
Jessica Chastain
Eleanor Rigby

Aşkın derinliklerinde kaybolan bir çiftin, Conor ve Eleanor'un sarsıcı hikayesi, izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Ned Benson'ın yönetmenliğinde, Jessica Chastain ve James McAvoy'un büyüleyici performanslarıyla hayat bulan bu dram, mutluluğun ardından gelen bir trajedinin evliliği nasıl sınadığını gözler önüne seriyor. Başlangıçta iki farklı perspektiften sunulan, ardından ustaca tek bir sinematik deneyime dönüştürülen film, aşkın karmaşık doğasını, ayrılığın acısını ve yeniden bir araya gelme çabasını incelikle işliyor. Eleanor ve Conor'un birbirlerini anlamaya çalıştıkları bu süreç, ilişkinin farklı hallerini sorgulatan, düşündürücü ve yürek burkan anlarla dolu.

Jessica Chastain
Eleanor Rigby

James McAvoy
Conor Ludlow

Bill Hader
Stuart

Viola Davis
Professor Lillian Friedman

Isabelle Huppert
Mary Rigby

Ciarán Hinds
Spencer Ludlow

Nina Arianda
Alexis

Jess Weixler
Katy Rigby

William Hurt
Julian Rigby

Ryan Eggold
Guy from Club

Jeremy Shamos
Evangelist

Nikki M. James
Sia

Wyatt Ralff
Philip

Brendan Donaldson
Casimir Waiter

Daron Stewart
Guy Walking on Bridge

Oğlu Akira'yla birlikte yeni bir eve taşınan Keiko'nun önemli bir sırrı vardır. Bu sır, Keiko'nun her biri başka bir adamdan olmak üzere üç çocuğu daha olduğudur. Bir sabah uyandıklarında annelerini geride bir mektup ve bir zarf dolusu para bırakarak gitmiş bulan çocuklar, yalnız başlarına yaşamanın yollarını bulmaya çalışırlar.

Joe Buck, geçmişini bir kenara bırakır ve New York’a doğru bir yolculuğa çıkar. Niyeti orada zengin kadınlarla tanışıp, jigololuk yapmaktır. Ancak şehir hiç de onun beklediği gibi değildir. Kısa bir süre sonra fakir bir dolandırıcı olan Ratzo ile tanışır ve bu iki adam, çaresizliklerle dolu hayatlarında birbirlerinin en yakın dostu olur.

Film, üç kız çocuğunu ve karısını 11 Eylül saldırılarında kaybeden Charlie Fineman’in hikayesini anlatır. Charlie eski okul arkadaşı Alan Johnson’ın yanına gidince tüm hayatı değişmeye başlar. Alan'ın hayatında her şeyi vardır: iyi bir iş, güzel ve iyi bir karısı ve güzel çocuklar... Alan'ın her şeyi olsa da nedense kendisini bazen mutsuz hissetmektedir. Charlie’nin gelmesiyle iki eski arkadaş dostluklarını pekiştirip, her şeyin iyiye gittiğini görürler ve garip maceralarla dolu hikaye başlar...

Uncle Frank ile 1973 yılının yaz aylarına gidiyoruz. Genç bir kız olan Beth Bledsoe, New York'ta okuyabilmek üzere taşrada yaşayan ailesinin yanından ayrılır ve amcası Frank'in yanına gelir. Aynı zamanda Frank de saygıdeğer bir edebiyat profesörüdür. Beth, çok zaman geçmeden Frank'in eşcinsel olduğunu fark eder. 10 yılı aşkın süredir sevgilisi Wally ile birlikte yaşıyordur ve bunu bir sır olarak saklamıştır. Frank'in babasının aniden ölmesi üzerine Frank'in ailesinin yanına gitmesi gerekmektedir. Beth de bu yolculukta ona eşlik edecektir. Tabii Wally de onlara gizlice eşlik eder. Yolculuk boyunca derinlere gömülmüş duygular, travmalar birer birer ortaya çıkar.

Martha, evde doğum yaparken oldukça zorlayıcı deneyimler yaşar. Bunun ardından yaşadığı duygusal çöküntüyle ve dalgalanmalarla mücadele vermesi, bir yandan da kocası Sean ve annesi Elizabeth ile yaşadığı sorunlarla başa çıkması gerekmektedir.

Hesher, yalnız yaşayan cool bir adamdır. Dünyadan ve içindeki herkesten nefret eder. Uzun yağlı saçları ve el yapımı dövmeleri olan, yeterince beslenmeyen fakat çokça sigara içen biridir. Ateşle oynamaktan ve bir şeyleri havaya uçurmaktan hoşlanır. Karavanında yaşamını sürdüren Hesher'in rutin hayatı, TJ ile tanışınca değişir...

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Birbirinden ayırılmış ve hayatlarında birçok zorlukla mücadele eden ikiz kardeşler Maggie ve Milo'nun on sene sonra bir araya gelmesini konu alıyor.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

Ünlü bir savaş fotoğrafçısı olan Isabelle Reed, zamansız bir trafik kazası sonucu hayatını kaybedeli 3 yıl olmuştur. Reed'in anısına düzenlenecek bir fotoğraf sergisinin açılışı yaklaşırken, Reed'in büyük oğlu Jonah, uzun zaman sonra babası Gene ve içine kapanık ergen kardeşi Conrad'ın yanına gelir. Aynı aileden olmalarına rağmen mesafeli bir ilişkileri olan ve Isabelle'i çok farklı şekilde hatıralarında yaşatan bu üç kişi birbirine Isabelle’in zihinlerindeki farklı farklı imgeleri sayesinde yakınlaşacak ve Isabelle’in hayatı boyunca içine attığı sırlarıyla yüzleşeceklerdir.

Hayatı tepetaklak olan Linda, çocuğunun gizemli hastalığı, ortalıkta olmayan kocası, kayıp bir kişi ve terapistiyle giderek kötüleşen ilişkisiyle başa çıkmaya çalışır.

Bir yayıncının oğlu olan Thomas Webb (Callum Turner), üniversiteden yeni mezun olmuştur ve dünyadaki yerini aramaktadır. Babasının sanatçı eşi ile birlikte beraber yaşadıkları Üst Batı tarafındaki dairesinden, Alt Doğu tarafına taşınan Webb, burada viski shotları içerken dünyevi bilgeliğini aktarmayı seven yazar komşusu W.F Gerald (Jeff Bridges) ile tanışır. Kendini keşfetmeye çalışan Thomas’ın dünyası uzun süredir evli olan babasının, baştan çıkarıcı genç bir kadınla ilişki yaşadığını öğrenince değişir. Bu ilişkiyi bozmaya kararlı olan Thomas, onları ayırabilmek için babasının sevgilisi ile birlikte olur. Bu durum Thomas’ın kendisi ve ailesi ile ilgili tüm bildiklerini değiştirecek bir olaylar zinciri yaratır.

Büyük bir sigorta şirketinin yöneticisi Gene, kötümserliğini bir mesai arkadaşına aktarır. Fizik profesörü olmak Walter'ı tatmin etmez, o da karısından ayrılır. Troy, mesleğinde yükselişi kösteklenmiş genç bir avukattır. Beatrice ise, geçmişteki bir mucizenin yardımıyla ayakta duran genç bir temizlikçi. Hepsi kendilerine temel bir soru sorarlar: Mutluluk nedir, nasıl mutlu oluruz?

Ayelet Waldman'ın romanından uyarlanan film, evliliğini ve üvey oğluyla olan sorunlu ilişkisini düzeltmek için bir yol arayan genç bir kadının öyküsünü anlatıyor.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.


Jia Zhangke’nin Yalan Dünya’nın ardından çektiği bu film, “seçim yapma" olgusunu anlatıyor. Filmin başkişileri özgürlüklerini ve saygınlıklarını aşka ilişkin seçimleriyle elde ediyor. Yangtze Irmağı’nın kıyısında, yarı yarıya Üç Boğaz Barajı’nın topladığı suların altında kalmış küçük bir kasabada geçen filmde, birbiriyle çakışan iki öyküde, ayrı yaşayan ve iki yıl sonra karşılaşan iki çifti izliyoruz. Çiftlerden biri yeniden birleşmeyi, diğeri ise ayrı kalmayı seçecektir.

Yaramaz Harry, günümüz New York kentinin sofistike sokaklarında, yaratıcılığın kol gezdiği ofislerde, 2 sıkıntıların hakim olduğu cafelerde ve kalabalığın ardında saklanan yalnızlığın ortasında hayat buluyor. Harry'nin hayatı, sinir krizinin eşiğinde, gülerken düşündüren maceralarla dopdolu ve sıradanlığın oldukça ötesinde bir seyir kazanıyor..., Neden mi? Harry Block, arkadaşları hakkında satış rekorları kıran bir kitap yazıyor... Özel hayatlarının en özel noktaları herkesin önüne sunulan bu zavallı kurbanlar ise Harry'nin en büyük düşmanları olma yolundalar.

Günümüz Londra'sında birbirine yabancı iki çiftten birindeki adamın, diğer çiftteki kadınla tanışmasıyla tesadüfler arka arkaya gelmeye başlar. Birbirlerine duydukları anlık hislerse aldatmaları beraberinde getirir.İngiliz bir gazeteci olan Dan, mesleğini çok ciddiye alan ve kariyer yapmak isteyen biridir. Ancak, onun görevi gazetedeki ölüm ilanları yazmaktır. Dan, genç bir striptizci olan Alice'ten etkilenir. Ancak, fotoğrafçı Anna'yla tanışınca, duygularına ve ihtirasına hakim olamaz.

Nickel Çocukları, bir çocuk ıslahevinde kalan iki siyahi genci konu alıyor. İkisinin derin dostluğu bir dönüşüm sunarak umut uyandırıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir