
Nicolas Cage
Ben Sanderson

Alkol sorunları yüzünden herşeyini kaybetmiş olan Hollywood senaristi Ben Sanderson ölümüne içmek için Las Vegas'a gelir. Burada tesadüfen tanışacağı hayat kadını Sera ile aşka dönüşen ilişkisi ise artık hayata farklı bir açıdan bakmasına sebep olacaktır.

Nicolas Cage
Ben Sanderson

Elisabeth Shue
Sera

Julian Sands
Yuri

Richard Lewis
Peter

Steven Weber
Marc Nussbaum
Kim Adams
Sheila

Emily Procter
Debbie
Stuart Regen
Man At Bar

Valeria Golino
Terri

Graham Beckel
L.A. Bartender

Albert Henderson
Man at Strip Bar
Shashi Bhatia
Hispanic Prostitute

Carey Lowell
Bank Teller

Anne Lange
Business Colleague

Thomas Kopache
Mr. Simpson

Yirmi yaşındaki Sibel, geleneksel ve baskıcı ailesinden kurtulmak için tek çareyi evlenmekte bulur ve kendi gibi bir yaralı ruhla, Cahit ile evlenir. Düğünden sonra birlikte yaşamaya başlayan ikili bir süre sonra birbirlerine aşık olur ancak sorunlar peşlerini bırakmaz.

Alex yolda giderken arabasına aldığı otostopçu Vivienne ile bir kaza geçirir. Vivienne’in ölümü nedeniyle kendini suçlu hisseden Alex, Vivienne’in annesi Linda'yı ziyaret etmeye karar verir. Fakat Linda'nın otistik olduğunu görünce, cenaze işlemlerinde yardımcı olması gerektiğini düşünerek onunla kalır. Ne zaman ne yapacağı belli olmayan Linda’nın dünyasını anlamak güçtür... Bu arada Alex, Linda’Nın komşusu Maggie ile bir ilişki yaşamaya başlamıştır. Ancak geçmişi ile ilgili kabullenmekten kaçtığı bazı gerçekler su yüzüne çıkmaya başladıkça içinde biriktirdiği acı ve kızgınlıklarla yüzleşmek zorunda kalır.



23 yaşındaki Ann (Sarah Polley), okulda temizlik yaparak kocasına destek olan iki çocuk annesi bir kadındır. Annesinin bahçesindeki bir karavanda yaşayan, ailesi uğruna gidemediği üniversitede temizlik yapan Ann hayata karşı çok umutsuzdur. Genç kadının etrafı, işsiz kocası, yaşadığı hayatı tasvip etmeyen annesi ve 10 senedir görmediği babasıyla çevrilidir. Bir gün, sadece birkaçaylık ömrü kaldığını öğrenir.My Life Without Me , ölümüne yaklaşan genç bir kadının, eline kalemi kağıdı alıp, belki biraz bencilce, ama fazlasıyla diğerkâm tutkularını kelimelere dökmesinin etrafında şekilleniyor.

Bernie Lootz (William H.Macy), Las Vegas'ın en şanssız adamıdır. O bir 'ŞANS ÖLDÜRÜCÜ'dür. Hatta kötü şansı o kadar bulaşıcı ki eski zamanların mafya lideri Shelly Kaplow (Alec Baldwin) onu casinosunda yüksek rakamlı oyunlarda müşterilerinin şansını döndürmek için kullanıyor. Fakat Bernie Nathalie (Maria Bello) ile tanışıyor, ona aşık oluyor ve "aşkta şanssız" olmak kavramına yepyeni bir anlam yüklüyor.

Zengin teyzesiyle birlikte yasayan Kate Croy ,orta sınıftan gazeteci Merton Densher’la gizli saklı bir ilişki yürütmektedir. Olayı fark eden teyzesi ya param ya o diyerek durumu açıkça ortaya koyar.Ne paradan ne de sevgiliden vazgeçebilen Kate, çareyi sinsice kurduğu planlarla bulmaya çalışır.Şans eseri tanıştığı Amerikalı zengin genç bayan Milly Theale’le güzel bir arkadaşlık kurar. Fakat bu güzel genç bayanın ölümcül hastalığı onu daha fazla yaşatmayacaktır. Milly’nin Merton’a olan ilgisini fark eden akıllı Kate, hemen herkesi mutlu edeceğine inandığı bir plan yapar.

1940 yıllarında Meksika'da geçen film, New Orleans'taki bir uyuşturucu baskınından kaçan Lee'yi takip ediyor. Mexico City'de şehrin kulüplerinde dolaşan Lee, terhis edilmiş bir Amerikan Donanması askeri olan uyuşturucu kullanıcısı Allerton'a aşık olur.

Anastasia tutkulu milyoner Christian Grey ile yaşadığı ilişkisini geride bırakmaya çalışmaktadır. Ancak bu sandığı kadar kolay olmaz. Yeniden bir araya gelen çiftin yaşadıkları zorluklar barışmalarıyla birlikte bitmeyecektir. Christian geçmişinden gelen şeytanları ile yüzleşmek zorunda kalırken, Anastasia da Grey'in geçmişinde kalan ancak onu unutmamış kadınların öfkeleriyle ve kıskançlıklarıyla yüzleşecektir.

Diana ve David Murphy (Demi Moore ve Woody Harrelson), sıkıntılı günler geçirmektedirler ve şanslarını denemek üzere Las Vegas'a gelirler. Milyarder John Gage ile karşılaşmaları ve aldıkları bir teklifle kötü günleri geride bırakabileceklerdir. 1 milyon dolarlık bu teklifin bedeli Diana ile geçirilecek bir gecedir. Problemlerini çözmek için gayet basit ve kolay bir çözüm gibi görünen bu teklif çifti aşk ve sadakat üzerine ciddi sorgulamalara sürükleyecektir. Başarılı yönetmen Adrian Lyne'dan ahlaki değerleri masa üzerine yatıran bir film.

Son Patron 1976 ABD yapımı dramatik dönem filmidir. Actors Studio'nun da kurucusu olan Istanbul doğumlu, Rum asıllı Amerikalı yönetmen Elia Kazan'ın yönettiği filmin uyarlama senaryosunu Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İngiliz yazar Harold Pinter yazmıştır. Pinter senaryoyu F. Scott Fitzgerald'ın hayattayken bitiremediği ve ölümünden bir yıl sonra, 1941'de yayımlanan aynı adlı son romanından uyarlamıştır. Film Oscar Ödüllü yönetmen Elia Kazan'ın da son filmidir.

Muriel, Kore Savaşı'ndan dönen kocası Lee ile California'da umut dolu, yeni bir hayata başlar. Ama bu yeni istikrarlı hayatları, Lee'nin karizmatik kardeşi Julius'un gelişiyle altüst olur ve tehlikeli bir aşk üçgeni şekillenir. Julius bir üçkâğıtçının peşine düşünce Muriel de kendi gizli hayatına başlar, at yarışı oynar ve hiç hayal bile edemediği bir aşkı keşfeder.

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

Üç farklı şehirde gelişen üç ayrı hikayeyi işleyen filmde Michael, Julia ve Sean'ın aşk ekseninde buluşan farklı hikayelerine tanık oluyoruz. Yakın zamanda evliliği sonlanan Michael, Paris'te yaşar. Yeni sevgilisi Anna tarafından ziyaret edildiği esnada Anna, Michael hakkında büyük bir sırrı öğrenir ve artık ona güvenmesi oldukça zordur. Bu durum ilişkilerini zora sokacaktır. New York'ta yaşayan Julia, oğlunu öldürmeye teşebbüsle suçlanmaktadır, her ne kadar karşı çıksa da oğlunun vesayeti babası Rick'e verilir. Rick, anne ve oğlu arasındaki ilişkiyi tamamen bitirmenin peşindedir. Roma'ya bir iş gezisine çıkan Sean ise İtalyan Monica'ya aşık olur ve bu esnada büyük bir talihsizlik patlak verir. Monica'nın kızı kaçırılır; Sean ise küçük kızı kurtarmanın bir yolunu bulmak zorunda kalır.

Dünya Savaşı sırasında hüküm giymiş bir Nazi savaş suçlusunun kızı olan Alicia'yla Amerikan Hükümeti adına casusluk yapması için temasa geçilir. Aşk, gerilim ve tutku gibi Hitchcock temaları etrafında dönen film, ustanın en iyi filmlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Film diğer Hitchcock filmleri gibi gerilim türünde olsa da; alt metin olarak asıl aşkı ele alıyor. Filmde Grant, ajan rolünde; Bergman da Almanya vatandaşı olan, babası kirli işlere karışmış, babasının yaptığı pis işleri öğrendiğinde Amerika hükümetine çeteye sızan birini canlandırıyor.

Bill Parish, bu dünyada bir insanın sahip olabileceği her şeye sahiptir: Güç, para, başarı ve mutlu bir aile. Fakat mutlu dünyası 65. yaş gününden birkaç gün önce esrarengiz yabancı Joe Black'in ziyaretiyle altüst olacaktır. Zira bu herhangi bir genç adam değil, Parish'in canını almaya gelen Ölüm'dür. Doğum gününü ailesiyle kutladıktan sonra hayata veda etmeyi tercih eden Bill, dünyada geçireceği fazladan birkaç güne karşılık Ölüm'ün dünyadaki rehberi olmayı kabul eder. Ölüm ise dünyanın tüm nimetlerini, en başta da aşkı tadacaktır. Ancak aşık olduğu kişinin Parish'in güzel kızı Susan olması, Bill'in dünyadaki son günlerini oldukça çetin kılacak gibidir.

Bir tenis maçında topun çizgiye yaklaştığı anlar vardır. Biraz da şansın yardımıyla top içeri düşebilir ve kazanırsın… Ya da ileri gider ve kaybedersin… Gerçek bu kadar basit midir? Tenis öğretmeni Chris hayatı boyunca şansı yaver gittiği için kıskanılmıştır. Özellikle en yakın arkadaşı Tom’un kız kardeşi Chloe ile evlenmeye kalkıp büyük bir servetin ortaklarından biri olma şansını yakalayınca...Chris’in hayatının en mutlu günleri olması gereken evlilik aşamasında hayaller, Tom’un rüyaları bile süsleyecek derecede güzel nişanlısı ile tanışınca sona erer. Hayranlık kısa süre sonra takıntı boyutunda tutkuya dönüşecek ve Chris’i zor bir seçime zorlayacaktır.

Frankie Dunn ringlerde yaşadığı yıllar boyunca müthiş dövüşçüler yetiştirmiştir. Öğrencisi olan boksörlere öğrettiği en önemli ders ise kendi hayatı için de temel kabul ettiği, her şeyden önce kendini korumaktır. Onu kızından soğutan ve uzak tutan acı deneyimi yüzünden uzun zamandır hiç kimse ile yakın olmamaya çalışmaktadır. Tek arkadaşı Scrap, onun spor salonuna göz kulak olmakta ve kaba dış görünümünün altında, 23 yıldır yakasını bırakmayan bir affedilme beklentisi olduğunu bilmektedir ve bir gün Maggie Fitzgerald, spor salonuna gelir.

Mevsimler ve doğanın o kusursuz çağrısı, yarattığı teslimiyet arzusu belki de başka hiçbir şeyde benzeri olmayan…Yüzen bir ev ki doğaya dair ne varsa muhteşem olan onu çevrelerken o göl ortasında yüzmekte. Yaşlıca bir rahip ve kendisine refakat eden diğer genç-çocuk rahip adayı.Yaşlı rahip, ona her şeyi bilgelikle ama bir o kadar da doğal bir akış içinde öğretir. Bu şekilde geçip giden mevsimler ile büyüyen çocuğun geçirdiği evrim, son derece doğal bir ahenk içinde ilerlerken sıra artık büyümüş olan çocuğun öğrendiklerini gerçek hayata nasıl yansıtacağını görmeye gelir. Ufak yaştan beri öğretilen erdemlere rağmen asıl öğretimin hayatın kendisi tarafından yapıldığının farkında olan bilge rahip için ise bekleme ve görme zamanıdır. Gerçek bir görsel şölen olarak beyazperdeye yansıyan ve gösterildiği bütün festivallerde büyük beğeni ile karşılanan bir film.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir