
Jean Cocteau
Narrator (Afterword)

At the end of the 1950s, French documentarian François Reichenbach spent eighteen months traveling the United States, documenting its diverse regions, their inhabitants, and their pastimes. The result is a journey through a multitude of different Americas, filtered through a French sensibility.

A compilation of over 30 years of private home movie footage shot by Lithuanian-American avant-garde director Jonas Mekas, assembled by Mekas "purely by chance", without concern for chronological order.

An unpredictable documentary from a fascinating storyteller, Agnès Varda’s last film sheds light on her experience as a director, bringing a personal insight to what she calls "cine-writing," traveling from Rue Daguerre in Paris to Los Angeles and Beijing.

Yeni Roman hareketinin ve savaş sonrası sinemanın önemli isimlerinden olan seksen yaşındaki Agnes Varda, sık sık işlerinde kendisini kameranın önüne koymuştur. Ama bunların sonuncusu, özgeçmiş niteliğinde bir deneme, yönetmenin bir sahilde geri geri yürüdüğü sahneyle açılan "bir çiçek dürbünü, bir kolaj, bir fantezi" adeta. Sahildeyiz, çünkü biri gelip onu açsa içindeki sahillerin ortaya çıkacağını söylüyor. Yönetmen dostu Chris Marker’ın da elle çizilmiş bir kedi cismine bürünerek anlattığı Agnes’in Plajları, Varda’nın fotoğraflar, eski çekimler, film sahneleri ve günümüzde çekilen sekanslardan örülü yaşamına ve hafızasına dair derin, çekici ve dokunaklı ifadelerden oluşuyor.

Nuridsnay ve Perennou’nun imzasını taşıyan Microcosmos, özel bir kamera ekipmanıyla çekilmiş olağanüstü bir doğa belgeseli olmanın ötesinde, böceklerin dünyasına bambaşka bir gözle bakmanızı sağlayacak çarpıcı bir film. Küçücük böceklerin devasa canlılara, bir yapraktan süzülen minicik bir su damlasının okyanus dalgalarına dönüştüğü film, hem büyüklerin hem de küçüklerin doyumsuz bir zevk alacaklarına inandığımız bir yapım. Film hem teknik hem de sanatsal açıdan mükemmel.

Film, 2010 yılında hayata veda eden ünlü İngiliz tasarımcı Lee Alexander McQueen’in efsanevi dünyasını anlatıyor. Tasarımcının çocukluk ve ilk gençlik yıllarını sarsıcı bir atmosferle aktaran belgesel, McQueen’in efsanevi şovlarının arkasındaki çarpıcı gerçeklere de odaklanıyor. 27 yaşında Givenchy‘nin başına geçen tasarımcının ikonik tarzı, onu endüstrinin gotik yüzü hâline getirirken; belgesel McQueen’i tanımak için de ideal bir ortam yaratıyor.

A detailing of the rise to prominence and global sporting superstardom of six supremely talented young Manchester United football players (David Beckham, Nicky Butt, Ryan Giggs, Paul Scholes, Phil and Gary Neville). The film covers the period 1992-1999, culminating in Manchester United's European Cup triumph.

Pixar's Lightyear'ın yapımında Buzz Lightyear'ın oyuncaktan insana evrimini keşfedin. Herkesin favorisi Space Ranger'ın kökenine ve kültürel etkisine, yeni bir "insan Buzz" tasarlama sanatına ve bu yolda Lightyear ekibinin karşılaştığı zorluklara dalın.

A documentary on the expletive's origin, why it offends some people so deeply, and what can be gained from its use.

Reggio'nun "Qatsi" üçlemesinin son parçasıdır ve teknolojinin insan yaşamı üzerindeki etkilerini sorgulayan derin bir anlatım sunar. Görsel olarak çarpıcı sahnelerle doludur ve izleyiciyi modern dünyanın karmaşasıyla yüzleşmeye davet eder. "Naqoyqatsi," kelime anlamıyla "savaşın yokluğu" demektir ve bu bağlamda, savaş ve şiddetin yerini alan teknolojik gelişmelerin, insan ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü araştırır. Film, görüntülerin yanı sıra, Philip Glass’ın büyüleyici müziğiyle de desteklenmektedir; bu müzik, filmin atmosferine derinlik katarak izleyicilerin duygusal tepkilerini güçlendirir. Hem görsel hem de işitsel düzeyde zengin bir deneyim sunarak, izleyiciyi düşündüren ve sorgulatan bir yapıt olarak öne çıkmaktadır.

Artık sessiz filmlerin dönemi kapanmaktadır ve konuşmaların yeraldığı sesli filmlere geçilirken, ünlü bir sahne yıldızı, en iyi arkadaşı, olası kız arkadaşı ve kurnaz oyuncu arkadaşı bu zorlu geçiş dönemine yakalanmışlardır.

Soğuk Savaş döneminde Ruslara saldırmak için bahane aramakta olan çılgın general Jack D. Ripper, Rusların 'Amerikan halkının vücut sıvılarını kirlettiği' gerekçesiyle SSCB'ye sürpriz bir nükleer saldırı yapmaya karar verir. Nükleer silahlarla yüklü bir Amerikan uçağı Rus sınırına yakın bir bölgede Soğuk Savaş döneminin tipik devriye uçuşlarından birini yapmaktayken mürettebat Ripper'dan SSCB'ye saldırı emrini alır. Fakat Rus büyükelçisi DeSadesky, Amerikan makamlarına Rus savunma teknolojisinin geldiği son noktanın ürünü olan 'Doomsday Device'dan bahsettiğinde ve başkanın danışmanlarından eski Nazi bilimadamı Dr. Strangelove, buluşun olduğunu doğruladığında durum daha da tehlikeli bir hal alır. 'Doomsday Device', SSCB'ye yapılacak herhangi bir nükleer saldırıda dünyadaki tüm canlıların yok olmasına sebep olacak bir silahtır.

Küçük Riley için hayat, babasının San Francisco’da yeni bir işe başlamasıyla baştan aşağıya değişir. Orta-Batı’daki yaşamını geride bırakan Riley'ı şimdi yeni bir ev, okul ve arkadaşlar beklemektedir. Peki içindeki duyguları ona ne söyler? Neşe, Korku, Öfke, Tiksinti ve Üzüntü… Riley'nin zihninin içinde yaşayan, ona günlük hayatında tavsiyeler veren duyguları bu yeni hayata alışırken ufak bir kaosa neden olacaktır. Neşe, Riley’nin en önemli duygusudur ve onu hep pozitif tutmaya çalışır ama diğer duygular bu yeni hayatına uyum sağlama konusunda biraz şaşkındır.

Paranormal konulara düşkün Dr. Peter Venkman ve 3 kafadar akademisyen arkadaşı bir işe yaramadıkları gerekçesiyle Columbia Üniversitesi'nden atıldıklarında kendi işlerini kurmaya karar verirler ve hayalet avcılığı şirketi Ghostbusters doğar.TV reklamları sayesinde isimlerini duyurup, New Yorkluları şehrin orasına burasına musallat olmuş hayaletlerden kurtarmaya başlarlar. Bir gün güzel viyolonselist Dana Barrett tarafında kiralandıklarında, genç kadına ait evin, New York'u istila etmeye başlayan kötü ruhlar tarafından dünyaya giriş kapısı olarak kullanıldığını anlarlar. İşler kontrolden çıkar.1984'te, o zamana dek yapılmış en pahalı komedi filmi olarak vizyona girdiğinde çılgınlık derecesinde sevilmiş olan Hayalet Avcıları; Dan Aykroyd ve Harold Ramis'in birlikte yazdıkları dahice senaryo kadar, Bill Murray ve Rick Moranis gibi komedyenlerin usta oyunuyla da unutulmazlar arasına girmiş bir yapım.

Dünya zombilerin istilası altındadır. Texas’ta yaşayan Columbus, korkak ancak "Kuralları” sayesinde hayatta kalabilmiş bir üniversite öğrencisidir. Ohio’da yaşayan ailesinin hayatta olup olmadığını görmek için oraya gitmeye karar verir. Yolda karşılaştığı Tallahassee, silah aşığı, zombi avlamayı seven, en büyük amacı dünyadaki son Twinkie keklerinden yemek olan sert görünümlü biridir. Zombi istilasının karmaşasında hayatta kalmak için hırsızlığı seçen Wichita ve Little Rock isimli kız kardeşlerle yolları kesişen bu ikili grubun yeni üyeleri ile Columbus'a ailesini bulaması için yardım edeceklerdir.

Canavarların en büyüğü, şehirleri ezmek için Tokyo'ya geri döndü. Japonya'da huzur dolu bir günde körfezde su fıskiyesi garip bir şekilde patlar fakat yetkililer pek önemsemez. İlk başlarda sadece volkanik faaliyetlerden şüphelenirler, ancak bir genç yönetici farklı bir şey olup olmadığını merak eder... Yaşadığı en kötü kabus, canlı bir şey. Korkunç, solgun canavar derinlerden çıkıp kenti yıkmaya başlayınca yıkımdan başka bir şey bırakmaz. Hükümet vatandaşları kurtarmak için uğraşırken, gönüllülerden oluşan takım, canavarın zayıflığını ve yabancı bir süpergüçle olan gizemli bağlarını ortaya çıkarmak için bir kırmızı bandı keser. Ancak zaman kısıtlıdır; dünyanın her yerinde yaşanacak en büyük felaket hemen gözlerinden önce gelişmek üzeredir.

Modellik yapan Carl ve Yaya, milyarder yolcuların tercih ettiği süper lüks bir gemi ile seyahate çıkar. Ancak keyifli başlayan yolculukları, fırtınanın çıkmasıyla yarım kalır. Çift, bir grup milyarder ve geminin temizlikçilerinden biriyle birlikte ıssız bir adada mahsur kalır.

Travmatik bir çocukluğun üstesinden gelerek Boston'da yeni bir hayata başlayan ve kendi işini kurma hayalinin peşinden koşan Lily Bloom'un hikayesini konu alan filmde, Bloom büyüleyici beyin cerrahı Ryle Kincaid ile şans eseri karşılaşır. Kısa sürede aralarında yoğun bir bağ oluşur ve derin bir aşk başlar. Ancak bir süre sonra ilişkilerinde sorunlar ortaya çıkar.

Barbie, yaşadığı dünyanın koşullarına uymayan bir kadındır. Yaşadığı dünyanın "mükemmel kadın" imajına uzak olduğunu farkeden Barbie, yaşadığı fantastik dünyadan dışlanır ve kimsenin iletişim kurmak istemediği biri halini alır. Uyum sağlayabileceği bir dünya bulma umuduyla bizim yaşadığımız gerçek dünyaya bir yolculuğa çıkar. Bu yeni dünyada, onu kendi evinde dışlanmış kılan farklılıkları, onu özel kılan avantajlara dönüşür.

Film kendisinin evlenmesi için seçilmiş, her dediğini yapan bir kadın yerine kendisini kendisi olduğu için sevecek bir kadın bulmak için Amerika'ya gelen bir prensin hikayesidir.

Yoğun bir iş kadını olan Emily Nelson, günün birinde oğlunun okuldan arkadaşının annesi olan vlogger Stephanie Smothers’tan "küçük bir ricada" bulunur. İstediği beş yaşındaki oğlunu okuldan almasıdır. Eşini trafik kazası sonucu kaybetmiş ve bu zamandan beri bekar bir anne olarak yaşamını sürdüren Stephanie ricayı yerine getirir ancak Emily'nin beklenmedik bir şekilde ortadan kaybolmasıyla dehşete düşer. Emily’e ulaşmak için telefonlar, mesajlar çare etmeyince Stephanie vlogunun takipçilerini de devreye sokar. Ancak asıl kabus, Stephanie ile Emily’nin kocası Sean’ın endişeli arayışlarının nihayetinde Emily’e ulaştıkları zaman başlayacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir