba liderlik ettiği Live Aid konserinin arifesinde muzaffer birleşme sürecine yayılıyor. Bu süreçte de, her zaman bir aile gibi olan ve günümüzde dışlanmışlara, hayalperestlere ve müzikseverlere ilham vermeye devam eden bir grubun mirasını süslüyor.

Yer 1960'lı yılların Amerikası, New York. Manhattan'ın hareketli müzik piyasasında tutunmaya çalışan genç Llewyn Davis, hayatını müzikle kazanmak ve sanatını icra edebilmek için her yolu denemektedir. Halkın önünde saygın bir yere sahip olmak isteyen Davis, bir yandan da şehrin acımasız koşulları altında yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Fakat başını sokabileceği bir evi olmadan eski kız arkadaşı Jean Berkey'in kanepesiyle, kız kardeşinin kendisinden yakınmaları arasında gidip gelir. Dönemin önemli menajerlerinden Bud Grossman'a müziği, plağının bir kopyasını dinletmek tek hedefidir...

New York, 1960'ların başları. Canlı müzik sahnesinin ve çalkantılı kültürel değişimin ortasında, Minnesota'dan 19 yaşındaki gizemli bir genç, gitarı ve devrimci yeteneğiyle West Village'a gelir. Amerikan müziğinin akışını sonsuza dek değiştirecektir.

Hafızası ile ilgili sorunlar yaşayan yaşlı Zev’in acıklı hikayesini anlatan film bir dramı temel alıyor. Zev, 70 yıl önce Amerika’da sahte bir kimlikle yaşayan Nazi bekçisinin, ailesini katlettiğini keşfediyor. Tüm zorluklara rağmen Zev, bakım evindeki yaşlı arkadaşı Max’in de yardımıyla çok gecikmiş olan adaletin sağlanmasını görev ediniyor. Bu olayları ise şaşırtıcı tesadüflerle dolu kıtalararası bir yolculuk takip ediyor. Zira Zev bu süreçte en büyük düşmanının kendi hasarlı hafızası olduğunu öğreniyor.

Pulitzer ödüllü August Wilson’ın oyunundan uyarlanan film, Blues’un Kraliçesi olarak bilinen Ma Rainey’nin yeni bir albüm kaydetmek üzere Chicago’daki bir stüdyoda menajeri, yapımcısı ve orkestrası ile buluşmasının ardından gelişen olayları konu alıyor. Buluşma süresince Ma Rainey ve grubu arasında anlatılan hikâyeler, yaşanan felsefi tartışmalar ve çatışmalar oyunun merkezinde yer alıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir