
Hong Chau
Kathy

Hikaye, kız kardeşlerinin mülküyle ilgilenmek zorunda kalan, mücadele eden bekar bir anne ve 8 yaşındaki çocuğunu anlatıyor. Bu kasabaya yabancı olarak, çok dağınık bir ev ve sessiz bir şekilde geldiklerinde, yan tarafta yalnız yaşayan sessiz, yaşlı adamla tanışırlar. Sekiz yaşındaki oğul, zar zor asılı kalan bir annenin gölgesinde kalırken, yan taraftaki adamla yavaş yavaş bir arkadaşlık kurmaya başlar.


Alvin Straight ve kızı küçük bir kasabada yaşamaktadır. Az paraları vardır ve Alvin şeker hastasıdır. Araba kullanamaz, kendi başına yürüyemeyecek haldedir ama söz dinlemez ve inatçı biridir. Eve gelen bir telefonla 10 yıldır görmediği abisinin kalp krizi geçirdiğini öğrenir. Bunun üzerine Alvin macerasına başlar, hem de bir çim biçme makinasının üstünde, ağabeyini ziyaret etmek üzere yola çıkar... Yüzlerce kilometre, bir sürü yeni insan, 6 haftalık bir macera. Sonuçta Alvin hedefine ulaşabilecek mi?

Maggie "Seninle beraber yaşamıyorum" diye çıkıştı Brick'e. "Aynı kafeste duruyoruz, o kadar." Tennessee Williams'ın 1955 Pulitzer ödüllü oyununun çarpıcı diyalogları ve yoğun duygusallığı oyunun bu film versiyonunda fırtına gibi gürlüyor. Kızgın Damdaki Kedi, olgun yaşlara hitabeden konuları ve ateşli performanslarıyla büyük gişe yapmış.Paul Newman, sorunlu eski spor yıldızı Brick rolündeki hassas performansıyla ilk kez Oscar Ödülü'ne aday gösterilmiş. Elizabeth Taylor ise, hayata olduğu gibi değil de birgün olmasını umduğu şekliyle sarılan kedi Maggie rolüyle ikinci kez aday olmuş. Burl Ives'in yalancılıktan nefret eden Big Daddy rolünde Broadway'deki ününü perçinlediği Kızgın Damdaki Kedi, yakıyor.

Ted Kramer, işine son derece bağlı bir babadır ve bir gece eve geç döndüğünde, karısı Joanna onu terk etmek üzere olduğunu söyler. Kocasından ayrılıp, kendisini bulmaya çalışacaktır. Altı yaşındaki oğullarını da bakması için ona bırakacaktır. Bir taraftan işini sürdürmeye çalışan Ted diğer yandan da, pek az babanın bildiği kadarıyla, oğlunu tanımaya çalışmaktadır. Ona yemekler pişirmekte, parka gezmeye götürmekte ve onun her ihtiyacı ile korkularını anlamaya çalışmaktadır.

Aylak babası, çalışkan bir annesi ve birkaç tane kardeşi olan bir kızın bu ortamda büyümesini, para kazanmasını ve aşk hikayelerini anlatıyor.

Güney Koreli göçmen Yi ailesinin 1980’ler Amerika’sında yeni bir hayat kurma hikayesini anlatıyor. Baba Jacob’un çiftlik kurma hayaliyle Kaliforniya’dan Arkansas’a taşınan aile, kendi kimlik krizleri ve Reagan döneminin ekonomik zorlukları arasında sıkışıp kalır. İdeallerindeki hayattan uzaklaştıkça, Jacob ve Monica çiftinin birbiriyle olan bağları zayıflamaya başlar. Çocuklarının bakımına yardım etmesi için, anneanne Soonja’yı (büyük övgü alan performansıyla Yuh-jung Youn) davet ederler. Muzip anneannenin gelişi, aileye kolay pes etmemeleri gerektiğini hatırlatacaktır. Tıpkı her tür koşulda zorluklara dayanıp kök salmasıyla bilinen, Kore’ye özgü “Minari” bitkisi gibi…

Connecticut'ın varlıklı banliyölerinden birinde pırıl pırıl güneşli bir yaz gününde orta yaşlı dinç görünüşlü bir adam olan Ned Merrill üzerinde mayosu olduğu halde dostlarından birinin bahçesinde ortaya çıkar. Her birinde yüzme havuzu olan köşklerin sıralandığı bir sayfiye vadisidir burası. Ned teker teker komşuları ve dostları olan bu insanların yüzme havuzlarına dalıp çıkarak kendi evine doğru bir yolculuk yapmaya karar verir.

Radyo programcısı Johnny, minik yeğenine bir süreliğine bakma görevini üstlenir. İkili, Los Angeles’tan New York’a, oradan New Orleans’a uzanan bir seyahate çıkarlar. Bu yolculuk, geçmiş ve gelecek arasındaki bağlar üzerine hassas ve derin bir hikayeye dönüşür.

Kore doğumlu bir adam kendisini, mimar babasının komada bulunduğu Indiana’daki Columbus’ta sıkışıp kalmış şekilde bulur. Adam, kendi hayallerini sürdürmek yerine, iyileşmekte olan bir bağımlı annesiyle Columbus’ta kalmak isteyen genç bir kadınla tanışır.

Dul bir gazeteci olan Phil Green (Gregory Peck) gelişme çağındaki oğluyla yaşıyor. Çalıştığı derginin patronu Phil'e ırkçılık hakkında bir dizi yazı yazmasını istiyor. Bunun üzerine Phil kendisini etrafa yahudi olarak tanıtmaya başlıyor. Birkaç hafta sonra insanların kendisine önyargıyla yaklaştığını farkeden Phil, "Beyefendilik Anlaşması" adındaki bir anti-yahudi topluluğun farkına varıyor.

Frank yakın zamanda eşini kaybetmiş ve çocuklarıyla yalnız kalmış bir aile babasıdır. Bu yalnızlığın ve yaptığı yanlışların ardından çocuklarının aileden bir bir kopmasına seyirci kalan Frank, aradan geçen yılların sonunda ailesini tekrar bir araya toplamak için bir yolculuğa çıkar.

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

Elliot Anderson (Kevin Costner), karısının bir araba kazasında ölmesiyle dul kalır. Elliot, kızı doğumda can verdiği için torunu Eloise (Jillian Estell)’i büyütür. Acısıyla baş etmeye çalışırken, Elliot’un dünyası, Afrikan Amerikan büyükanne Rowena (Octavia Spencer)’nın Eloise’in kendi kızını ölüme itmekle bağımlısı olan babası Reggie’ye verilmesini isteyince alt üst olur. Elliot kendisini bir anda velayet savaşında bulur ve ne pahasına olursa olsun torununu ilgisiz babasının eline vermeyecektir.

Richard Young satılığa çıkarılan evine yıllar sonra geri döner. Evinin her köşesine baktığında hayatından izler görür ve yaşadığı anlar her bir noktada yeniden canlanmaya başlar. Ancak eşi benzeri olmayan bu ev, sadece Richard Young’ın değil, kuşaklar boyunca pek çok kişinin hayatında iz bırakmıştır. Bu evin anıları, geçmişten günümüze yüzyıllarca sürecek bir yolculuğun başlangıcı olur.

13 yaşındaki Jake'in ailesi trajik bir şekilde ölür aynı şekilde dedesinide kayberde Jake'e sadece dedesinden kalan Brooklyn'deki ev olur. Yaşamak için o eve geçmesi gerekmektedir alt kattındaki dedelerinin komşuları oturmaktadır. Bir arkadaş bulur kendisine ve babası terzilik yapmaktadır. Jake'nin hayali ise oyuncu olmaktadır bunu gerçekleştirmek için herşeyi yapmaya çalışır

Estranged siblings reunite after years apart, forced to confront unresolved tensions and reevaluate their strained relationships with their emotionally distant parents.

With Christmas Eve just around the corner in bustling New York, five lonely and sad strangers find their lives inadvertently intersected.

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.

52 yaşında bir İngiliz edebiyatı profesörü olan George Falconer (Colin Firth), yaşamını 16 yıldır birlikte paylaştığı hayat arkadaşı Jim'i (Matthew Goode) trafik kazasında kaybetmiştir. Onun ölümünün ardından George hayatın anlamını kaybettiğini hissetmektedir. Geçmişte yaşamaya başlayan ve geleceğe dair şüpheleri olan George'un en iyi arkadaşı, kendisi gibi varlık problemleri ile boğuşan güzel Charley'dir (Julianne Moore). Hayatı sorgulayan George gün boyunca etrafında gelişen olayları izler, yeni insanlarla karşılaşır ve günün sonunda anı yaşamanın anlamına varır.

The Cure (1995), AIDS hastası 11 yaşındaki Dexter ile yalnız ve öfkeli bir çocuk olan Erik’in sıra dışı dostluğunu anlatır. Dexter hastalığı nedeniyle toplumdan dışlanmıştır; Erik ise sevgisiz bir evde büyümektedir. İkili, bir tabloid haberde gördükleri sözde AIDS tedavisini bulmak için Mississippi Nehri boyunca bir yolculuğa çıkar. Bu macera, onları hem fiziksel hem duygusal sınırlarını zorlayan olaylarla karşılaştırır. Film, çocuk gözünden önyargı, cesaret ve kaybın ağırlığını işlerken, dostluğun iyileştirici gücünü ön plana çıkarır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.













0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir