
Jack Nicholson
Charlie Smith

Sınır, ABD-Meksika sınırında görev yapan bir gümrük memurunun yozlaşmış ve karmaşık dünyasını gözler önüne seriyor. Yasa dışı işlere bulaşmış olan ana karakter, çaresiz bir annenin trajedisiyle karşılaşınca hayatının en büyük vicdan muhasebesine sürükleniyor. Bir bebeğin karanlık pazarlarda satılma tehdidi, sınırın ötesinde yaşanan insanlık dramını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Suç ve ahlak arasındaki ince çizgide yürüyen film, izleyiciyi gerçeklerle yüzleştiriyor. Sınır, toplumsal sorunlara cesurca dokunan yapısıyla, suçun sıradanlaşmasına ve insanlığın sınanmasına dair sarsıcı bir anlatı sunuyor.

Luke, yetenekli bir motosiklet sürücüsüdür ve dublörlük yaptığı karnaval kumpanyası ile şehir şehir gezmektedir. New York’a döndüğünde eski sevgilisi Romina ile yeniden karşılaşır ve kendi oğlu olan Jason’ı dünyaya getirdiğini öğrenir. Luke, yollarda geçen hayatını düzene sokma ve ailesiyle yeni bir yaşam kurma kararı alır. Araba tamircisi olarak yanında çalışmaya başladığı Robin, kısa sürede Luke’un yeteneklerini keşfeder ve yapılacak bir dizi banka soygunu için kendisine ortak olmasını ister. Bu teklif, tek amacı karısı ve çocuğu için daha iyi bir hayat sağlamak olan Luke’u hırslı polis memuru Avery Crossile karşı karşıya getirecektir.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

David "Noodles" Aaronson ve arkadaşları, 1920'lerin New York'unda beraber büyümüşlerdir. 1930'larda gangster dünyasında fırtına gibi esen sıkı dostlar zamanla dağılırlar. Fakat 1960'ların sonunda Aaronson, New York'a geri dönecek ve geçmişiyle yüzleşecektir.

New York’un önde gelen suç patronlarından birisinin şoförlüğünü yapan Frank Lucas’ın varlığından patronu ölene kadar hiç kimsenin haberi yoktur. Ancak patronunun aniden ölümü üzerine kendi imparatorluğunu kurmak ve Amerikan Rüyası’nın kendine özgü versiyonunu yaratmak için gereken açık kapıları keşfeder ve kolları sıvar. Frank Lucas, zekâsı ve katı çalışma ahlâkı sayesinde kısa sürede Harlem bölgesindeki uyuşturucu ticaretinin kontrolünü eline geçirir.


Polis müfettişi Ramon Mike Vargas ile Susan Vargas, henüz evlenmiş ve balayı için Meksika sınırında bir kasabayı seçmiş, kendi halinde bir çifttir. Karısıyla huzurlu bir kaç gün geçirmek isteyen genç müfettiş, kasabaya adımını atar atmaz bir bomba patlar ve Vargas, kendini olayın içinde bulur. Arabaya yerleştirilmiş bir bombanın patlamasıyla şok geçiren kasaba sakinleri ve tabii ki Vargas, olayın içinde bölge polislerinden Hank Quinlan'ın parmağı olduğundan bihaber suçluyu aramaya koyulurlar.

Her gün Amerika'nın arka sokaklarında bir savaş tekrarlanmakta. Uyuşturucu satıcıları, sıradan insanlar ve onları diğerlerinden korumaya yemiş etmiş insanlar arasında geçen bir savaş. 13 yıllık narkotik polisi Alonzo Harris, sokaklarda geçirdiği yıllar boyunca mesleğe ilk girdiği günkü idealistliğini kaybetmiş ve işleri kitaba uygun yapmaya çalışırsa hiç bir şey yapamayacağının ve kısa zamanda öldürüleceğinin bilincine varmıştır. Alonzo ve onun gibi bir çoğu artık gereken işi yapabilmeleri için korudukları kanunu çiğnemektedirler. Artık yaptıkları işin yasal olup olmadığı iyice bulanıklaşmıştır.Bir gün onun yanında göreve verilen çaylak polis Jake Hoyt ise Alonso'dan çok farklıdır. Jake her işi kitabına uygun yapıp toplumu düzene sokmayı inanç edinmiş tam bir idealisttir.

Muhafazakar bir yargıç, ABD başkanı tarafından uyuşturucuya karşı verilen savaşa öncülük etmek görevine atanır. Bu yeni misyonu sırasında, savcı kendi kızına ait çarpıcı gerçeklerle de yüzleşecektir.Uyuşturucu trafiğini farklı cephelerden ele alan ve bir biçimde bu işe bulaşmış insanların kendi küçük öykülerini iki saati aşan bir süreçte toplayan TRAFİK, İngiliz Channel 4 televizyonunda dört bölüm halinde yayınlanmış aynı adlı mini diziden esinle Alman - ABD ortak yapımı olarak gerçekleştirildi.

Earl Stone adında 80’li yaşlarında, beş parasız, yalnız ve işini kaybetmek üzere olan bir adama odaklanıyor. Earl yalnızca araba sürmesini gerektiren bir iş teklifini kabul eder ancak farkında olmadan Meksika karteli için uyuşturucu kuryeliği yapar. Kuryelik işi Earl'ün fazlasıyla iyi olduğu bir şey haline gelir. Kartel, çok iyi iş çıkardığı için Earl’e daha fazla iş vermeye başlar. Ancak Earl, bir süre sonra hırslı narkotik ajanı Colin Bates’in de radarına girer. Para sorunları ortadan kalkan Earl’e geçmişte yaptığı hatalar ağır gelmeye başlar. Polis veya kartel onu yakalamadan önce yaptığı yanlışları düzeltmek için fazla zamanı yoktur...

Nick Smith (Cecil Kellaway), orta yaşlıdır ve yol kenarında bir restorant işletmektedir. Genç ve güzel bir karısı vardır. Frank Chambers (John Garfield) başıboş bir serseridir. Restaurantta çalışmaya başlar. Bir süre sonra Frank Chambers ile restaurantın sahibi Nick Smith’in karısı Cora Smith (Lana Turner) arasında bir ilişki başlar. Onlar, Nick Smith’i kaza süsü vererek öldürmek ve sigortadan para alabilmek için planlar yaparlar.

Kaçakçıları engellemek için federal ajanlarla iş birliği yapan eski bir suçlunun hikayesi.


Mathilda, New York’ta yaşayan ailesi dağılmış 12 yaşında küçük bir kızdır. Ailesini sevmeyen Mathilda için en değerli varlığı küçük kardeşidir. Babası uyuşturucu işlerine bulaşınca mafya ailenin tüm bireylerini öldürür. O sırada alışverişte olan Mathilda ise olaydan kılpayı kurtulur ve Leon’un kaldığı daireye saklanır. Leon ise çok soğukkanlı bir katildir. Ancak Mathilda’ya karşı içten bir sevgi besler ve ona kol kanat gerer. Aslında babalık, arkadaşlık gibi kavramlar ona çok yabancıdır.

Tony Montana isimli Kübalı suçlu, Miami'ye gelip uyuşturucu lordu Robert Loggia'nın emrinde çalışmaya başlar. Montana'nın hırsı ve öfkesi basamaklaı hızla tırmanıp büyük bir suç şebekesinin başı olmasını sağlar. Film, uyuşturucu dünyasının gizli kapılar ardında dönen çarklarından başlayarak suç dünyasını gözler önüne serer.

Jordan Belfort 24 yaşında genç ve hırslı bir adamdır. Para kazanma arzusuyla Wall Street borsasında önce komisyoncu ve ardından Stratton Oakmont adında bir yatırımcı firmasında zengin olmak için her şeyi yapmaya hazır bir CEO olur. 90’ların en hızlı günleridir ve New York işlem salonunda her şey olabilmektedir. Önemsiz tahvillerle birçok yatırımcıyı aldatarak Belfort kısa zamanda bir para makinasına ve aynı zamanda bir harcama makinasına dönüşür. Bir günde hesapları milyon dolarlarla doldururken o gece hepsini aynı hızda harcayabilir. Profesyonel hayatının yanı sıra uyuşturucu, fahişeler, son derece pahalı lüks fantezilerle dolu kirli bir oyunun içindedir. Bu karakterin hayatındaki her şey abartılı bir şekilde devam ederken çöküş ise çok uzakta değildir.

Miami'de yaşayan iki yakın arkadaş Efraim Diveroli ve David Packouz, genç yaşlarına rağmen küçük girişimlerin Amerikan Ordu ihalelerine girmelerine imkan tanıyan bir fırsatı kullanarak kendileri için önemli miktarda para kazanmış, günlerini gün etmektedirler. Ancak Afganistan Ordusu'nu silahlandırmak için girdikleri 300 milyon dolarlık ihaleyi kazanmaları, bütün gözlerin üzerlerine dönmesine neden olur. Bu süreçte oldukça karanlık insanlarla iş yapmaları ve tehlikeli maceraları atılmaları gerekecektir.

Doug Liman'ın yönettiği, Tom Cruise'un başrolünde yer aldığı American Made, Medellin karteli için ABD'ye uyuşturucu kaçıran, sonrasında CIA için silah kaçakçılığı da yapan pilot Barry Seal'ın hikâyesini anlatıyor. Universal Pictures'ın Barry Seal: Kaçakçı filminde Tom Cruise, Yarının Sınırında (Edge of Tomorrow) filminde birlikte çalıştığı direktör Doug Liman (Geçmişi Olmayan Adam, Bay ve Bayan Smith) ile tekrar bir araya geliyor. Barry Seal adındaki dolandırıcı pilotun şaşırtıcı ve gerçek macerasını anlatan film, Seal'in Amerika tarihindeki en büyük gizli operasyonu yürütmesi için CIA tarafından işe alınmasını konu alıyor.

Frantisek Vlâcil’in, 18. yüzyıl Bohemya ormanlarında geçen, iddialı ve çok katmanlı ortaçağ epiğinin teması, paganizmden Hıristiyanlığa geçiştir. Filmde, masum, manastıra bağlı klan liderinin önder kızının (Magda Vâsâryovâ), vahşi pagan savaşçısı Mikolos Kozlik’e (Frantisek Veleck) esir düşüşü ve cinsel sömürüye maruz kalışı anlatılır.


Texas'ın küçük bir kasabasında geçen hikayede, geçmişini unutmaya çalışan ve gündüzleri koruda çalışıp akşamları içen Joe Ronsom'ın yolu, ailesinin içinde bulunduğu kaos ortamını sonlandırmak için yollara düşen 15 yaşında Gary ile kesişiyor. Gary ailesini geçindirebilmek için iş ararken Joe Ransom ile karşılaşır ve ikisinin de hayatı beklemedikleri şekilde değişir. Joe geçmişte işlediği suçlardan arınmanın ve tüm hatalarını telafi etmenin yolunu ararken, Gary, henüz tanımadığı Joe'yu koşulsuzca önemsemeye ve rol model olarak görmeye başlar. Joe ise hayatında ilk kez birisi için önemli olabileceğini düşünür ve Gary'yi kanatları altına alır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.














0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir